Bazı şeyler vardır, sadece anı ölümsüzleştirmek istersiniz. Bu da benim tadı damağımda kalan, “iyi ki” dediğim bir anımı sizlerle paylaşarak ölümsüzleştirdiğim bir yazı olacak...
KizlarSoruyor ekibinin de desteği ile, hepimizin hayatında yeri büyük olan Sabahattin Ali’nin ölümsüz eserinden uyarlama Kürk Mantolu Madonna tiyatrosunu izlemeye gittim. Oyunun Ankara’ya geldiğini duyunca zaten “kesin gidilecekler” sıralamamda en başa almış, heyecandan gün sayar olmuştum ama bir de oyunun Maria Puder’ine hayat veren Tuba Ünsal ile röportaj yapacağım aklımın ucundan bile geçmemişti!

Büyük bir heyecanla oyunun sahneleneceği MEB Şura Salonu’na gittim çünkü birazdan Maria Puder ile tanışacaktım.

O yerlere göklere sığdıramadığım, içselleştirdiğim, bende yeri bir başka olan kitabın tiyatro sahnesine uyarlanışı kim bilir nasıl olmuştur diye içimden geçirmek bir yana, Tuba Ünsal ile birazdan bir araya gelecek olmam heyecanımı ikiye katladı.
Henüz oyun hazırlıkları sürerken sahnede bizi karşılayan Tuba Ünsal ile küçük bir videolu söyleşi gerçekleştirdik :) KizlarSoruyor’da yılın en başarılı kadın tiyatro oyuncusu seçilmesi asla tesadüf değil inanın, öyle sıcak bir enerji ile bizi karşıladı ki az sonra izleyeceğim oyundan beklentimi daha da arttırdı.
Ve perde… Kürk Mantolu Madonna’dan sahneler!
Oyunda anlatıcı rolünü üstlenen Sercan Badur’un müthiş performansı ile tüm dikkatler sahneye çevriliyor.

“Kürk Mantolu Madonna tiyatroda nasıl olur?” diye düşününce akıllara takılan şeylerden biri de kitaptaki diyalog azlığı oluyor. Öyle derin şeyler içeren, hüzünlendiren, bir cümleyle dumur edip sorgulatan bir kitap nasıl olur da sahneye sığar derseniz sığmış efendim! Diyalog azlığı bir eksik olmaktan çıkmış, Sercan Badur anlatımı ile bambaşka bir hal almış. Raif Efendi’nin yaşadıklarını onun anlatımı ile dinlediğimiz sahneler oldukça başarılı olmuş.

Oyunun açılışında sizi alıp götüren, bir anda oyunun bir izleyicisi değil de dönemi yaşayanı yapan bir diğer şey de müthiş dekorlar… Arkada yer alan perdelerde, oyun boyunca sizi içine çekecek birçok sahne yer alıyor, gözlerinizi ayırmadan oyunu izliyorsunuz.
Raif Efendi’nin ürkekliği, ailesi tarafından bile umursanmayışı, derin yalnızlığı ile bizi tanıştıran Menderes Samancılar oluyor.

Öyle iyi yapılmış bir kast olmuş ki… Raif Efendi’nin son zamanlarındaki o hasta halleri, dahası ruhundaki yaralar hepimizin içini sızlatıyor ve gerçekten benimle birlikte gözleri dolan başkaların da olduğuna eminim.
Raif Efendi’nin gençliğini canlandıran Alper Saldıran, sen ne müthiş bir oyuncuymuşsun da ben bilememişim.

Tüm samimi duygularımla söylemem gerekiyor ki kitabı okurken hayal ettiğim, Maria Puder ile aşkına tanıklık ettiğim Raif Efendi sensin... Baştan sona, ses tonundan mimiklerine her şeyiyle mükemmel ötesi bir oyunculuk sergiliyor.
Hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim.
Birinci Dünya Savaşı sürerken babası tarafından sabunculuğu öğrenmesi için Harran’dan Berlin’e gönderilen Raif Efendi’nin hikayesinin özeti işte bu cümle. Hiçbir şey onun kafasındaki gibi olamıyor.
Hikaye beni alıp sürüklerken, Maria Puder’i arıyor artık gözlerim, kim bilir ne kadar güzel ne de aklımdaki gibi diye düşünürken Tuba Ünsal sahneye geliyor.

Bir kere tepeden tırnağa Maria Puder! Kostümler müthiş, ses tonu bile Tuba Ünsal’ın aşina olduğumuz sesi değil. Dönem kostümleri, saçları ve mimikleri gözünüzün önüne aklınızdaki Maria Puder’i seriveriyor. Raif’in bir kız çocuğu utangaçlığı ve Puder’in erkeksi yanı birbirini tamamlıyor. Maria Puder’i en iyi anlatan cümle de sahneleniyor böylece…
Hiçbir şeyi, kendimi erkeklere beğendirmek için öğrenmedim.
Karakterini çalışırken en büyük imtihanı Tuba Ünsal vermiş gibi görünüyor. Raif Efendi’nin Puder’i takip ettiği ve çalıştığı mekana giderek onu izlemeye koyulduğu sahnede gerçekten keman çalıyor ve şarkı söylüyor. Sözlerini yönetmen Engin Alkan’ın yazdığı, müziği Schubert’in Serenade’ından oluşan o kısa an gerçekten unutulmaz!
İkinci perde müthiş bir enerji ile başlıyor ve tarifsiz bir hüzünle sona eriyor.

Kürk Mantolu Madonna’dan siz ne umarsanız onu buluyorsunuz kısaca. Drama olmasına rağmen özellikle Puder’in Raif Efendi’nin utangaçlığına atıflar yaptığı yerler gülümsetiyor.
Oyunun iki büyük sürprizi de var; biri oyuncuların sahneden inerek bir süre izleyicilerin arasında oyuna devam etmesi, diğeri ise usta oyuncu Kayhan Yıldızoğlu’nun konuk oyuncu olarak sahneyi aydınlatması… Öyle büyük bir usta ki sahneye çıkar çıkmaz herkes tarafından alkışlarla karşılanıyor.
Son sahneler yaklaşır da içinize iyiden iyiye bir hüzün oturmaz mı? Sezen Aksu’nun sesinden Veda şarkısı ile Sercan Badur yeniden sahne alıyor.

Sabahattin Ali’yi de anarak sonlanıyor oyun. Alkışlar, alkışlar ve alkışlar… Henüz izlememiş olanlar için bir değerlendirme yaparsam; mutlaka gidin, görün ve bu anı ölümsüzleştirin!

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar