Yaz günlerine, denize, kum, güneşe.. En önemlisi de bikinilere az kalan şu günlerde böyle bir bence yapmaya karar verdim, umarım beğenirsiniz..
Evet, konumuz Dukan Diyeti...
Genelde obez hastalarının uyguladığı bir diyet, fakat birkaç kilo fazlası olan insanlar da yapabiliyor bu diyeti.. Yani ben obez birisiydim ama sizin bir kaç kilo fazlanız varsa uygulabilirsiniz.
Öncelikle Dukan Diyeti ile ilgili, burada olsun, internette olsun birkaç makaleye rastlamışsınızdır. Fakat ben bugün sizinle çektiğim kilo sıkıntısı ve sonunda başarıya ulaştığım dukan tecrübemi anlatacağım.
Ben kendimi bildim bileli hem tombul bir çocuktum, abur cubur değilde pilav, börek, makarna her çeşit hamur işini çok severdim. Annemde bayılırdı yapmaya.. Benim de hiç umrumda olmazdı, çocuğum yani nerden bileyim.. Yok güzel fizik, yok şu, yok bu.. Hiçte umrumda olmadı..
Daha sonra 13-14 yaşlarımda, sınavdı, lise heyecanıydı falan derken epey kilo aldım. Canım sıkıldıkça yiyordum, ve harekette etmiyordum da...

Öyle böyle günler geçerken 1.67 boya 79 kilo olan 15 yaşında bir kız oldum. Orantısız bir vücudum ve kocaman bir göbeğim vardı. Normalde umrumda olmayan o fizik gözüme batmaya başladı. Birde en yakın arkadaşınızın manken gibi vücudu varsa bu durum sizi dahada rahatsız ediyor tabi..
Aynaya bakmaktan nefret ediyordum, dışarı çıkmaktan nefret ediyordum. Üstüme yakışmayan o kıyafetleri giymekten nefret ediyordum. Zaten hiçbir zaman o göbeği açık, fırfırlı, pembe, yeşil, mor kıyafetlere sahip olamadım. Siyah benim rengimdi, siyah kiloları kapatan tek silahtı çünkü.. Fakat bir süre sonra beni siyah bile kurtaramadı.
İyice asosyelleşmiştim, sürekli yemek yiyip televizyon izliyordum. Dışarı çıkmıyordum. Yemek yemek benim için bir hobi haline gelmişti. Ailem ise bu konuda üzerime fazla düşmüyorlardı, fakat içten içe annemde üzülüyordu bu halime.
16 yaşıma geldiğimde 85 kiloya ulaştım, kendimden o kadar çok nefret ediyordum ki, üstüne üstlük okul değiştirmiştim. Yanımda eski arkadaşlarımda yoktu, sınıfta gayet sessiz bir biçimde kimseye bulaşmadan oturuyordum.
Sonra bir gün derste, hoca beni masasına çağırdı. Bende yerimden kalkıp hocanın yanına gidecektim. Fakat yanımdaki sıranın arasından geçemedim. Biraz zorlamaya çalıştığımda ise sıra ağır bir gümbürtüyle yere düştü. Her sınıfta bir gıcık olur ya hani. Bizim sınıftakinin ismide Gökhan'dı. Zaten sırayı düşürmüşüm, gözler üstümde. Nasıl utanıyorum.
Hiç unutmam, şöyle bir güldü sonra;
"Az ye be hatun. Fil gibisin."

Eve gittiğimde ise ilk kez bileklerimi kestim, yaklaşık 1 hafta okula gidemedim. Artık kilom sadece benim değil insanlarında gözüne batmaya başlamıştı, gerçi eminim her zaman batıyordu..
Üzülüyordum, fakat yemeye devam ediyordum. Yemek benim dostumdu. Yiyecekler hiçbir zaman kalbimi kıramazdi, bunu biliyordum. Ve sürekli yiyordum.
Bir süre sonra insanlardan gelen tepkiler üzerine topluluk içerisinde yemek yiyememeye başladım. Zaten dediğim gibi, okulumuz pislik bir okuldu. Gruplaşma vardı ve ben yanlızdım. Yemekhanede yemek yerdim hep, fakat bir süre sonra tuvalette kendimi kilitleyip yemek yemeye başladım.
Tüm bunlara üzülsemde içimde her zaman "Herkes zayıf olmak zorunda değil." diye bir düşünce vardı. Fakat sırf bu yüzden insanların göz zevkini bozamazdım. Buna artık dur demeliydim, daha ne kadar yiyecektim ?
Binlerce kez diyet yaptım. 1 hafta boyunca sadece su içtiğim bile oldu, kendimi streç filmlemekten tutunda kusarak zayıflamaya kadar her yolu denedim. Fakat sürekli verdiğim kiloyu hep geri aldım.
Yaz mevsimindeydik, ve inanın 16'mın yazında bir kere bile denize girmedim. Bodrum'a gitmiştik birde. Altımda eşoftmanım üstümde siyah bir tişört, güneşin alnında öylece oturdum. Normalde benim tercihim yazı evde geçirmek olurdu ama anneme gına gelmişti artık. Asosyal olduğumu söylerdi sürekli.

