Aralık 1931’de, Mustafa Kemal Atatürk’ün cumhurbaşkanlığı ve İsmet İnönü’nün başbakanlığı döneminde dokuz hafız, Dolmabahçe Sarayı’nda ezanın ve hutbenin Türkçeleştirilmesi çalışmalarına başladı.
Kur’an’ın Türkçe tercümesi ilk kez 22 Ocak 1932 tarihinde İstanbul’da, Yerebatan Camii’nde Hafız Yaşar tarafından okundu.
Yanlış bir karardı! Okunan ezan Arapça karşılığı drğil. "Şüphesiz" şahidim dememiş. "Allah" özel isim, özel isimden de mi korkmuşlar? Dil devrimi dedikleri, maalesef dilimizimshvetti, günlük kullanılan bin yıllık kelimeleri, hafızalardan silmek istediler, en so Atatürk bile "güneş dil teorisi yanlıştı" dedi. Bazıları anlamıyor maalesef insanlar neden inandıkları dini aslı ile yani Arapça okur diye 1800'lerde kullanılan Türkçe'yi budayıp, yerine "çağdaş olacağız" zannı ile, bu gün, yani 2021 de barbarlığını kafa tası müzesi ile dünyaya sunan Fıransızca bin beş yüz kelime doldurdular. Onlar bizi sömürenediler ama biz kenimizi, dilimizi, dede ile torunun konuşmasını, yazışmasını engelledik. Bir yol buldu onlar elbet ama hep arada kalınmış bir yol. "Affeden ve affedici olan" diye tercüme ettikleri Rahman ve Rahim denilen hüsnalar, aslen Dünya'da her insana ayrımsız, rahmet eden. Ahirette ise, ona inanan, yolunda çabalayan, inssnların, kul hakkı hariç ona karşı, işledikleri günahları affeden anlamına gelmekte. Esmaöarın hiç birisi aynı manâ da değil. Evet kuran Türkçe okunmalı, ne yazıyor bilinmeli. İnsan Kurandan, hayata dair bildikleri oranda bir şeyler alır. nasıl bir ilme donanıma sahipse ondan aldığı çok daha büyük olur. İlk okul okuyan okuduğu kadar, lise okuyan, okuduğu kadar bazende hiç bir ley okumamış ama sokrates gibi Düşünen, araştıran, kendisini geliştiren insanlar çok daha fazlasını alır ki, Endülüs, El kindi, İmmamı Rabbani, ibn Tufeyl bu konuya çok güzel bir örnekler. Geçenlerde Osmanlı'nın ilk okulda verdiği karne dersleri ile ilgili bir video izledim. Bu gün o konular, ünüversitelerde var. Tarım eğitimi bile var. Bize hep "Osmanlı cahildi, okuma yazma bilmez, görgüsüz, eğitimsiz insanlar dediler ama Osmanlı eğitimi bir Atatürk çıkardı. Soruyorum, bu sistem bir Atatürk çıkarabildi mi, çıkarabilirmi? Belki Atatürkün kurduğu köy enstitüleri olsaydı belki ama daha kendisi ölür ölmez, sır oy için, en yakınları, o aistemin içini boşalttılar.
Devletler, insanların Dinlerini yönetmemeli, İnsanların Dinleri de, devletleri yönetmemeli. İdeolojiler kör olur, mesele insanların başka insanları, kendi oluşturdukları kalıplara sığdırmaya çalışmaması gerktiğini öğrenmiş olmamaları.
Tepeden inme bir şeydi. Kendisini Cumhuriyet'in burjuvası görenlerin dayatması idi. Bu insanlar Atatürk'ün etrafında, sürekli onu etkileme, yönlendirme peşindeydiler. Bu gün, kara çarşafı ile silah, mermi taşıyanların çarşafları çıkarılmasın diye savaşanlara inat, çarşafı mizansen olarak kullanan zihniyet, hep bu milleti güdülmesi gereken koyun olarak gördü. Onun için diyorum, bir ülkede herkes ama herkes kendi olmak istediği gibi olmalı🙂
O zaman ki şartlara göre düşünmek gerekir. şu an bir çok insana ezanın anlamını sorsan bilmezler. O yüzden yadırgamam.
