Bir kadının yalnızca zekâsıyla var olmak istemesi, hâlâ fazla mı?

4. yüzyılda İskenderiye’de yaşayan Hypatia, erkeklerin ve dinî otoritenin baskın olduğu bir dünyada yalnızca aklıyla var oldu. Ne bir erkeğin karısıydı, ne bir inancın temsilcisi. Düşündü, öğretti ve sorguladı. Ama bu cesaret onun sonu oldu.

Bugünse kadınlar hâlâ “sadece zekâlarıyla var olmak istediklerinde” ya etiketleniyor ya yalnız bırakılıyor.

Peki sence… bir kadının sadece düşünen bir birey olarak var olma arzusu hâlâ toplum için fazla mı?

Bir kadının yalnızca zekâsıyla var olmak istemesi, hâlâ fazla mı?
Bir kadının yalnızca zekâsıyla var olmak istemesi, hâlâ fazla mı?
Cevapla