Bir Film Senaryosu Sarsıntıyla Uyanmak: Müsebbipler!

Bir Film Senaryosu Sarsıntıyla Uyanmak: Müsebbipler!

E-posta eski bir arkadaşından gelmişti. Konu başlığı "Seninle Konuşmam Gereken Bir Şey Var" şeklindeydi. Kalbi hızla atmaya başladı. Ekrana birkaç saniye boyunca boş gözlerle baktıktan sonra sonunda postayı açtı.

"Merhaba, Beni hatırladığını umuyorum. Yıllar geçti ama sana anlatmam gereken çok önemli bir şey var. Özür dilerim, bunu yazmak zorundayım çünkü yüz yüze görüşmemiz mümkün değil. Yıllar önce seni zor durumda bıraktığım için pişmanım ve bununla ilgili gerçekleri paylaşmak istiyorum. Lütfen bana bir şans daha ver ve okumaya devam et..."

Mesajın geri kalanı, eski bir ihanetin ve arkadaşıyla arasındaki anlaşmazlıkların detaylarını içeriyordu. Arkadaşı, o zamanlar neden böyle davrandığını, neler yaşadığını ve artık pişmanlık duyduğunu açıklıyordu. Arkadaşının özrü samimiydi ama hala ona güvenmekte zorlanıyordu.

Neticede yaşadığı travmaların birebir sebebi olmasa da bu hale gelmesinde büyük bir rol oynamıştı bu ihanet. Geçmişin yükü omuzlarında ağırlık hissettiriyordu. Bir sigara sardı, çakmağa uzanıp yaktı. Yerinden kalkıp bir çay aldı ve postayı tekrar okudu.

Günlerdir yaşadığı depresif ruh hali başını ellerinin arasına alıp, "Başka bir zamanda yazsaydın olmaz mıydı? Neden her şey üst üste geliyor? Neden!" demesine sebep oldu.

Bir karar vermesi gerekiyordu: ya bu fırsatı değerlendirip eski yaraları iyileştirecek ya da geçmişin yükünü taşımaya devam edecekti. İşte bu karar, onun hayatının geri kalanını nasıl şekillendireceğini belirleyecekti.

Bilgisayarın başında otururken bu düşüncelerle boğuştu ve sonunda derin bir nefes alarak kararını verdi. Yavaşça klavyeye uzandı ve bir yanıt yazmaya başladı:

"Merhaba, Evet, seni hatırlıyorum. Bu e-posta için teşekkür ederim. Söylediklerin beni düşündürdü. Bir kahve içip konuşmak isterim. Belki geçmişin yükünü biraz olsun hafifletebiliriz."

Gönder tuşuna basmadan önce bir an tereddüt etti, yazdıklarını sildi ve hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalışarak işinin başına döndü. Neticede bu hesap kullanmadığı bir hesaptı ve bir ihtimal yanıt alırım diye yazılmış bir postaydı. Zaten patronu ve iş arkadaşları da biraz sonra geleceklerdi.

Bu hayatta en büyük kazıkları her zaman dostlarından yersin! Çünkü onlar senin en hassas olduğun konuları yeri gelince kullanmak için pusuya yatarlar!

Zaman geçer, acılar hafifler ama insan yediği kazıkları asla unutmaz!

#Yeterhayeterhayat

Bir Film Senaryosu Sarsıntıyla Uyanmak: Müsebbipler!
Cevapla