Bir devletin, donanmasındaki en önemli unsur Denizaltılardır. Denizaltılar, su altında yüksek ateş gücüne ve gizliliğe sahipse; Düşman donanmaları için, deniz harbinin kazanma olasılığını oldukça düşürmektedir.
Üstelik bu denizaltılar, air independent propulsion/havadan bağımsız tahrik teknolojisine sahip denizaltılarsa; Nükleer başlıklı balistik füzeler, gemi savar füzeleri, seyir füzeleri, ağır sınıf torpidolar gibi yüksek ateş gücüne sahip olduğu ve menzillerinin 150 km den, 8 bin km ye kadar uzanan; Düşman unsurlarını, ateş altına alma yetenekleri olduğu için; Oldukça caydırıcı ve korkunç bir silahtır.
Denizaltılar ve sualtı harbi; Su üstü harbinden oldukça farklı metodolojide bir alandır, radar sistemleri yerine sonar adı verilen dalgalarla, tespit/takip ve ateş gücünüzle imha edebilme yeteneğine sahip olmak gerekir. Ateş gücünün dışında, sualtında hareket eden platform olduğu için; istihbarat yeteneğinizi de arttırır.
Air independent propulsion/havadan bağımsız tahrik teknolojisi, tek bir mekanik sistemden oluşmaz. Nükleer tahrik, elektrik-dizel hibrit gibi sistemlerle farklı metodolojide çalışan sistemleri barındırır ama bu bence de; Türkiye'nin, milli imkanlarla geliştirmek istediği; Alman platform sahibi, Type-214 TN olarak tanımlanan; Reis sınıfı denizaltının Know-how yapılarak, teknoloji transferiyle; Türkiye, denizaltı harp yeteneğini arttırmak istemektedir. Bu bence de, sadece Reis sınıfı denizaltıların, tahrik sistemini yazacağım.
Havadan bağımsız tahrik sistemi (AIP) nedir?
Havadan bağımsız tahrik sistem de gücü üreten ve enerjiye çeviren 4 ana sistem bulunur. Tabi ki buradaki 4 prensip, nükleer tahrikli sistemlerde havadan bağımsız olduğu için; Nükleer tahrikli değil, Türkiye'nin Reis sınıfı denizaltılarının, tahrik sistemi; Dizel-elektrik sisteminin çalışma prensibidir.
1) Diesel generators / Dizel jeneratörler.
2) Central electric motor / Merkezi elektrikli motor.
3) Power storage batteries / Güç depolayan bataryalar.
4) Fuel batteries / Yakıt bataryaları.

Havadan bağımsız tahrik teknolojisi (AIP), klasik denizaltılar için teknolojik ve heyecan veren sistemleri temsil eder. Konvansiyonel denizaltının yanması için dışarıdan havaya ihtiyaç duyan dizel çalışan enerji jeneratörüne ek olarak, AIP sistemine sahip olanlar, yakıt hücreleri gibi yüzey havası gerektirmeyen enerji kaynaklarını da kullanırlar. Bu, gemideki bataryaları ile verilen dalış menzilleri bittiğinde yüzeye çıkması ve şnorkelle çalışması gereken dizel elektrikli denizaltılara göre çok daha uzun süre tespit edilmeden su altında kalmalarını sağlar. Zaten tespit/takip edilmesini düşüren, oldukça ciddi bir ateş gücüne çeviren teknolojide bu yüzden bu AIP tahrik sistemidir. Oldukça karmaşık, yüksek teknoloji ve mühendislik gerektiren bir sistemdir. Türkiye'nin o yüzden, teknoloji transferi alması gayet doğal bir şey.

Dünya'da sayılı ordularda bulunan, AIP tahrik sistemli denizaltılar, başarılı sonuçlarla kullanılmakta olan yakıt hücresi bazlı AIP, denizaltının ihtiyaç duyduğu enerjiyi hidrojen ve oksijenden üretmesine olanak sağlar. Bununla birlikte, hidrojen üretim sisteminin, sevk edilen ağırlık ve denizaltının içinde kapladığı alan gibi önemli faktörler üzerinde büyük bir etkiye sahip olan çok hacimli, ağır metal hidrit silindirlerde depolanır. Aslında bu depolanma fonksiyonu için, yeni bir mühendisliğe ihtiyaç vardır ama bu bencenin konusu değil.
Yukarda olan bu, klasik denizaltı tahrik sistemlerinden ayıran özelliği de budur. Türkiye'nin, Reis sınıfı havadan bağımsız tahrik teknolojisine sahip denizaltıları; Bataryaları 3 gün su altında kalabilir. Yakıt bataryaları 14 gün su altında kalabilir. İki sistemi hibrit bir şekilde 2 haftadan fazla denizaltı görevini, hiç su üstüne çıkmadan icra edebilir. Zaten, air independet propulsion/havadan bağımsız tahrik teknolojisinin üstünlüğü ve caydırıcılığıda; Düşman unsurları tarafından tespit/takip edilmeden, operasyonlarınızı yapma imkanı veren ileri, yüksek ve heyecan veren teknolojidir. Türkiye'nin böyle stratejik bir teknolojiye kendi tersanelerinde üretmesi, ayrıca gerekli teknoloji transferi ve tecrübe kazandırması açısından mükemmel bir olaydır.
Türkiye Reis sınıfı denizaltılardan ne kadar üretecek?
Türkiye, 6 adet envanterine katma planları vardır. Bunlardan ilk denizaltı; TCG PiriReis S-330 olarak denize 2019 yılında indirildi ve testleri devam etmekte; 2022 gibi Türk deniz kuvvetleri tarafından, envantere alınma işlemi için gün saymaktadır.
Bunun dışında;
TCG HızırReis-S-331, TCG MuratReis-S-332, TCG AydınReis-S-333, TGC SeydialiReis-S-334, TCG SelmanReis-S-335 olarak planlanmaktadır ve tahminen 2027-2028 yıllarda 6 denizaltı operasyonel olarak; Türk deniz kuvvetleri envanterinde olacaktır.

Yunanistan'ın havadan bağımsız tahrik sistemli, denizaltılarının olduğunu ama Almanya'dan nihai olarak satın alarak 4 tane AIP envanterine kattığını söylemeliyim. O yüzden; güç dengesi açısından, Türkiye'nin Reis sınıfı denizaltıları stratejik bir silah olduğu için ve Know-Now olarak nihai satın alma dışında, teknoloji transferi yapılarak ortak üretim yapılması, Türkiye'nin hem operasyonel kabiliyeti hem de teknoloji açısından oldukça önemli.

Son olarak, ara denizlerde ve iç denizlerde önemli bir güç olsa da, Türkiye'nin şu an envanterinde bulunan, deniz platformlarında CODAG sistemli tahrik sitemleri yerine, ileride global bir güç olmasını dilediğim için; Mutlaka nükleer tahrikli sistemlere ve nükleer enerjiye geçmesi gerektiğini belirterek bencemi bitiyorum.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar