Bir türlü kontrol edemedigim kaygı, takıntılı olma hâli, endişe, olumsuz düşüncelerin tekrarı, rahatsız olduğum insanları hatırlama stres ve bu kaygıyı günlük yaşantıma yansıtmak bunun önüne geçemiyorum yardımcı olur musunuz
Obsesif kompulsüf bozukluk (OKB), kişilerin zihninde sürekli tekrar eden düşüncelere sahip olmasıyla ve varlığı kişiyi rahatsız eden bu düşüncelerle baş edebilmek için belirli davranış kalıplarının sık sık tekrarlamasına neden olan kısıtlayıcı bir rahatsızlıktır.
Bu hastalığa sahip kişiler kontrol edemedikleri duygu, düşünce ve davranışları saplantı haline getirmektedirler. Bu duygu, düşünce ve davranışları zihinlerinden uzaklaştıramazlar.
Birçok konuda sıklıkla kuşkuya, endişeye kapılırlar ve bu dürtüleri zihinlerinden uzaklaştıramadıkları için huzursuz hissederler. Huzursuzluk hissinden kurtulmak için ise belirli davranış örüntülerini sergilerler.
Başka bir ifadeyle; obsesyonlar anksiyete düzeyini arttırırken kompulsiyonlar ise obsesyonların neden olduğu anksiyete düzeyini azaltmaktadır.
Örneğin; bir kişinin işe giderken hep aynı yolu kullanması ve yolunu değiştirirse kaza yapacağını düşünmesi, bir kapı koluna dokunduğunda elini belirli sayılarda yıkaması ve yıkamadığı zaman mikrop kaparak öleceğini düşünmesi. Tüm bu takıntılı düşünceler; bireylerde günlük yaşam aktivitelerini yerine getirmede zorluklar yaratır, bireylerin işlevselliğini bozar. Herkeste bazı konulara karşı takıntılar mevcuttur ancak burada önemli olan bu takıntıların ne kadar sürdüğü ve kişilerin günlük hayattaki işlevlerini bozma derecesidir.
OKB’nin en yaygın belirtileri nelerdir?
➤Sürekli duş almaya dair yoğun istek
➤Mikrop kapma korkusu
➤Yoğun temizlik takıntısı
➤Çok sık bir şekilde el yıkama ihtiyacı hissetme
➤Abartılı bir şekilde simetri takıntısına sahip olmak
➤Mükemmel olma ihtiyacı hissetmek
➤Yapılması gereken işleri belirli bir sıraya sokarak ve belirli bir sayıyla yapmak (örneğin; eve girmeden önce mutlaka , ihtiyaç olmasa bile, markete uğramak ve kapı eşiğinden 3 defa geçmek.)
➤Çok yoğun bir şekilde bir şeyleri kontrol etme isteği (kapı kilidini, pencerelerin kapalı olup olmadığını, ocağın açık olup olmadığını vb.)
➤Kirlenmekten korkmak ve bundan dolayı giysileri gün içinde çok sık değiştirmek
➤Sevdiklerine ve kendisine zarar geleceği endişesi içinde yaşama
➤İnsanlara dokunmaktan kaçınma (örneğin, el sıkışmak istememek.)
➤Bir davranışı belirli sayılar üzerinden tekrar etme
➤Hata yapmaktan yoğun bir şekilde korkmak
➤Diğerlerine, isteyerek ya da istemeyerek, zarar vermekten korkma
➤Bazı kelimeleri, sayıları veya duaları içinden sıklıkla tekrarlamak
Bu bozukluğun herhangi bir tedavi yardımı almadan geçme olasılığının oldukça düşük olduğu söylenebilir. İlaç ve psikoterapi tedavisinin birlikte yürütülmesiyle başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Bahsedilen bu saplantılı düşünce ve davranışlara sahip olduğunuzu düşünüyorsanız, hemen bir uzmana başvurmanızı öneririm.
