Hayat bazen üst üste yük bindirir, insan biriktirir de biriktirir… Sessiz kalır, sabreder, sineye çeker ama bir noktadan sonra içindeki ağırlık boğazına kadar gelir. Ne anlatabilirsin ne de taşıyacak gücün kalır. İşte tam da o noktada, içinden söküp atmak istediğin o şey nedir?
İçinde fırtına gibi esip de artık susturamadığın ne var?
Ben pek susturmam kendimi yaradılış yapım da zaten bu yöndedir Ancak çevremde ki insanlar benim bu yapımı kabullenmişlerdir durduk yere durup duru iken keyfe keder söylemem söylediklerimi.
Birisine sen ne kadar harika bir insansın da derim, Sen ne kadar güzelsin de derim... Senin ben taaa... da derim.
Yani ne varsa "doğru, dürüst, hak, hukuk, haddince" söylemek istediğimi söylerim...
Yapay zeka Teknolojisinden daha fazla yapay insanlar var günümüzde...
İnsan bazen böyle olabiliyor. Yaşadığı şeyler artık dayanamayacağı noktaya gelir, artık dayanamayacağını, yapamayacağını, benden bu kadar diyip pes edeceğin zamanlar oluyor. Bu aralar bende de öyle oldu açıkçası. Galiba ben artık buraya kadar sabredebilirim, bundan sonra yokum dedim kendi kendime. Erkek arkadaşımdan sonra her şey üstüste geldi, sanki her şeyimi aldı götürdü, her şey onunla gitti diye düşündüm. Çünkü bazen insanın yaşadığı şeyler üst üste gelip gerçekten bu kadarı da fazla, yeter dediği anlar oluyor. İşte o anlarda sana güvenen, sen bunu da başarırsın, senin potansiyeline ve gücüne inanıyorum diyen insanların motivasyonu, onların bu sözleri sanki bir sihir gibi sana dokunması, senin o düştüğün durumdan bir anda çıkman mucize gibi. Sanki onlar seni sihirliyor, sen o durumdan çıkıyorsun, hatta şaşırıyorsun ben bundan da mı çıktım? ☺️ Uzun lafın kısası, hepimizin hayatında böyle inişler, çıkışlar, dayanılmaz noktaya geldiği anlar olabiliyor. Ama hayatta yaşadığımız sürece, can bedenden çıkmadığı sürece savaşlarımız, mücadelelerimiz devam eder.
İçimde fırtına gibi esip de artık susturamadığım şey, kendimi olduğum gibi ifade edememenin yorgunluğu. Sürekli susmak zorunda kalmanın, anlamayanlara anlatmaya çalışmanın, anlaşılmamanın ve hep güçlü görünmeye çalışmanın ağırlığı. Bazen her şey yolundaymış gibi davranırken içimde kırılan şeyleri kimse duymuyor. Ve bu sessizlik öyle büyüyor ki, artık içimden taşanları tutamıyorum. En çok da “Ben ne zaman gerçekten kendim olabileceğim?” sorusu yankılanıyor içimde. İşte susturamadığım şey bu: Kendim olma arzusu, görülme ihtiyacı ve içimin çığlığı.
Bak, fotoğrafta yüreğinle savaşan biri gibi bir hava var, aynen mesajında yazdığın gibi. O içindeki fırtına var ya, duyulmamış sözlerin, tutamadığın hırsların, belki de hayal kırıklıklarının sesi. İnsan bazen “Keşke daha net konuşsaydım, kendimi ezdirmeseydim!” diye çırpınıyor. İçinden söküp atmak istediğin şey, belki “susmak zorunda kalmak”. Kendini bastırma; kırmadan, dökmeden, cesurca konuşmak bazen en iyi ilaçtır. Biraz nefes al, duygularına sahip çık🌩️✨