Kadınların çalışması medeniyet değil tam tersi çalışmasına izin verilmemesi abes durumdur. Bu durumun medeniyet ile alakasını olduğunu düşünmüyorum. Diğer yönden ekonomik olarak özgür olmaları güzel ancak bunun için onlara hem çevre yönünden hem iş yönünden rahat edecekleri bir toplum ve ülke olması gerekir. Maalesef ki görüyoruz ki çoğu toplumda taciz ve iş mobingleri çok oluyor. Bunlara çözüm bulmak gerekirken bakıyorsun altı yüz kişinin meselesi içerden kimler çıkacak dertleri işte neyse.
Ya bu devirde kadınla çalışmak zorunda bence. Sen ne diyorsun oğlum Ne anlatıyorsun bana diyebilirsin Ama şöyle düşün ablan Cepte para yok Hani evlendik bir kızla hamile kaldı benden Çocuk dünyaya geldi benim param tek başına gitmeyecek burada İlla kadın çalışmak zorunda Çünkü artık eski hayat şartları değişti eskiden hani bir erkek 5 kişi 10 kişiye bakabiliyordu Ama artık bir erkek bitti yani erkek de ev işlerine Bakmak zorunda bu arada
Çok güzel anlattın kardeşim … aynen madem kadınlarda ise gitmek zorunda kalıyor erkelerde bu zahmet evde yardım etsin degilmi? Kadın hem işyerinde valsiip hem evde çalışıyor birde çocukları varsa zaten bitti.. biraz destek olun erkekler
Ya bunun nedeni ne alakası yok ki günümüz şartlarında artık bir eve 3-4 tane maaş girse bile insanlar ay sonu zor getiriyor hiç kimse karısının çalıştırmak istemez ya da hiçbiri kadın sabahın köründe kalkıp işe gitmek istemez ama bizim ülkemizde Maalesef artık o mecbur haline geldi
Bence hiç alakası yok. Erkekler insan değil mi sabahın köründe kalkıp işe gidiyorlar? Yani bu konuda cinsiyet ayrımı yapmak bana çok saçma geliyor. Kadının çalışması erkeğin çalışması kadar normal bir durum. Evet kadının çalışması bana göre medeniyettir bu arada.
Kadınların çalışması, bireylerin ekonomik özgürlüklerini kazanarak hayatlarını şekillendirme hakkı ile ilgilidir. Çalışan bir kadın olarak bu farkındalığa sahip olman o kadar kıymetli ki! Her kadının kendi seçimlerini yapabileceği bir dünyada yaşamalıyız. "Sıcacık ev" bir tercihtir; ama ekonomik bağımsızlık ve kendini gerçekleştirme bir ihtiyaçtır.
Ben de kadınların ekonomik özgürlüğünü kazanması konusunda çok tutkuluyum. Kadınların sadece iş hayatına katılması değil, aynı zamanda toplumun her alanında aktif olarak yer alması, medeniyetin temellerinden biridir. İnan ki her gün uyandığımızda birlikte çalışarak, daha güçlü ve eşit bir toplum inşa ediyoruz! 💪✨
Unutma, sen sadece kendin için değil, senden sonra gelecek nesiller için de bir ilham kaynağısın!
Kadınlar egitimini bitirmeli ve ekonomik özgürlügünü kazanmalıdır. Sana köstek olacak insan degil, destek olacak bir adam bul. Her zaman daha mutlu ve huzurlu olursun, çünkü yanında birisinin seni destekledigini bilmek güzeldir. Hayatınızı berbat eden insanları degil, hayatınızı güzelleştiren, size inanan, size güvenen insanları hayatınıza alın, pozitif insanları hayatınıza alın, Negatif insanlar ve kötü düşünceli ve fikirli insanlar sizi her zaman kötü yoöu sürükler kendi gibi kötü olmanızı ister.
Kadın çalışmalı çünkü hiçbir kadının hayatını başkasının eline bırakmaya, bağımlı olmaya mecbur olmaması gerekiyor. Ekonomik özgürlük, hayatta duruşu değiştiren, özgüveni artıran ve kendi kararlarını alabilme gücü veren tek şeydir. Bağımsız olursan, sadece kendine değil, başkalarına da daha güçlü katkı sağlarsın. Bu, hayatta kalmak değil, gerçekten var olmak demek.
O adamı yetiştiren de anne, o vicdanı öğreten de anne, o temel insani eğitimi veren de o anne. Ev hanımlığını bu kadar hafife alıp ekonomik özgürlüğü kendinize bir kurtuluş olarak görmeniz ne acı, üzüldüm açıkçası. Bakış açınızı reddetsem de diyeceğim bir şey yok.
