Uzun bir aradan sonra yeni bir röportaj ile sizlerle beraberim. Bugün gerçekten çok özel bir isimle buluşturmak istedim sizi. Sadece yaptığı başarılı işlerle değil, tanıdıktan sonra kimliği, kişiliği ile de çok özel bir insan olduğuna kanaat getirdiğim sayın Alper Mestçi'ye sorularımı sordum. O da tüm samimiyetiyle yanıt verdi.

Alper Mestçi aslında ve öncelikle çok başarılı bir televizyoncu. Hayranları ve izleyicileri ona 'televizyonun dahi çocuğu' 'zeka küpü' gibi benzetmelerle sevgilerini dile getiriyorlar... Kendisi televizyonun en revaçta olduğu 90'lı yılların ortasında 'Şok' adlı programın editörü olarak başlamış bu işe. Beyazıt Öztürk'ün sunduğu 'Beyaz Show' ve Okan Bayülgen'in sunduğu 'Zaga' adlı dönemin çok ses getiren programlarına imza atmış ve devamında Şahan Gökbakar'ın sunuculuğunu üstlendiği 'Zoka' adlı gizli kamera ile gerçekleştirilen eğlenceli bilgi yarışması, yine Şahan Gökbakar ile 'Dikkat Şahan Çıkabilir' e imza atmış. Daha pek çok önemli proje ile şu an bulunduğu noktaya emin adımlarla ilerlemiş.

Daha sonraki yıllarda öyküsünü yazdığı ve yönettiği yine dönemine damga vuran filmlerden biri olan Kanal-İ-Zasyon, Sabit Kanca gibi filmler ve bence kendisini başka bir boyutta da önemli bir yere koyan, tüm bu işlerden farklı, Türk savunma sanayinde başarılarıyla tanınan 5 önemli ismin hayatlarını konu alan ve 9 bölümden oluşan 'Savunma Sanayinin Yalnız Dehaları' belgeselini çekmiş..
(Bu belgeselde Vecihi Hürkuş'u başarılı sanatçı İsmail Hacıoğlu canlandırmıştı.)

Ancak tüm bu çok başarılı projelerin ötesinde ve bence üstünde Alper Mestçi 2006 yılında Şahan Gökbakar, Doğa Rutkay ve Haldun Boysan gibi değerli oyuncuların oynadığı, kendisinin ise Güray Ölgü ile birlikte senaryosunu yazdığı 'Gen' adlı korku filmi ile başlayan süreçte yönetmen olarak çektiği Siccin serisi, Mahlûkat , Musallat, Üç Harfliler gibi korku filmleri ile ustalık mertebesine erişti.
Ve tüm bu başarılı kariyer örgüsüne son kattığı ve çok büyük emek harcadığını bizzat bildiğim 2023 yazına bomba gibi düşeceğine inandığım korku filmini ekledi. 23 Haziranda vizyona girecek olan Alper Mestçi'nin son filmi 'Haile: Bir Aile Kabusu' öncesinde kendisiyle harika bir röportaj yaptım.
Hazırsanız başlayalım. :)

- Alper bey öncelikle KizlarSoruyor’a hoş geldiniz demek istiyorum. İyi bir izleyiciniz,
seveniniz olarak sizi burada görmek, değerli üyelerimiz, takipçilerimiz kadar benim için de çok heyecan verici. Size sormak istediğim çok şey var ancak öncesinde nasılsınız, her şey yolunda mı diye sormak isterim?
- Teşekkür ederim, zor bir soru. Durum stabil diyebilirim...
- 90’lı yılların ortasında televizyonların belki de en çok izlendiği, eğlence programların
revaçta olduğu bir dönemde televizyon sektörüyle başladığınız maceranızda Türk korku filmlerinin efsane ismi olarak adınızı resmen kazıdınız diyebiliriz rahatlıkla..Her başarının ve başaran insanın bir hikayesi vardır diye bilinir. ‘Şok!’, ‘Dikkat Şahan Çıkabilir’, ‘Zaga’, ‘Beyaz Show‘ gibi halen konuşulan mizahi yönleriyle bilinen programların ardından gelen korku sinemasına geçiş hikayeniz ve başlangıcınız nasıl oldu?
-Televizyonlara iş yapmaktan sıkıldığım bir dönemdi. Atv’de birlikte çalıştığımız Banu Akdeniz (Mia Yapım) günün birinde arayıp "Alper, film yapmamız lazım!" dedi. Hiç öyle bir planım yokken 3 ay sonra setteydik. Musallat başarılı olunca da "korku" bir şekilde devam etti. Korku türünü tercih etmemin nedeni ise o dönem komediden ve komedyenlerden sıkılmış olmamdı. Korku, ne kadar riskli olsa da her anlamda özgür olabileceğim, değişik şeyler deneyebileceğim bir türdü. Korku sineması yönetmen sinemasıdır. Komedilerde -genellikle- yönetmenin kim olduğunu bilmezsiniz bile. Komedi filmleri komedyen odaklıdır. Peter Farrelly kimdir diye sorsak bin kişiden belki sadece biri "Salak ile Avanak’ın yönetmeni" der. Çünkü "Salak ile Avanak" eşittir Jim Carrey... "Groundhog Day" deyince akla gelen ilk isim Bill Murray’dır. Harold Ramis’in filmle ilgisini ise çok az kişi bilir, oysa filmin hem yönetmeni, hem de senaristi.
Korkunun en klişe seslerinden biri olan "cadı kahkahası" korkma ve gülme arasında ince bir noktadadır.

- Sevgili Alper Bey özellikle korku sineması seven izleyicilerin ekolüsünüz diyebilirim.
Fenomensiniz adeta. İzleyiciniz sizin tarzınızı çok seviyor ve çok sıkı takip ediyor. Onların bu derece sevgisini, saygısını kazanmış bir yapımcı, senarist, yönetmen olarak Türk korku filmi çekmeye nasıl, daha doğrusu neden karar verdiniz?
Çünkü siz eğlenceli, mizahi yönlü güçlü ve son derece yaratıcı bir insansınız ve mizah ile korku sineması sanki aynı denklemde değil gibi. O yüzden bu yanıtınızı merak ediyorum?
- Aynı denklemde olduklarını düşünüyorum. Hayata, olaylara ve yaptığınız işlere matematiksel bakınca pek fark göremiyorum. İkisinde de doğru zamanda patlama noktalarını bulmak gerekiyor. Eğer bulabilirseniz korkutuyor veya güldürüyorsunuz. Korku-Komedi diye bir türün olması da aralarının çok uzak olmadığını gösteriyor. Korkunun en klişe seslerinden biri olan "cadı kahkahası" korkma ve gülme arasında ince bir noktadadır.
Fantezi kurmak yerine anlatılanlardan yola çıkmak daha etkileyici ve doğru geliyor

- Siccin filminizin serisi ki en son 6'cısı izleyiciyle buluştu 2019 yılında çok izlendi. Çok ilgi gördü. 7'cisi gelecek mi? Bir de bu soruma ek olarak bir korku filmi çekmeye karar verirken size ilham veren ne oluyor? Gerçek hikayeler mi, hayal gücünüz mü?
- Siccin sadece Türkiye’de değil, birçok ülkede çok izlenen ve beklenen bir seri. Yurt dışındaki izlenme sayıları Türkiye’deki izlenme sayılarını dörde katlamış durumda. Yaptığınız iş adınızın önüne geçtiyse o işi korumak ve yaşatmak zorundasınız!.. Yaşanmış ya da yaşanmış olduğu iddia edilen bir çok hikaye ulaşıyor elime mesajla ya da maille. Fantezi kurmak yerine anlatılanlardan yola çıkmak daha etkileyici ve doğru geliyor bana. Ama tabii ki anlatılan 3 dakikalık bir olay film yapmaya yetmiyor. Üzerine başka hikayeler ve hayal gücüyle destek yapmak gerekiyor.