Tedavi alan hastaların, yaşam kalitelerini arttığı, günlük işlevlerini rahatça yerine getirdiği ve kişiler arası ilişkilerinde daha başarılı olduğu gözlenmiştir.
bunun tedavisi için uzman birine neden gitmiyorsun? ayrıca artık online terapilerde var. şu dönemde daha daha güvenli olacaktır senin için. ve ruhsal bozukluklar sadece size değil yakın çevrenize de zarar veriyor. bununda bilincinde olduğunuzu düşünüyorum. benim kız arkadaşım narsistik kişilik bozukluğu vardı. 6 ay sonra farkettim. ve bu 6 aylık süreçte ne çektiğimi birtek ben biliyorum. bu yüzden mutlaka terapi almanızı tavsiye ediyorum. kendinizi düşünmeseniz bile yakın çevrenizi düşünün
Bahsettiğin bu durumlar ile OKB örtüşmüyor. Kaygı bozukluğu, depresyon gibi psikolojik sorunlar olabilir, olmaya da bilir. O bakımdan psikologdan destek alabilirsin. Eğer ki bir rahatsızlığın varsa tedavisi için psikiyatra yönlendirecektir. Psikolog rahatsızlığın olduğunu öngörmeden kendine "öyleyim" dememelisin. Şu zamanda normal, mutlu bir insan olmak garipsenirdi zaten.. İyi bak kendine canım 👋❤️
Günümüz ruhsal hastalıkların en yaygın çeşididir birçok genç bu rahatsızlıkları gizliden gizliye boğuşuyor diyebilirim tabi bunu uzmanların tespitlerine göre söylüyorum bunun için Yetkin bi piskologdan danışmanlık almamız gerekir huzurlu günlerinize kavuşmanız dileğiyle
Merhabalar,
Obsesif kompulsüf bozukluk (OKB), kişilerin zihninde sürekli tekrar eden düşüncelere sahip olmasıyla ve varlığı kişiyi rahatsız eden bu düşüncelerle baş edebilmek için belirli davranış kalıplarının sık sık tekrarlamasına neden olan kısıtlayıcı bir rahatsızlıktır.
Bu hastalığa sahip kişiler kontrol edemedikleri duygu, düşünce ve davranışları saplantı haline getirmektedirler. Bu duygu, düşünce ve davranışları zihinlerinden uzaklaştıramazlar.
Birçok konuda sıklıkla kuşkuya, endişeye kapılırlar ve bu dürtüleri zihinlerinden uzaklaştıramadıkları için huzursuz hissederler. Huzursuzluk hissinden kurtulmak için ise belirli davranış örüntülerini sergilerler.
Başka bir ifadeyle; obsesyonlar anksiyete düzeyini arttırırken kompulsiyonlar ise obsesyonların neden olduğu anksiyete düzeyini azaltmaktadır.
Örneğin; bir kişinin işe giderken hep aynı yolu kullanması ve yolunu değiştirirse kaza yapacağını düşünmesi, bir kapı koluna dokunduğunda elini belirli sayılarda yıkaması ve yıkamadığı zaman mikrop kaparak öleceğini düşünmesi. Tüm bu takıntılı düşünceler; bireylerde günlük yaşam aktivitelerini yerine getirmede zorluklar yaratır, bireylerin işlevselliğini bozar. Herkeste bazı konulara karşı takıntılar mevcuttur ancak burada önemli olan bu takıntıların ne kadar sürdüğü ve kişilerin günlük hayattaki işlevlerini bozma derecesidir.
OKB’nin en yaygın belirtileri nelerdir?
Bu bozukluğun herhangi bir tedavi yardımı almadan geçme olasılığının oldukça düşük olduğu söylenebilir. İlaç ve psikoterapi tedavisinin birlikte yürütülmesiyle başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Bahsedilen bu saplantılı düşünce ve davranışlara sahip olduğunuzu düşünüyorsanız, hemen bir uzmana başvurmanızı öneririm.
Tedavi alan hastaların, yaşam kalitelerini arttığı, günlük işlevlerini rahatça yerine getirdiği ve kişiler arası ilişkilerinde daha başarılı olduğu gözlenmiştir.
Sağlıcakla kalın.
Uzman Klinik Psikolog Zübeyde Ezgi HORZUM