Korkunun Efendileri'ni İzlerken Korkularınızla Yüzleşmeye Var mısınız?

Sitede filmler konu başlığını takip edenler mutlaka korku filmlerini ve kitaplarını takip ettiğimi ve "korku"dan büyük haz aldığımı görmüşlerdir.

Bu Bencemde sizlere 2005-2007 yılları arasında TVlerde gösterilen 2 sezonluk Masters of Horror dizisini tanıtacağım.

Dizimiz 2 sezon boyunca,korku filmleri yönetmiş ünlü yönetmenlerin (Stuart Gordon,John Carpenter,Dairo Argento vs.) ve korku edebiyatına katkıda bulunmuş (H.P Lovercraft,Stephen King, Clive Barker ve Edgar Allen Poe gibi) yazarların yaklaşık 50 dakikalık öykülerini izlememize fırsat sunuyor.

Dizinin yapımcılık koltuğundaki ismi ise Stephen King öykülerinden yaptığı uyarlamalarla tanınan Mick Garris.

Korkunun Efendileri'ni İzlerken Korkularınızla Yüzleşmeye Var mısınız?

Dizinin her bir bölümü birbirinden bağımsız öykülerle ekrana geliyor. Canınız sıkıldığında ve kafa dağıtmak istediğinizde bir bölüm açıp izleyebilir ve acaba konu neydi geçen bölümde ne oldu gibi sorularla kafanı meşgul etmezsiniz.

Diziyle ilgili olarak; oldukça kanlı gore sahnelerin bulunduğunu ve çoğu bölümde +18 kategorisine giren nude sahneler olduğunu belirtelim. Midesi hassas olan ve çıplaklıktan hoşlanmayan biri iseniz bu diziyi izlememenizde yarar var.

Biraz da dizinin bazı bölümlerinden bahsedelim ve bölüm fragmanlarıyla nasıl bir dizi izleyeceğinize dair bir fikir edinelim.

Bölüm fragmanlarında bolca vahşet mevcut. İzlemeden önce bir kez daha hatırlatma yapmak da fayda var.

İlk bölümde 80lerde Phantasm adlı filmleriyle sinemada oldukça adından söz ettiren Don Coscarelli imzası var. Konu olarak ıssız bir otoyolda yalnız seyreden bir kadının başına gelenler hakkında. Ama tabii ki dizimizin de adından anlaşıldığı üzere bol bol ceset kan vahşet bizleri beklemekte.

İkinci bölümde ise efsanevi korku yazarı Lovecraft'ın hikayesi olan “Dreams in the Witch-House" adlı öykü karşımıza çıkıyor. Lovecraft hayranı biri olarak bu bölümün en iyi bölümler arasında ilk üçe girdiğini rahatlıkla iddia edebilirim.

“Re-animator” gibi kült olmuş başka bir Lovecraft uyarlamasını yöneten Stuart Gordon tarafından çekilen bu bölüm, genç bir üniversite öğrencisinin bilmeyerek aslında 17. yy cadılarının konağı olan bir otelde oda tutmasını konu alıyor. Tabii ki otelde bulunan oda başka bir evrene açılıyor ve o evrenden dünyamıza kötülükler geliyor.

Dizinin en çok beğenilen bölümlerinden olan dördüncü bölümde ise İtalyan korku ustası Dario Argento (Deep red, Suspiria) tarafından yönetilen iki bölümden biri olan (diğeri Pelts) Jenifer’ı izliyoruz. Ormanda öldürülmek üzere iken bulup kurtardığı bir genç kız tarafından hayatı allak bullak olan bir adamın hikayesinin anlatıldığı bölüm de Jennifer kızımızın makyajı oldukça ürkütücü ve yine bol bol gore sahneler bulunmakta.

Benim de en favori bölümlerimden biri olan sekizinci bölüm ise Halloween Serisi, Christine, The Thing, The Fog, In the Mouth of Madness, They Live! gibi şahane filmleri çoğu zaman yazmış bazen de yönetmiş olan John Carpenter imzasını taşıyor. Carpenter, Cigarette Burns’te bizi oldukça ilginç bir hikaye ile baş başa bırakıyor. Bu bölümde Udo Kier’in canlandırdığı Bellinger karakteri, Kirby (genç Norman Reedus) adlı bir adamdan, gerçek melek ve şeytanların oynadığı, izleyenlerin delirip kendilerini öldürdükleri için yasaklanmış ve yok edilmiş bir filmi, ne pahasına olursa olsun bulmasını ister ve olaylar bu şekilde başlar.

Birçok izleyiciye göre dizinin en manyakça ve rahatsız edici bölümüdür. Bol kan ve vahşet sahneleri ile gözlerimiz adeta kana ve dehşete doyuyor.

On ikinci bölümde ise öykümüz büyük usta Clive Barker’a ait. Hellraiser’ın ve Cabal’ın yaratıcısı Clive Barker’ın kısa romanından Mick Garris’in yardımları ile uyarlandı. Hasta babasını ziyarete giderken, yaşlı bir adam ve onun genç karısının kulübesine giren bir genç, korkunç bir sırrı keşfetmesi üzerine kurulu.

İlk sezonun son bölümü olan Imprint, Takashi Miike tarafından yönetilmiş ve Shimako Iwai’nın aynı adlı kitabından uyarlanmış. 1800'lerde, aşık olduğu hayat kadınını bulmak Japonya’ya dönen bir Amerikalının, o ayrıldıktan sonra sevdiği kadının başına gelen korkunç şeyleri anlatan bölüm, oldukça ilgi çekici işkence sahnelerine sahip.

Dizinin ikinci sezonunda ise en çok ilgi çeken bölümlerden biri olan The Washingtonians adlı bölümü özellikle izlemenizi tavsiye ederim. Bu bölümde eğer George Washington aslında bir yamyam olsaydı neler olurdu sorusuna güzel bir cevap verilmiş.

Yine 2.sezonun ilk bölümü, senaryosunu Richard Christian Matheson’ın (ünlü bilimkurgu ve korku yazarı Richard Matheson’ın oğlu) bir Ambrose Bierce öyküsünden uyarlanmış ve konusu küçük bir Teksas kasabasında geçiyor. Kasaba, insanlara birbirlerini öldürten görünmez, gizemli bir varlığın tehdidi altında yaşanan olaylar izleyiciye aktarılıyor.

Stuart Gordon’ın dizi için çektiği bölüm de “The Black Cat”.Edgar Alan Poe'nun hayatından gerçek izler taşıyan bu bölüm, yazılarından para kazanamayan ve hasta bir karısı olan yetenekli bir yazarın, akli dengesinin yanı sıra, gerçek ve hayal arasındaki sınırlarının da zorlandığı hikayesiyle ekranlara gelmekte.

Eğer kanlı sahneler ve kopan vücut parçaları sizi rahatsız etmiyorsa bu diziyi izlerken oldukça gerileceğinizi ve bazı sahnelerde koltuğunuza yapışacağınızı rahatlıkla söyleyebilirim.

İyi seyirler...

Korkunun Efendileri'ni İzlerken Korkularınızla Yüzleşmeye Var mısınız?
Cevapla