Diyeti, okuldaki diyet manyağı kızlardan duymuştum. Hayır birde böyle zayıflıktan zafiyet geçiren kızlar "Ay kilo vermem gerekiyor, diyet lazım." diyorlar ya, ölesiye nefret ettim her zaman onlardan.
89 kiloyla başladım diyeteAnnemin yardımıyla falan iyice öğrendim diyeti. Neymiş ? Atak ve seyir evresi. Atak evresi 1 hafta sürüyor. Sadece süt ve süt ürünleri, light gazlı içecek serbest. Ette serbest, sebze yok, ekmek yok, meyve yok, şeker yok. Yokta yok yani.
1 haftayı zar zor geçirerek bitirdim atak evremi, düşünün ya meyve, sebze bile yoktu. Bu evrede 3 kilo verdim. O kadar mutlu oldum ki, kilo vermenin tadı çikolatanın, çeşit çeşit aburcuburun tadından dahada güzeldi.

Kendimle gurur duyuyordum, hoş bu 3 kilo vücudumda hiçbir değişiklik yaratmamıştı. Herhalde anca parmaklarım incelmişti biraz.. En az 25 kilo vermem gerekiyordu, tam tamına 25 kilo.. Yani içimden bir kız çıkacaktı neredeyse..
Işe öncelikle bu 25 kiloyu gözde büyütmemek ile başladım, 10 kiloyu ilk 2 ayda verecektim, daha sonra Allah yardım eder umuduyla başladım seyir evresine.
Olayın içine sebzenin karışması biraz olsun beni rahatlatmıştı, en sonunda et ve süt ürünlerinden başka birşeyde yiyebiliyordum. Fakat meyve yine yoktu.. Bu seyir evresi ben bu 25 kiloyu verene kadar sürecekti..
Atak evresinde hergün yarım saat hafif tempoda yürüdüm, hemde dışarıda. Insanların "Oha yürüyerek kilo veremezsin ki sen." diyeceklerini düşündüm hep, yinede gözlüklerimi taktım ve yürümeye başladım. Insanlarla göz teması kurmak istemedim çünkü.
Seyir evresinde ise 2 günde bir 1 saat boyunca yürüdüm. Yaklaşık 2 hafta seyir evresini yaptıktan sonra 2.5 kilo daha vermiştim. Fakat işte tam o günden sonra kilo vermem durdu. Daha az yedim. Fakat kilom 83'te takılı kalmıştı. Belkide diyet yapmanın en kötü günleri bu.. Zaten veremiyorum diye vazgeçmemeliydim. Devam ettim, ve moralimi bozan o tartıya bakmadım. Hergün baktığım o tartıya haftada bir kere bakmaya başladım. Hergün 1 saat yürüyordum, bunu 2 saate çıkardım. Yürümeyi seviyordum, ve yemeyi artık o kadar önemsememeye başladım. Midem yavaş yavaş küçülüyordu ve artık canım tatlı istemiyordu. Resim çizmeye başladım.. Yeni bir hobi edinmek emin olun yemeği size unutturuyor.
Tam tamına 7 ay su gibi geçti, ara ara kaçamaklarım oldu tabi. Seyir evremin 4. ayından sonra kendime haftada bir izin verdim. Bir küçük çikolata tüm haftamın ödülüydü.

20 kilo vermiştim, 69 kiloydum. Artık sağlıksal olarak hiçbir kilo problemim kalmamıştı, rahatça hareket edebiliyordum. Fakat görüntümden pek memnun değildim, bir 10 kilo daha verirsem herşeyin daha iyi olacağını düşündüm.
Seyir evresi bittikten sonra, 6 ay boyunca koruma evresini uyguladım. Koruma evresinde ise meyve, sebze, ve günde iki dilim ekmek izniniz var. Haftada 2 kere aburcubur yiyebiliyorsunuz. Bir tane olma şartıyla. Koruma evresinde de bir kaç kilo kaybedersiniz, fakat bu evredeki asıl amaç verdiğiniz kiloyu korumak. Kilo başına 10 gün bu evreyi uyguluyorsunuz. Örneğin tüm bu diyette 10 kilo verdiniz, 10x10=100 gün boyunca bu evreyi yapmanız lazım. Fakat ben dayanamadım ve 6 ay yapabildim. Zaten yeme alışkanlığımda değişmişti, aburcuburu pek sevmiyordum artık.

Koruma evresi bitince diyet yapmayı bıraktım ve spora başladım, haftada 3 gün 2 saatim fitness salonunda geçiyordu. Amacım kendimi spora alıştırmak, ve vücudumu toparlamaktı.
Şu an 18 yaşındayım, spor yapmayı çok seviyorum. Karın bölgemde hafifçe bir sixpack'im bile var diyebilirim. Fitness salonuna hala gidiyorum. Yemeklerimi yiyorum, haftada bir kere olmak şartıyla kendime izin verdiğim hamur işi türleri var. Gayet mutluyum. Inanın, zayıf olmanın verdiği mutluluk, dünyanın en güzel çikolatasının salgıladığı mutluluk hormanından 1000 kat daha fazla.
Sonuç olarak, herşey sizin kafanızda bitiyor. Pazartesi değil, hemen yarın..
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar