Veeeeee bu sabah uyandığımda artık evlenmek ve çocuk doğurmak istediğimi fark ettim. Gece beynim uykuya daldıktan sonra bilinçaltım ve hormonlarım el ele verip sabah kadar hummalı bir şekilde çalışmış olmalılar. Hormonlarım artık vücut saatimin geri sayıma geçtiğini, bilinçaltımsa alenen evde kaldığımı beynimin tüm hücrelerine sabaha kadar ince ince işlemişler. Sabah olduğunda 30 yaşında uyanıverdim birden.
Halbuki dün sabah da 30 yaşındaydım; hatta kendi ayakları üzerinde duran, başarılı, hırslı, kendine güvenen ve de olgun bir kadındım. Hayatımı idame ettirmek ve mutlu olmak için bir erkeğe ve bir bebeğe ihtiyacım yoktu oysaki!
Peki bu sabah neden 30 yaşında ama bekar değil, evde kalmış; kendi ayakları üzerinde duran değil, yalnız; kendine güvenen değil, kendini zayıf hisseden ve de olgun değil, yaşlanmakta olan dolgun bir kadın olarak uyandım ben? 30lu yaşların kadınların hayatının önemli bir dönemi olduğu, bu dönemde cinsimizin genç kızlıktan artık kadınlığa geçiş yaptığı hep söylenir dururdu. Fakat o gün bugün mü, o olgunlaşma, kadınlaşma böyle mi oluyormuş? Bu sabah bana olan şey 30 yaşına giren her kadına oluyor mu yani?
Olgunlaşma, kadınlaşma böyle mi oluyormuş?
OTUZ.. Dile kolay, söylenişi bile ağız dolusu kocaman bir kelime, kocaman bir sayı; külçe gibi eziyor ağırlığıyla! Ne zaman 30 oldum ben? Ne zaman bitti yirmili güzel yaşlarım anlamadan? Hayır hayır! Hala hazır değilim ben kadın olmaya. Çocuklar hala "abla" diye sesleniyor bana, ben daha "teyze" denmek için çok gencim. Teyze olacak gücüm yok henüz. Ben 29a da razıyım, yapmayın beni 30, ne olur!
Benim beyaz atlı prensim daha düne kadar bir yerlerde beni arıyor ve karşılaşacağımız zamanı sabırsızlıkla bekliyor olmalıydı. Ama bu sabah o prensin çoktaaan beni bulmaktan vazgeçip sarışın, uzun bacaklı bir yirmilikle balayına çıkmış olabileceği gerçeğini idrak ediyorum.

Bu zamana kadar hayatımdan geçmiş erkekleri film şeridi gibi gözümün önünden geçiriyorum. İçlerinden zamanında benimle evlenmek isteyenleri ön elemeden geçirip tekrar tarıyor zihnim. Geçen zaman içinde birkaçının evlendiğini ve hatta çocuk sahibi olduğunu anımsıyorum birden. Hatta şu tırnaklarını yiyen, kel dergi editörü bile geçenlerde evlendiğine göre durum çok vahim olmalı…
Durum çok vahim ancak silkinip kendime gelmeliyim bir an önce. İlk iş, eski defterleri kapatmak olsun. Ardından sakinleşmeli, konuya odaklanmalı ve "eyvah 31 olmuşum!" demeden önce bir şeyler yapmalıyım. Ama ne?
Dün akşam sokakta elime tutuşturulan yoga kursu broşürünü hatırlıyorum birden. En iyisi zihni ve bedeni rahatlatmak ve üçüncü gözümü açmaktır belki de! Ve her otuz yaş kadınının yaptığı gibi spiritüel güçlere teslim etmeliyim belki de kendimi.. OHMmmmmmm..
Evet evet yoga fena fikir değil, hem beni biraz sakinleştirir, hem de bedenime vereceği zindelik ve esneklikle beni olduğumdan birkaç yaş geriye atabilir..
Bridget Jones bile beyaz atlı prensini bulduğuna göre ben de bulabilir ve dünyanın en güzel bebeğini doğuran olgun ve güzel anne olabilirim hala..
İki gözümü de kapatıyorum, üçüncüsünü açmakla meşgulüm şu anda ve bir sonraki 30 yaş atağına kadar sakinleşiyorum.. OHMmmmmmmm..
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer