Bir insan düşünün. Bu insan felaket senaryoları yazan bir insan olsun. Bu insan dese ki, "ülke ekonomisi batacak" dese ve buna çevresindeki yakın insanları inandırmaya başlasa.
Bu kişiye inananların sayısı günden güne artsa ve artık bu tüm ülke sathına yayılsa; bütün insanların tepkisi ne olur? Eyvah ülke ekonomisi batacakmış, hemen yatırım yapmayı bırakalım tedbir alalım der. Değil mi "tedbir alma psikolojisine girer insanlar"
Peki insanların kendi aldığı tedbirlerde neler yapılır?
İnsanlar harcamaları kısar. Yatırım yapmak istemez. Çünkü düşünür ki, ülke ekonomisi batacaksa yatırım da batar, her şey zamlanır ve yatırım elimizde patlar der. İnsanlar harcamalarını kısarsa üretim yapanlar üretimi kısmaz mı? Alıcı azaldı, ben niye fazla üretip de ucuza satayım ki demez mi? Der çünkü az olanın değeri çok, çok olanın değeri az olur.
İşte bütün sıkıntıların sebebinde psikolojik savaş yatar. İnsanlar korkutulur ve üretim/ekonomi durdurulur. Bu yüzden insanlar korku havasından uzak olmak zorundadır. Uzak durulması gereken yegâne şey; "israftır etmektir"
Kemer sıkma politikası her zaman yanlış anlaşılıyor. Ne kadar çok nakit harcarsak piyasa o kadar güçlenir. Halk rahat bir nefes alır. Çok doğru düşünmüşsün abi. Eğer bir ekonomi politikası güdülücekse devletin, halka bunu haberdar etmeden gizlice yapması lazım. İnsanlar çekingen oldukları için daima kendilerini güvene almak istiyorlar. Sonucu da senin dediğin gibi krizleri büyütüyor. :D
En İyi Cevaplar