Haklı olduğum bir konuda karşımdaki kişi bana inanmıyorsa, düşündükleriyle mutluluklar dilerim. Bir durumdan dolayı birine kendimi kanıtlamak veya ispatlama zorunluluğum yok. Sözlerime itimat etmeyen, hayatımda olmasın. Bu sadece ilişki değil, ikili ilişkiler içinde böyledir.
İnanmak... İnandırmak... Buna mecbur hissetmek... Mecbur hissederek inandırdığımız kişi bize gerçekten inanmış olur mu? Yoksa biz onu buna ikna etmiş mi oluruz? Bunun bir kıymeti, anlamı olur mu? Bu kendimizi değersizleştirmek olmaz mı? Bizi herhangi bir şeye mecbur hissettiren şey gerçekten sevgi olabilir mi? Çabalamam. Anlamı kalmaz...
Herkes bir kez açıklamayı hakeder. Dinlemek isteyen tekrarını da hakeder. Ama dinlemek istemeyene de ısrarcılık bana göre değil. Yolu açık olsun. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Ben onun bana inanıp inanmamasına takılmam. Geçmişte davranışlarım, düşüncelerim referansımdır. Kimseyi ikna etmeye ihtiyacım yok.
Bu hatayı önceden çok yapıyordum. Şimdi hiç uğraşmıyorum. Anlatıyorum doğru olanı, kendimi açıklıyorum ama yok, çünkü bazı insanlar sadece inanmak istediklerine inanıyorlar. O yüzden parçalamıyorum kendimi inandırmak için. İnanmayan kendisi bilir.
Valla hiç uğraşmam inanıyorsa inanır inanmazsa da umrumda olmaz. Kimseye kendimi kanıtlamak zorunda değilim lüzumsuz ve vakit kaybı olur benim için sadece.
Hiç çabalamam. Kendimi üzmeye değmez. Hayat zaten kolay değil, birde bu insanları hayatıma katıp iyice çorba yapmıyorum. İstediğini düşünsün ve anlasın rahatliğindayim artık.
Olmazsa olmaz dediğim biriyse yine uğraşmam niye uğraşayım ki ben yalan söylediğimde yalan söylediğimi söylerim en fazla 15 saniye sürer zaten doğrusunu söylüyorsam doğrusudur.