Ak Parti'yi Desteklemekten Neden Vazgeçtim?

Henüz 21 yaşımda olmama rağmen siyasetin en atraksiyonlu sahnelerine son üç yıl içerisinde şahit oldum. Şunu itiraf etmeliyim ki iki yıl öncesine kadar çok koyu bir Ak partiliydim. Ama bu üç yıl içinde gerçekleşen siyasi olaylar beni gerçekten yoğun bir şekilde etkiledi. Öncelikle 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları, Mit tırılarına yapılan operasyonlar, başbakanın, dışişleri bakanının, bakanların çıkan ses kayıtları beni Ak partiden soğutmaya yetmemişti. İnanmak istemiyordum çünkü.


Aynı zamanda Gülen cemaatine karşı gelişen nefretimin de bu durumda etkisi büyüktü. Yerel seçimlerde ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oylarımı Ak parti ve Recep Tayyip Erdoğan'a verdim. Ülke gündemi tamamen paralel yapı üzerine yoğunlaşmışken ve Gülen cemaatinin ihaneti tartışılıp operasyonlar yapılırken bu düşüncelerimin değişmesi çok zor olurdu.


Ak Parti'yi Desteklemekten Neden Vazgeçtim?


Ancak beni Ak partiden yüz çevirten asıl olaylar silsilesi 2015'in ilk yarısında yaşandı. 2015'in başlarında Cizre'de Ydg-h adlı Pkk'nın gençlik yapılanması öz savunma birliklerini oluşturduğunu ilan etmiş ve videolar çekerek propaganda yayınları yapmıştı. Aynı zamanda Cizre'de Hüdapar üyeleri ile Ydg-h üyeleri arasında çatışmalar yaşanmış şehre polislerin ve askerlerin girmemesi için hendekler kazılıp barikatlar oluşturulmuştu. Bu olaylar bana gerçekten dokunmuştu. Çözüm süreci var diye nasıl olur da bunlara müdahale edilmez diye kendi kendime sormaya başlamıştım. Bu olaylardan sonra ikinci kıvılcımı ateşleyen Dolmabahçe mutabakatı olmuştu. Ak parti ve Hdp milletvekilleri ortak bir basın toplantısı düzenleyerek bundan sonra çözüm sürecinde atılacak adımları açıklamışlardı. Burada beni ikilemde bırakan Pkk gençlik yapılanmalarının tehlikeli oluşumuna rağmen aynı zamanda Hdp ile güle oynaya çözüm sürecinin devam ettirilmesiydi. Bu yaşananları da sineye çektim ve yaklaşan 7 Haziran seçimlerini beklemeye başladım.


İşte tam bu noktadan sonra artık mitingler ve televizyon programları başlamış özellikle Hdp siyasetiyle ön plana çıkmıştı. Bu durum elbette Ak partiyi ve Türk milliyetçi seçmenini kızdırmaya başlamıştı. Ak parti devam eden çözüm sürecinden dolayı Hdp'ye terör üzerinden fazla söz söyleyemiyor, televizyon programlarına çıkmasına ses edemiyordu. Pkk'da kabuğuna çekilmiş Hdp'yi zor durumda bırakmamak için eylemlerini askıya almıştı. Ak parti ise mitinglerde özellikle Türk milliyetçisi seçmenini kaybetmemek için milliyetçi söylemler kullanıyor tek bayrak, tek vatan, tek devlet, tek millet gibi kalıplaşmış nidalara başvuruyordu. Bu da yetmezmiş gibi sayın Cumhurbaşkanımız da adeta Ak parti mitingleri gibi mitingler yapmaya başlamış ve halkı seçimlere katılmaya çağırarak o da Pkk üzerinden Türk milliyetçisi söylemlere başvurmuştu.


Özellikle burada ayrı bir paragraf açmak gerekirse benim Ak partiden kopuşumu başlatan olay Ağrı'da seçmenlere Pkk tarafından Hdp'ye oy vermeleri için baskı yapılıyor denilerek helikopterle Pkklıların arasına askerlerimizin savunmasız bir şekilde bırakılması ve adeta çatışma çıkması için gereken ortamın hazırlanmasıydı. Bu şekilde asker ve Pkk arasında çatışma çıkacak belki askerlerimiz şehit olacak ve Hdp, Pkk üzerinden vurularak imajı zedelenecekti. Halbuki seçimlere gelmeden birkaç ay önce Pkk gençlik yapılanması Ydg-h Cizre'de silahlarla terör estiriyor, hendek kazıyor, barikat kuruyordu. O zaman neredeydi bu askerler?


Ve 7 Haziran seçimleri geldi çattı. Ben oyumu tepki oyu olarak kullanmış ve Saadet partisine vermiştim. Seçim sonucu Ak parti iktidarı kaybetmiş ve Hdp barajı geçmişti. Bu Ak partide çok büyük bir şok etkisi oluşturdu. Hatta Cumhurbaşkanımız üç gün boyunca hiçbir açıklama yapmadı. Sular gittikçe kaynıyor, siyasi ortam iyice geriliyordu. Ak parti çözüm sürecini devam ettireceğini ve her partiyle koalisyon kurmaya hazır olduğunu beyan ediyordu. Ancak ülkede terör olayları seçimlerden sonra yeniden alevleniyordu. Önce Suruç patlaması, daha sonra polislerimizin uykusunda şehit edilmeleri iyice gerginleşen ülkeyi kanlı bir tiyatroya çevirmeye başlamıştı. Ak parti bu olayların ardından önce Işid'e karşı hava operasyonları düzenlemiş sonrasında ise Kuzey Irak'taki Pkk hedeflerini de operasyonlara dahil ederek bütün terör örgütleriyle mücadele etmeye başladıklarını açıklamıştı. Bu süreçle berarber çözüm süreci tamamen rafa kalkmış ve Pkk ile mücadeleye başlanmıştı. Ak parti Pkk'ya hava operasyonları yapılmasının sebebini uykusunda şehit edilen polislerler olarak göstermiş ve artık sabrın taştığını belirtmişti.


Bu süreç beni gerçekten şaşkına uğratmış ve geçmişi araştırmaya yönlendirmişti. Yaklaşık iki yıl süren çözüm süreci gerçektende sırf şehit olan iki polisimiz için mi bitirilmişti? Şöyle bir geçmişe gittim ve 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce mitingler yapılırken Recep Tayyip Erdoğan'ın Adana mitingi öncesinde Ceylanpınar'da 3 askerimizin 22 temmuz 2014 tarihinde Pkk tarafından şehit edildiği haberini gördüm ve sadece bir gün sonra Recep Tayyip Erdoğan Adana mitingine çıkarak mitingin ortasında yaklaşık bir yıldır çözüm sürecinin devam ettiğini ve artık hiç şehit haberi gelmediğini söylemişti. O bunları söylerken o şehit olan askerlerin ailelerini düşünmüştüm. Gerçekten bu durum onlar için çok acı olmalıydı. Bunları öğrendikten sonra araştırmalarıma devam ettim ve Emre As adlı teğmenimizin 20 Ağustos 2014 tarihinde Cumhurbaşkanlığı seçiminden 10 gün sonra Van'da Pkk tarafından şehit edildiğini öğrendim. Aynı şekilde Nejdet Aydoğdu adlı uzman çavuşumuzun Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde semt pazarında alışveriş yaparken eşinin yanında 29 Ekim 2014 tarihinde şehit edildiğini öğrendim. Bu saldırılara benzer çözüm sürecinde gerçekleşen onlarca saldırı vardı. Peki şimdi soruyorum çözüm süreci neden bu asker ve polislerimiz şehit olduğunda bitirilmedi ve devam ettirildi? Ben bu saldırıları gerçekten çok sonradan öğrendim. Çözüm süreci devam ederken ülke gündeminde şehit haberleri o kadar önemsiz hale gelmiş ki ben bunları sonradan araştırarak öğrenebiliyorum.


Ben bu tarz araştırmalar yaparken 1 Kasım seçimleri geliyor ve Ak parti hem Türk milliyeçilerinden kaybettiği oyları hem de doğu ve güneydoğu'da yumuşayan atmosfer ile Hdp'ye giden Kürt oylarını geri alarak tekrar iktidar oluyor. Burada gerçektende çok önemli bir sosyolojik faktör ön plana çıkıyor. Artan terör olayları ve Ak parti terörle mücadele ediyor algısı 1 Kasımda seçmeni oldukça etkilemiş, Türk milliyetçisi seçmenin ve terör karşıtı Kürt seçmenin oylarını Mhp ve Hdp'den tekrar Ak partiye geri döndürmüş. Kısacası terör faktörü tekrar devreye girince Ak parti kazanmış oluyor.


Şimdi bu yazımın kritik sonuçlarını açıklıyorum.


Terör örgütü Kürtleri temsil etmiyor deyip terör örgütü ile Kürtlerin geleceğini görüşüyorsun, bunun adına da çözüm süreci diyorsun, Mit ajanlarını Abdullah Öcalan ile Kandil ile görüştürüp sonra Hdp'ye oy verenlere hain diyorsun.


Aylardır iki ilçeni terör örgütü elinde tutmuş, basına duyurulan 250'den fazla asker ve polisin şehit oluyor ve terör örgütü gündem olmasın diye basına duyurulmayan onlarca asker ve polisin şehit oluyor. Sen hükümetin ne suçu var mücadele ediyor diyorsun lakin hükümet sözcüleri çıkıp biz hain terör örgütü ile ajanlarımızı görüştürürken terör örgütü militanları ilçelere silah yığınağı yapmışlar, hendek kazmışlar diyor ama istihbarat, asker ve polis izlemiş müdahale etmemiş ve sen yine sadece hain Pkk diyorsun.


En güçlü zamanında, 1992 yılında bir ilçeyi en fazla birkaç saat çatışmayla elinde tutabilen terör, Abdullah Öcalan'ın yakalanmasıyla 1999 yılında çöküşe geçen ve tek taraflı ateşkes ilan eden terör, 1999 yılında herhangi bir ilçede bırak silahlı çatışmaya girmeyi Türkiye topraklarını terk etmeye başlayan terör, bir bak da bugün çözüm süreci diye diye ne hale gelmiş. Ben Pkk terör örgütünü filan aklamaya çalışmıyorum. Ama 15 yıl önce bitme noktasına gelmiş terörün bugün bu vatanın evlatlarının kanını alması bana dokunuyor ve bu 15 yıl boyunca iktidarda Ak parti vardı.


Söyleyin şimdi ben kimi sorumlu tutayım? Bu yaşananlara rağmen nasıl Ak partiyi destekleyeyim? Hadi söyleyin!

Ak Parti'yi Desteklemekten Neden Vazgeçtim?
Cevapla