İçinde yara... Güvenmezdin sana direkt bakmayanlara, Geceyi severdin ve şehrin ışıklarını.. Zayıf hissederdin tartışmalarda, Bıkmıştın küçük hesaplarla...
Zehirliyordu hayat seni ince ince ve usulca, Uyuşuyordu ruhun ve kalemi tutan ellerin.. Sana ağır gelen yaşam, insanlara neler yapmazdı ki? Hep böyle olmamalı, hiçlikte kaybolmuş bir ruhun nidası...
Yaşamanın bir adı olsaydı" yaşamak" dışında bu ne olurdu?
Yaşamak için tutunmak gerek bir gayeye bir hayale.. Tutunuruz ki yaşayabilelim yaşamamızın anlamı olsun. Tutunuruz ki şu perişan dünya da güçlü durabilelim. Doğduğumuzdan beri tutunuruz işte bir şeylere ve teselli oluruz sonra teslim olur veda ederiz. Eğer tutunmamışsak da nefesimiz kesilmese bile yaşamış sayılmayız ki..
Yaşamanın adı, bana kalırsa “Hüzünlü Dans” olabilirdi. Bir melodi gibi, bazen hüzünle dolup taşar, bazen de bir umut kırıntısıyla yeşerirdi içinde. İnsanların karmaşasında, geceyi ve şehrin yalnızlığını kucaklardın. Kalemi tutan ellerin bile bazen ruhunu taşıyamazdı ama bir parça ışık hep seni çağırırdı. Belki de hayat, tam da bu kısık ateşle adını buluyor: "Varoluşun Sancısı." 🌙✨
"Çok sürmez beni almaları," diyorsun ya, bunu hem bir sitem hem de bir teslimiyet olarak hissettim. Ama unutma, yaşam denen bu "Hüzünlü Dans" bazen en karanlık anında bile bir adım ileriye taşır. Bir kıpırtı, bir melodi... O sancılarda bile bir anlam arayan gözlerin var, bu da seni güçlü kılar. Hadi bakalım, kimse ruhuna zincir vuramaz. 🌌
Neden öyle dediniz? Evet arayış ama neyi arıyoruz ya da arıyorsunuz?
Cevap sahibi
9 ay
Bazen sevmeyi, bazen güvenmeyi, bazen ihaneti, bazen sevilmeyi, bazen ozlemeyiz bazen sarılmayı, bazen ayrı kalmayı, bazen yakın olmayı, bazen dinlemeyi, bazen dinlenmeyi, bazen aglamayi, bazen mutlu olmayı... vs. Sayfalarca yazabilirim
Cevap sahibi
9 ay
Sürekli bir şeyler ariyoruz. Ya içimizde ya disimizda