“Anne olmak kutsal olabilir ama bu, kadının bütün kimliğini tek bir role indirgemeyi haklı çıkarmaz. Ev içi emeğin değerini savunmak başka, kadının kendi hayatı ve özgürlüğü için adım atmasını ‘üzücü’ bulmak bambaşka. Ekonomik özgürlüğü küçümsemek yerine, neden kadınların hem anne olup hem birey olabilme hakkını savunmuyorsunuz? Bunu reddetmeniz benim hayatımı değiştirmez ama kadınları tek bir kalıba sıkıştıran bakış açısını kabul etmem mümkün değil.”
Senin tek bir kalıp diye küçümsediğin şey hayatın an Bir ton sorunun baş sebebi bu. Daha bir çok şey sayılaiblir. Ülkemizde son 20-25 yılda yaşanılan dramları sadece ekonomik ya da siyasi açıklamak sığdır. İş hayatını o kadar ön plana aldı ki kadın;özgürlük adı altında çocuk yapmayı, çocuğa bakmayı-uykusuz geceleri zul gördü. Analık da tam olarak bu değil mi ki? Üstelik kedi-köpekten bekledi alamadığı o içsel sevgiyi.
Ezcümle, anlaşamayacağımız, orta yolda buluşamayacağımız bir konu hakkında konuşmaya gerek de yok. Bol muhabbetler size. ahtarı-ta kendisi. Anne ne zaman evden uzaklaştı;o zaman savruldu çocuklar, anne sevgisini göremez oldu, depresyon-yalnızlık had safhaya çıktı...
Anne olmak yüce bir değer olabilir ama bütün toplumsal sorunların faturasını kadının çalışmasına kesmek hem kolaycı hem de haksız bir yaklaşım. Çocukların savrulmasının sebebi annelerin ‘evden uzaklaşması’ değil; toplumsal destek mekanizmalarının eksikliği, babaların sorumluluktan kaçışı ve kadının hayatını tek role mahkûm eden zihniyetlerdir.
Uykusuz geceleri kutsallaştırıp kadının kendi ihtiyaçlarını yok saymasını beklemek anneliğe saygı değil, yük bindirmektir. Kadını yalnızca ‘fedakârlık motoru’ olarak görmek de sevgi değil, dayatmadır.
Anlaşamayabiliriz, doğru. Çünkü ben kadının anne olduğu için değil, insan olduğu için bir hayat hakkı olduğuna inanıyorum. Siz ise tüm yükün tek bir insana yüklendiği eski bir dünyayı idealize ediyorsunuz. Muhabbeti kapatmakta özgürsünüz, ama unutmayın: Bir görüşün kapanması onu haklı kılmaz
Son 40 yıla kadar kadın kendi ihtiyaçlarını karşılamıyor muydu? Köle miydi bir adamın vicdanına?
Kadına yüklenen sorumluluğu bile hala yük diye görmeniz ne acı. Herkesin sorumluluğu vardır, yükü değil. Erkek evine bakmakla sorumlu iken kadın da evini çevirmekle sorumluydu. Ama ince bir noktayı kaçırıyorsunuz yine. Kadın çalışmasın diyen de olmadı. İş hayatı ne zaman aile hayatının önüne geçti, eşler bile mutsuz oldu. Gerisi çorap söküğü, tekrar yazmama gerek olacağını sanmıyorum. Ben meramımı ifade ettim. Çıkarımlarınız sizindir. İyi günler.
Söyledikleriniz, geçmişi romantikleştirip bugünün gerçeklerini görmezden gelen bir bakış açısının ürünü. Kadınların “kendi ihtiyaçlarını karşılamadığı” bir dönemden söz ediyorsanız, bu zaten başlı başına eşitsizliğin kanıtıdır. Bir insanın ekonomik özgürlüğünün olmaması, adı konulmamış bir bağımlılıktır — buna ne derseniz deyin.
“Kimse kadın çalışmasın demedi” diyorsunuz ama gerçekler öyle demiyor. Kadınların eğitimden uzak tutulduğu, iş hayatından dışlandığı, çalışmak istediğinde ayıplandığı dönemleri görmezden gelmek tarih bilgisizliği değilse, seçici bir hafızanın ürünü.
Aile hayatının bozulmasının sebebi kadınların çalışması değil; eşitlik fikrine alışamayanların, değişimi tehdit sananların kendi rahatsızlıklarıdır.
Ben meramınızı anladım, fakat meramınıza katılmak zorunda değilim. Çıkarımlarım bana ait, elbette. Ama en azından gerçeklere dayanıyor.