Tavanımdaki düşünce musluğuna...
Birden bire bir şeyler oluyor... Sağa, sola, ağzı aşağı yattıktan sonra bir şeylerin ters gittiği durumu öne çıkıyor ve en iyi pozisyonun agzı yukarı (sigaralı) olduğuna kanaat getiriyorum. Israrla bu şekil kalmalıymışım ve aklıma yukardan yağmur damlası gibi rahatsız edici veya o damlaların tadını çıkarırmışcasına kendimi kaptırdığım düşünce düşümleri insanı başka bir dünyaya götürüyor. Burada uyku yok, yemek yok, su yok... Bir çözümlemenin içerisine girmişsin, bir karmaşık, bir bulamayış, buluş ve arkasından kayboluş... ta ki; iki parmağının arasında, düşünmekten unuttuğun sigaranın parmak aralarını hafif yakmasıyla toparlanıyorsun.(bir sigara daha)..
Burada uyumak; düşünce tavanına açılan şemsiye görevinde sanırım. Göz kapağı değil bu şemsiye, çarşaf vs. Hiç değil! Tamamen dürtü. Ya da bir tavanın olmaması belki biraz azaltır bu sağanak damlaları. Bu musluğun vanası da aklında olunca, inan bir hayli karmaşıksın. Bir yandan düşüncelerle boğuşup, kaçan uykuyu yakalama çabası ve düşünmek istememe iradesi bir hayli meşakatli iş. Sorusunu kaybetmiş cevaplarla, cevabını kaybetmiş sorularımın yetimlerden farkı yok gibi tamamen vicdan meselesi gibi bırakamıyorum...Atılmıyor bir kenara, sanki çatlamış topraklarım tavanımdan akan düşünce damlalarına muhtaç gibi...

Huzur siyah olunca saçlar beyazlıyor galiba..
Ve bu gecelerin de ilacı olmalı. Sürekli ağrıyor çünkü.. Ne bileyim belki de anılar silinmeli bir programla. Kimse ömürlük gelmez elbette, istisnalari saymazsak.. Ama giderken de akilda tebessüm birakacak kadar düzgün gitmeyi bilmeli insan. Ama herşeyi her ince ayrıntısına kadar tek başıma düşünmekten artık zihnim karışıyor. Kim ne söylemiş ne zaman söylemiş hepsini unutuyorum. Ve bu hiç kimsenin umrunda değil... Sonra içinden,
Merhaba tanışmadığımız insanlar. Tanışmadığımıza çok memnun oldum
demek geliyor.

Bu kadar şeye rağmen. Bazen en mutlu sen olduğunu düşünürsün, bir odadasındır ve akla gelen tüm hayaller seni gülümsetir. Bir an aklında bir dünya yaratırsın, hayat kurar, ipsiz uçurtmalar uçurursun. Bulutların olur, kuşların da olur belki ama gökyüzü olmazsa neye yarar?
Hayal etmek ve mutlu olabilmenin sürekliliği tamamen kendine gelememekte saklı. Akıl treninin vagonlarının biri o güzelim manzaralardan düşünce, hepsi birden düşer. Yer çekimsiz bir Dünya olsaydı, bazıları değil de herkes uçabilseydi?
Sen, ben, o, biz boşver. Çünkü ögrendim ki böyle şeyler akışına bırakılmalı. Çok bağlanmamalı. Ve cok üzerine düşmemeli. Çünkü böyle durumlarda ezilen hep terazide ağır basan çok fazla düşünen kısım oluyor. Sen şarkını söyle. Kulağına hoş gelmiyorsa onlar düşünsün. Elbet ezgilerini seven bir hayat karşına çıkacaktır..
En dibi var bir de bu işin. Oraya inmek bol acılı sanat gerektirir. İnersen de en yukarıya sıçraman daha kolay olur. Düştüğün yer, bildiğin yollardır artık.

Ve bilirsin ki ; mutlu olduğundan fazla mutsuzluk tecrüben var. Emin ol bu durum sıçraman için fazlasıyla yeterli. Artık uyuyun ve uykusuzluğu özleyin...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar