
Ama enerji dediğimiz şey nereden gelir?
Aslında gerçekten çok basit bir cevabım var: iyi bir ruh halinde olmaktan 😅. Karşınızdaki insanla temas kurarken, ona enerji veriyorsunuz. Tıpkı bir bağımlının sizin elinizden “daha çok doz” almak istemesi gibi, insanlar da sizin ruh halinizden pay almak ister, örneğin birisi bir şey ikram eder gibi.
Ama şuna dikkat vermeden geçemeyeceğim: yapay pozitiflik burada işe yaramaz dostlar. İnsan zihni, sahte olanı hemen anlar. O yüzden “sırf pozitif görünmek” çabası, aslında negatif bir sinyal verir. Hatta bazen etrafınızdaki insanları kaygılandırırsınız.
Gerçek enerji, dayatmasız bir neşedir. Ve işin en önemli kısmına geliyorum: korkunun karşıtı cesaret değil, neşedir.
Korku hayattan kaçmaktır, neşe ise hayata selam vermektir.

Ama biz insanlar genelde yanlış yaparız. Korkularımızı yenmek yerine, daha çok sertlik, daha çok ciddiyet geliştiririz. Oysa bu, sadece hayata daha da kapanmak demektir. Jung’un dediği gibi, korkaklık sürekli “garanti” istemektir. Ama garantisi olan tek şey, geçmişin sıkıcılığıdır. Çünkü geçmişte yeni bir şey yoktur.
Hayatın enerjisi, tutkuyla yolculuğa çıkan bir yolcu gibidir. Bir bilgenin sözü gibi; “Bayramı olmayan hayat, kahrolsun!” 😅
Ben de hayatımın bir noktasında enerjimi niye bulamadığımı anlamadım. Meğer sebep basitmiş: istediğim şeyi, istediğim gibi yapmıyormuşum..
Biliyor musunuz? Hayvanlar oyun oynamayı bıraktığında hastalanır. İnsanlar ise buna “büyümek” der. Ama gerçekte, büyümek değil, yaşam enerjisinin tükenmesidir. Vitality dediğimiz canlılığı, kıpırtıyı ve tatlı cızırtılı heyecanımızı yitiririz.
Peki enerjiyi nasıl bulacağız?
En yaygın yanlış soru bu.
Doğru soru: “Enerjiyi koruyacak koşulları nasıl yaratırım?”
Hayatının hoşuna gitmesi gerek. Küçük zaferler, küçük mutluluklar, küçük dopamin anları… “10 yıl sonra büyük bir şey olacağım” değil (tabi bu da olsun fakat odak tamamen orada olmasın 😅) “bugün şunu yaptım, hoşuma gitti” demek. İşte enerji böyle birikir. Öteki türlü istemsiz bir bekleme moduna giriyoruz ve gelecekte yaşıyoruz, zaten ana problemlerimizden birisi ya geçmişte takılı kalmak ya da gelecekteki en iyi halimizi beyaz atlı prensi bekler gibi beklemek 😂
BUNU ASLA UNUTMAYIN !
Enerjini en çok çalan şey, seni değersiz gören insanlardır!
Onlara kendini kanıtlamaya çalışma. Bende zamanında kendimi buna harcadığım dönemlerden geçtim, sonuç ise: tabi ki büyük bir çöküş, gerçekten işe yaramıyor, boşverin yormayın kendinizi 😅. Ben hayatımın o dönemlerinde değer vermeyenleri çıkarmaya cesaret edememiştim fakat böyle insanların yanında, onlar ne dilerse yapın, ağzınızla kuş tutun yinede maalesef kendinizi yetersiz hissedeceksiniz, kanatlarınız sıkılacak ve uçamayacaksınız, içten gelen pırıltınızı yitireceksiniz, bu yüzden içinizdeki parıltıyı koruyun, özellikle sevgili hemcinslerim içinizdeki ışığı her daim koruyun, öyle kıymet verin ki büyüsün her geçen gün.
Hayatımda şunu öğrendim ki asıl cesaret, “Hiçbir şeyim olmasa da olur, ama kötü bir şey olmasın” diyebilmektir, yani meali "ya hep, ya hiç". Yani istediğinden azını kabul etmemek mesele. O vakit hayatınızda gerçekten iyi şeylere yer açılır. Çünkü kabul etmiyorsun, kendini ikna etmiyorsun, kendine ihanet etmiyorsun ve kendini avutmuyorsun.
Ve son olarak: bastırılmış öfke enerjinizi kemirir.
Hayata enerji vermek istiyorsanız önce kendinize şunu sorun: Ben gerçekten neşeyle mi yaşıyorum, yoksa korkularımı mı besliyorum?
Sevgiler ve teşekkürler.. 💗🙏
Bir sonraki bencem için merak ettiğiniz bir konu var mı?
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar