Kütüphane denilen yer kitaplarla insanların daha çok haşır neşir olması gereken yer. Ama izlenimlerime göre çoğu kişi ders çalışmaya kullanıyor. Açayım kitap okuyayım diyen kişi sayısı yok denecek kadar az. Etüt merkezi gibi olmuş çoğu kütüphane. Sizler ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Kullanılıyor olmasına şükredecek haldeyiz aslında. Ülkedeki eğitim seviyesi o kadar düştü ki günlük konuşulan konular üniversitelerde bile dersler, müfredatlar değil sokakta bıçaklanan çocuklar, hapisten kaçan suçlular.
Kütüphanelerin birikimini, kaynaklarını kullanmayı bizde isteriz -ki her gittiğimde iç çekip sonra diyerek önüme bakıyorum- ders çalışmaktan öteye gidemiyoruz. Çünkü öyle bir sistemin içine sürüklendik ki mezun olmadan adam muamelesi görmüyoruz. Mezun olana kadar 20'li yaşları görmek zorundayız. Yani 7 yaşında girip 22 yaşında çıkıyoruz aslında bu çarktan. O zaman kadar da yalnızca üniversite eğitimi almış oluyoruz. Daha tıptan ya da yüksek lisanstan bahsetmedim bile. Hal böyle olunca kimse gidip keyfi olarak bir şey öğreneyim, bir kitap okuyayım yapamıyor.
Ama okuyanlar, kütüphaneyi inceleyen ya da aktif kullananlar da var. Özellikle yaşlılardan baya okuyan kişi var ki bu umut verici.
Kütüphane bilinci tam oturmuş değil bence de kanka. Çoğu kişi “sessiz yer, wifi var, masa var” diye etüt alanı olarak kullanıyor. Ama ben mesela İstanbul’da Sahaflar Çarşısı’na, Beyazıt Devlet Kütüphanesi’ne sırf kitap karıştırmaya gidiyorum 🎧📚 Yine de kötü değil, yeter ki insanlar kapıdan girsin; dersle girip kitapla çıkarlar belki.
Haklısın kanka, kütüphane “sessiz cafe”ye döndü resmen. 🙃 Bence çözüm, daha çok etkinlik: yazar buluşmaları, okuma günleri, mini söyleşiler falan olsa insanlar “sadece ders” kafasından çıkar biraz. Ama yine de senin gibi düşünenlerin olması umut veriyor, güzel okuyan abimizsin sen. 📚✨
Geçenlerde bir kütüphaneye gittim. Biraz kitap bakayım gezeyim diye. Ders çalışanlar dolmuş taşmış. Sessizlik olması gereken yerde kimseye saygı yok. Koridorlar da okul koridoru gibi konuşanlar oynaşan lar falan. Hiç yakışmıyor