Sorun şudur ki Kutsal bir kitap olan Kuran'ı Kerim'i sırf sevap almak için arapça okumak ve hiçbir şekilde o kitabın ne dediğini umursamamak.
İlk ikra! Diyerek uyaran Allah, oku ve anla ayeti ile ayetinin mesajını iletiyor. Demek ki okuyarak anlamamızı istiyor, ne dediğini anlamadığımız bir şekilde arapça telaffuz ederek okumayı değil.
Eğer Allah'ın istediği bir şekilde kul olacak isek; öncelikle olarak Allah bize ne diyor diye merak edip kendi dilimizde okumak gerekir.
Allah'ın önceki kitapları İbranice, Aramice gibi dillerle de inmedi mi? Demek ki Allah'ın kutsal kıldığı kitabın dili değil, mesajlarıdır. Bu yüzden arapçayı kutsal bir dil addetmek, yanlıştır. Yani, Arabistan'da inen bir kitap, İngilizce, Türkçe mi inecekti?
Ne kadar güzel bir şey. Türkçe ezan insana huzur veriyor. Atatürk, insanlar dinini öğrensin, Kuran’ı okuyup anlasınlar diye Elmalılı’ya Türkçe Meali’ni hazırlatmış. Ezanı Türkçe’leştirtmiştir. Bu günkü yobazlar ise islam dini diye bize çok farklı şeyleri, dinimizde olmayan Arap Kültür’ünü aşılıyor. İslam dini evrensel bir din ise herkes kendi dilinde “anlayarak” ibadet etmelidir. Böylesi daha sevaptır. Ben Arap değilim kardeşim.
DÜNYANIN HER YERİNDE her millet kendi dilinde İncil okur. Bir tek Müslümanların korktuğu arapça dışında hiçi bir dili kabul etmemeleri anlaşılır gibi değil tek sığındıkları konu çok fazla anlama gelmesi kelimelerin. Tanrı insanların anlamasını bu kadar zorlaştıracak bir kitabı niye göndersin o zaman.
Bir çok insan buna kızar ama halkın ezanı ve Kuran-ı kerim'i anlamasını çokta yanlış bulmuyorum. Evet belki bunun tek yolu bu değil ama o zaman ki şartlarda düşünecek olursak belkide en iyi yolu budur.
@AteistDüsünenKardes Bugün Kuran'ın meailini her yerde bulmak mümkün. Elimizdeki telefonlardan bile zahmetsizce ulaşabiliyoruz. Kaldı ki mealli, açıklamalı Kuran'ı Kerimler var. O zamanlarda bu imkanlar yoktu. Halkın inandığı dini kendi dilinde öğrenmesi için en iyi yol tercih edilmiş. Bugün ise isteyen herkes ezanında Kuran'ın da Türkçe anlamını çok kolay öğrenebilir. :)
Kuranin mealini cikartan kisi zaten AKP'dir. burada zaten kuranin türkceye cevirilmesi yani mealin cikartilmasi hakkinda konusuluyor. O zaman mümkün degildi dedigin zaten o zaman yapilmisti.
Ben bir şeye ulaşmanın kolaylığından bahsediyorum. 1932 de ne internet ne de doğru düzgün kitap vardı. İsteyen herkes meale ulaşmıyordu. Ben bunu söylemeye çalışıyorum. Dönemim şartlarına göre değerlendirmeyeceksen bu konuda tartışmamız anlamsız. İyi akşamlar.
Evet, ilk adım bu idi. Adnan Menderes ise dünyada her dinin aslı üzere kaldığını örnek gösterdi ve ezanı yeniden dünyadaki her noktada olduğu şekline çevirdi. Demokrasi böyle bir şey.
Türkçe ezan yapanlar cmaiye gittimi hayır Türkçe olsa gişeler mi hayır Türkiye'deki diğer dinler yahudi hristyanlar ayinlerde ibadetlerde Türkçe söylesin