- Filminizi çekerken doğal olarak olaya, konuya ve atmosfere fazlasıyla odaklanıyorsunuz. Buna istinaden birbiriyle bağlantılı iki sorum olacak.
Film setinde çekim esnasında veyahut çekim arasında set ekibinin başına gelen
gizemli, olağan dışı bir şeyler oldu mu? Film seti dışında sizin başınıza gelen enteresan olaylar var mı?
- Enteresan olaylar her film setinde yaşanıyor. Haftalar süren ve yaklaşık yüz kişinin bulunduğu film seti gibi tuhaf/saçma bir ortamda enteresan şeylerin yaşanmaması mümkün değil. Fakat film bir korku filmi olunca beynimize kazınmış kodlar devreye giriyor ve yaşanan enteresan olay konsepte bir şekilde bağlanıyor. Her sette ilginç olaylar ve aksilikler yaşanıyor ama film korku filmi olunca ‘acaba?’ diyoruz. Bunu tanıtım, reklam malzemesi yapmanın doğru bir şey olduğuna inanmıyorum ama korku filmleri bu yorumlara daha açık. Yaralanmalar ve kazalar her sette olabiliyor. "Paranormal olaylar oldu mu?" diye soruyorsanız, çok yoruma açık. Örneğin sete ziyarete gelen bir arkadaşım eve döndüğünde banyosunda küvette çırpınan iki tane karga bulmuş. Apartman boşluğuna bakan camdan girmiş kargalar ve deli gibi bağırıp duruyorlarmış küvette. Korkunç bir durum. Ama o arkadaşım bizim sete gelmeseydi o kargalar oraya girerler miydi bilemiyorum. Kelebek etkisi. :)
Korku filmi sevmemizin nedeni ise adrenalin. Güvenli bir ortamda heyecan yaşamak ve bunun verdiği zevk.

- Korku filmi izleme anında yaşanan korkunun gerçek dışı bir korku olduğunu, dolayısıyla ister istemez patolojik bir işlev taşıdığını düşünürsek, özellikle korku sinemasına bağımlı olmayı bu patolojinin bir uzantısı olarak kabul edebilir miyiz? İnsan niçin korkmak ister, korkudan haz alır?
- "Korku filmi” bence çok geniş kapsamlı bir tanım. Alt türler ya da filmde korkuyu asıl yaratan içerik de önemli. O yüzden slasher, mystery, thriller gibi tanımlar eklenir genelde “horror” ibaresinin altına. Ben şahsen slasher türünü pek sevmiyorum. Daha çok olayın gizem tarafı beni çekiyor. O yüzden belki bazı slasher'ler için bunu söylemek mümkün olabilir. Ama bence tek başına bir korku filminin patolojik bir değeri yok. Korku filmi sevmemizin nedeni ise adrenalin. Güvenli bir ortamda heyecan yaşamak ve bunun verdiği zevk.
- Siz korku filmi çekmenin yanı sıra, korku filmi seven bir izleyici misiniz?
- Evet, korku ve polisiye izlemeyi tercih ettiğim iki tür. 'Bööö!' korkuları sevmesem de izliyorum, karanlık atmosfer yaratabilenleri tercih ediyorum. Psikolojik korku ve Kuzey Avrupa polisiyeleri tercihim her zaman.
The Exorcist'de de anlatılan şeytan, Şeytanın Avukatı'nda da anlatılan şeytan. Fakat iki şeytan arasında büyük fark var.

- Cin olmazsa olmaz bir olgu mu korku filminde?
- Onlarca korku filmi yapıldı ve cinler hepsinde başka bir şekilde anlatıldı. Yani dünya korku sinemasından çok farklı şeyler yapmıyoruz. The Exorcist'de de anlatılan şeytan, Şeytanın Avukatı'nda da anlatılan şeytan. Fakat iki şeytan arasında büyük fark var. Filmde cin var diye filmlerin aynı olması gerekmiyor. Sanırım son dönemde çekilen ucuz korku filmleri bu algıyı yarattı ne yazık ki…
Bizim izleyicimiz paranormal korkulara daha yatkın. Çocukluğunuzda duyduğunuz hikayeler korkuyu yönlendiriyor. Türkiye'de her babaannenin mutlaka bir cin veya yatır hikayesi vardır. Yani 'gerçek bir hikayeden' yola çıkılanlar bizde daha çok korkutuyor. Türk izleyicisi fantastik ve bilim-kurgu pek sevmiyor. Hatta bilim-kurguyu geçtim polisiye bile sevilmiyor. Bilim kurgu ve polisiye bizim ancak komedilerimize malzeme olabilir.

- Ankara’da yaşayan bir vatandaş, 7 yıl önce gösterime giren filminizde kullanılan bir
telefon numarasının kendisine ait olduğunu ve o günden beri filmi izleyenlerin kendisi sürekli aradıkları için rahatsız olduğunu belirtip hakkınızda dava açmış. Bu olayın aslı neydi ve sonuçlandı mı?
-Bahsi geçen telefon numarası o filmde çalıştığımız sanat yönetmenimiz Gamze Yılmaz’a ait. Hala da aynı numarayı kullanıyor. Benim olayla pek ilgim yok, yapımcımız Muhteşem Tözüm’den öğrendiğim kadarıyla bilgi sahibi oldum. Filmde görünen numarayı bulanıklaştırdığımız için sayıların bir kısmı okunmuyor. O yüzden binlerce kişi o telefonun kendisine ait olduğunu iddia edebilir ama numarasını filmde göremez!..
- Ekşi sözlükte bir seveniniz sizin için; “Bir zeka küpü, bir komik kişi, bir hisli insan, bir ‘bi dur lan’ adamı, bir hislemsel edim, bir uzamsal esinti, bir televizyon dâhisi, bir yaratıcılık silsilesi..” diye yazmış ki kendisine fazlasıyla katılıyorum. Siz kendinizi nasıl görüyorsunuz?
- Ben de aynı böyle görüyorum ahahasdsdahasha :)

- Sevgili Alper bey, son olarak da birkaç kısa soruma kısa cevaplarınızı alarak bitirmek
istiyorum. Bir izleyici olarak Alper Mestçi en çok hangi filmini diğerlerine göre daha eşsiz ve daha korkutucu bulurdu?
- Korku dozu olarak Siccin 2 favorim. - Bundan sonraki projeniz nedir?
- İki korku, bir dram, bir de "psikolojik komedi" diye tanımladığım, benzeri olmayan deneysel bir projem var. Onun dışında Youtube için bir korku kanalı üzerinde çalışıyorum.
- Televizyonların çok sevilen ismi Gülhan Şen ile evlisiniz? Kendisine bir filminizde yer
vermeyi düşünür müsünüz?
- Gülhan’ın öyle bir isteği olursa olursa düşünürüm tabii ki.
- Dünya sinemasından önereceğiniz favoriniz olan 3 korku filmi hangileri olur?
-Tam olarak korku diye tanımlayamasam da Speak No Evil (2022) son zamanlarda en beğendiğim film oldu. The Changeling (1980) her zaman favorimdir. 3 numaraya da Andrzej Zulawski’nin Possession’u (1981) koyabilirim..
'Haile: Bir Aile Kabusu' 2023 yazına damga vurmaya aday
Yapımcılığını Aytaç Ağdağ (Aytaç Medya) ve Anıl Oğuz (ANL Yapım)'ın üstlendiği, 23 Haziran'da vizyona girecek olan Alper Mestçi'nin son filmi için ben şahsen şimdiden sabırsızlanıyorum. Zira fragmanı bile cezbedici. İzleyin, beraber yorumlayalım.. :)
Televizyonculuğu ve sinemaya kattığı değer, ustalığı bir yana insan Alper Mestçi'yi tanımaktan çok mutlu oldum. Kendisine çok teşekkür ediyorum. Başarılarının devamını diliyorum.. :)
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer