Beslenme Konusunda Ne Kadar Gelenekçisiniz?

Bizim aile tam bir “ev yapımı” ekolüdür.
Ne varsa insan elinden yapılmış özgün köy usulü, ev yapımı gıdaları severiz.

Özellikle kahvaltılıklarımızda %100 kuralı vardır.
Evde kalmamışsa mecburen marketten alırız ama o da ya masada maksat sofrayı zengin göstersin gibi süs gibi durur kimse yemek için pek elini de uzatmaz yiyenin suratına baksan sabah sabah limon yiyor zannedilir ağız burun yamulta yamulta yani öyle geçici bir çözümdür, harcadığımız parda da cabası gönlümüz razı olmaz.

-

Deytin deytin... Oğlum bile çocukken yerde gördüğü koyun kakaları için ağlardı...

Yıllardır aynı bahçenin mahsulü ham zeytinlerini alır, kendi zeytinimizi evde yaparız.

Peynir desen, koyun ve keçi sütü karışımı... Samsun’ un dağlarında ki koyun yetiştirici bir tanıdığımızdan, Kazdağları’ndan, Eskişehir köylerinden kadınların ellerinden gelir...
Daş gibi... daş, içi delik beyaz peynirleri akşamdan ılık suya bırakırız, sabaha kadar tuzunu salsın diye.
Yumuşayınca, yanında bir dilim ekmekle keyfine doyum olmaz.

İnanmazsın ama bizim evde haftada 3-4 kilo beyaz peynir biter.
“Hadi leyn günde üç öğün peynir yesen bu kadar tüketilmez” diyen çok oldu ama bizde öyle işte!

Zeytinyağı desen, envai çeşit. Çiçek ya da mısır yağı sadece kızartmalıkta kullanılır, o kadar...

Kuru bakliyatlarımız da yıllardır aynı yerden gelir; fasulyesi, mercimeği, nohudu, pirinci, bulguru...
Öyle kaliteli ki, misafir gelip de tattığı kuruyu “Ben fasulye yememiş resmen” derdi, onlarda şimdi oranın müdavimi oldular.

Süzme yoğurt, ekmeğin üstüne sür, biraz kırmızı Dul biber, biraz da karafatma biberi... Ohhh mis gibi! çocuğumun ansıda neymiş ya..
İstersen yayla çorbasına koy, istersen taze tarhana yap karıştır; lezzeti anlatılmaz tadılır...

Taze kaymak ise apayrı mesele. Derin dondurucuda saklıyoruz ama tazesi gibisi olmuyor.
Tereyağına gelince... Parmağın değsin falan hikaye, gözün ile bakınca hemen erimeye başladı der gibi; kokusu ile öyle doğal, öyle saf.

Domates, biber salçası, acuka, turşu... Hepsi bunların da bir çoğu kendi el ev üretimimizdir.
Fermentasyon ile elde Probiyotik bombası; kurunun romantik aşkı böğürsakların nefesi...

Kısacası bizde beslenme, sadece karın doyurmak değil; kültür, sağlık ve emek işi.

Annelerimiz nasıl yapmışsa, biz de öyle sürdürürüz.
Yazdan kışa hazırlanırız, sanki altına yatırım yapar gibi.
Ama bizim yatırımımız sadece ekonomiye değil;
besine, sağlığa, doğaya, yani hayata…

Beslenme Konusunda Ne Kadar Gelenekçisiniz?
Cevapla