Bunu şu şekilde temellendirebiliriz. İnsan türünün dişisi 9 aylık bir gebelik süresine sahiptir. Ayrıca doğan çocuk ise pek çok memelinin aksine, aşırı savunmasız doğar. Bu da gebe kadının hayat mücadelesi için dezavantajlı olması; ayrıca doğan çoğunun ve yeni anne olmuş kadının bakıma muhtaç olması durumunu oluşturur. Bu nedenle evrimsel süreç kadını cinsel ilişki sırasında yüz yüze bakılan ve böylece arada duygusal bağ oluşturan misyoner pozisyonuna sürüklemiş (ki bugün bu dürtüyü aşk diye adlandırıyoruz), bunu tercih eden kadınların genleri günümüze ulaşmayı başarmıştır. Kurulan duygusal bağ ise, erkeğin sahip olma dürtüsünü tetiklemiş ve çağlar boyunca insanoğluna ataerkil kültürü işlemiştir. İçinde bir tür olarak bulunduğumuz ataerkil kültürün mülkiyet hakkı erkektedir ve bir sonraki nesle erkek üzerinden aktarılır. Erkek, çocuğun biyolojik babası olması gerekliliğini evlilik adı altında; kadın ise muhtaç durumda kendisine ve çocuğuna bakılması gerekliliğini bu şekilde, çözer. Erkek ve kadın evlenerek birbirinden başka hiç kimse ile seks yapmayacaklarına dair söz verir. Bu şekilde mülkiyet sorunsuz devrolunur.
Uzun lafın kısası, kadınların tarihten günümüze geri plana atılmaya çalışılmasının asıl sebebi; evrimsel süreçte insan dişilerinin hayatta kalma dürtüsünün baskınlığıdır. Bu durumu kadınlar yaratmıştır ve günümüz koşullarında şartları değiştirmek de kadınların görevidir.
Detaylıca düşündüğünüz zaman bu değişimin ne denli uzun süreceğini, pek çok nesil tarafından yürütülmesi gereken bir mücadele olduğunu görüyorsunuzdur. Tabi bir yerden başlamak gerekiyor.
Bu yönde bir kültürel dönüşüm elbette sancılı olacaktır, fakat insan türü için elzem olduğu görüşündeyim...
Aslın da kadınlar geri plan da değildi. Gizli yönetim olarak kadınlar vardı, kocalarına istediğini yaptırırlardı.
Koskoca Osmanlı tarihin de bile Padişahlar, sultanları ve anneleri arasın da kalarak bir çok karar da sorunlar yaşamıtır.
En büyük örnek olarak şunu vermek isterim koskoca Führer olan Hitler. Avrupayı ele geçirmişti. Almanya'nın , Blitzkrieg taktiğini kullanarak Polonya'yı, Danimarka'yı, Norveç'i , Belçika'yı , Hollanda'yı , Lüksemburg'u , Fransa'yı, Yugoslavya'yı ve Yunanistan'ı bozguna uğrattı ülkelerdi. Sonra ne mi oldu? Führer aşık oldu ve Stalingard savaşını Stalin'e karşı kaybetti. Sebebi de Maria hanımla villasından bir süre kalıp savaşı kaybedince bunkerine saklanmasından dolayıdır. En son Stalin zaten, Avrupa ülkeleriyle anlaşarak nazilerin etrafını sardı ve hitler canlı ele geçmemek için Maria ile siyanür içerek yaşamına son verdi. Bir kadın devlet te kurabilir, devlet te yıkabilir :)
Kadınları insan yerine koymadığımız, birey olarak görmediğimiz içindir. Kutlama yapılır, eğlence için kadın çağrılır. Eskiden belli bu düşünce böyle. Kadınlar birer eğlence aracı... bu düşünceyi yıkmakta hala zor.
Eski çağlardan beri kadının asli görevi çocuklara bakmak, evin işlerini yapmak ve de erkeğe hizmet etmekten öte gitmemiş. Toplumsal cinsiyetçiliğin ve de erkeğin kadından üstün görülmesinin sonuçları bunlar. Yeni çağla beraber kadınlar da ön plana çıkmaya başlamıştır ama. Sadece bizim toplumumuzda değil Avrupa’da bile belli bir döneme kadar kadınlar hep arka planda tutulmuş.
Ne zamanki insanoğlu yerleşik hayata geçti ve kadın tanrıça figürünün yanına bir erkek tanrı eklendi hah işte o gün değerini kaybetmeye başladı taaaa günümüze kadar da geldi
@angyeon çünkü burdakiler de reelde yaşadıklarını yazıyor. Diğer reelde yaşayanlar dolu ama buraya üye olmadıkları için buradakini görüyoruz. Dışardakini gözümüzle görüyoruz. İstisnalar elbet var ama çok az maalesef