Hayatın Tek Gerçeği : " Ölüm "
DOĞUM

İnsanlar, anne karnında bir tohum misali büyüyerek dünyaya gelen fidanlardır. Annenin yediğinden içtiğinden 9 ay boyunca nasiplenen tohumdur.Bizi o değerli insana bağlayan kordon bağıyla tutunduk hayata.
Sımsıkı sarıldık o bağa, dünyaya gelmek için çok mücadele ettik, bazen sıkıldık annemizin karnını tekmeledik, bazen rahat duramadık kordon bağına dolandık, bazen oldu cinsiyetimizi göstermemek için anne karnında diğer tarafa döndük, ama ne yapıp edip dünyaya geldik.
Doğum sırasında yaşadık hayatın o ilk ağlamasını.Anne karnındaki o rahat yerden çıkıp, dünyadaki o ilk oksijeni çektiğimizde belki de anladık bu hayatın havasının çok kirli olduğunu ve ağlamaya başladık.İlk dayağımızı da doğum sırasında yedik doktordan, popomuza atılan ilk tokatla.
Bizi ayaklarımızdan baş aşağı tuttu ki, anla dedi bu hayat doğru değil, dünyayı doğru görmek istiyorsan ters bakacaksın hayata.İlk tecrübeyi orada öğrendik.İlk dayak, ilk ağlama, ilk öğüdümüz oldu bu olay.
BEBEKLİK

Artık doğduk ve şimdi bize bakım zamanı..Annemizin verdiği herşeyi istisnasız yemeye çalıştık.Büyütmek için bize elinden gelen bakımı uygulamaya çalıştı.Belki hasta olduk başımızda sabahlara kadar bekledi, belki hastane köşelerinde sabahladı, ama tek amacı bizi bu hayatta tutmaktı.
Hep onun kucağında rahat ettik, hep bize o sıcaklığın büyüğünü gösterdi, çünkü bizi en çok o istedi ve karnında taşıdı.Bazen ağladık, onu üzdük ama o bize hep şevkatle yaklaştı ve susturmasını bildi.Babamızda az fedakarlık yapmadı, işten geldi ayağında salladı, bizi geçindirecek para kazanmak için kimbilir kimlerin ağız kokusunu çekti.
Ama ne yapıp edip bizi büyüttüler.Bebekliğimizde çok çektirdik onlara belkide.Onların bir hayali vardı.Büyüyüp adam olmaktı.
ÇOCUKLUK

Artık bebeklik dönemi bitti.Okula başladık artık.İlk günü bizi yıkadı, süsledi, beslenmemizi de hazırladı, ne güzelde giydirdi.Elimizden tuttu okula götürmek için.Yabancılık çekmeyelim diye o gün hep okulda bekledi.Her teneffüste gidip sarıldık ona.İlk kez yalnız kalıyorduk ondan.
O aeyynı sevgisini gösterme devam ediyordu hiç bıkmadan, usanmadan çünkü o anneydi.Öğle arasında beslenmemizden çıkardı yiyeceklerimizi bize yediriyordu, karnımızada doyurdu şimdi.Alışana kadar hiç bırakmadı bizi.
Ödevlerimizi beraber yaptık onunla, terleyip koştuktan sonra sırtımızın terini hep o aldı, banyomuzu da yaptırdı, tırnaklarımızı da kesti, sonra da ne güzel mis gibi oldun deyip öptü yanağımızdan..
GENÇLİK

Çocuk değiliz artık, neyin ne olduğunun farkına vardık.Aslında pek çok yanlışı doğru diye yaptık.Annem, babam pek birşey de bilmiyor dedik. Genelde karşı geldik onlara.Bir yere gitmemize izin vermeyince bağırdık itiraz ettik.
Sigara içme dedikçe, bir dal daha yaktık.Ciğerlerimize çektik bayram etsin diye.Hep iyiliğimizi düşünen insanlara karşı gelerek geçti gençliğimiz.Çünkü yeni yeni aklımız başımıza geliyor ya en akıllısı biz gibi davrandık herkese.
Aile sonuçta, çocuklarının herşeyine eyvallah dedi.Seni öyle kabul etti. Değişmen için sana çok kez anlattı gerçekleri.Eskiden verdiği emekleri her seferinde söyledi.Ama biz onları kaale bile almadık.Vurup kapıyı çıktık.
OLGUNLUK

Nerde o gençliğim deme zamanlarına ilk adımı attık bu devirde. Belki evlendik çocuklarımız bile oldu.Bizde onlara annemizin, babamızın gösterdiği şevkati göstermeye çalıştık.Çünkü o senin bir parçan ve atsan atılmaz satsan satılmaz.Şimdi anlıyoruz aslında annemizi, babamızı, o bizim hep iyiliğimizi düşümüş ama hep biz yanlış anlamışız.
Bu devirde anne, baba kıymetini öğrenir insan. Sonuçta sende anne baba olmuşsundur ve anlamışssındır gençlikte söylenen sözlerin hep bizim iyiliğimiz için olduğunu.Yanından ayrılmak istemezsin, hizmet edersin, elini öpersin her fırsatta, teşekkür edersin bu günlere getiren annene babana.
YAŞLILIK

Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
İşte tam da bu dizelerde anlatıldığı gibidir hayat.Hayatta ki son anlarımızı yaşıyoruzdur.Bu limandan elbet ayrılacağız, bazen arkada bıraktıklarımız bize el sallar, bazen ise yanaklarından yaşlar süzülür.Ölümün yaşı olmaz her fırsatta sevdiklerimize sahip çıkalım.
Şunu da bilmeliyiz ki kimse dünya da baki değildir.
Her nefis ölümü tadacaktır
Öyleyse yaşlılarımızın kıymetini bilmeliyiz, çünkü bizde yaşlanacağız.Bizimde muthaç kaldığımız noktalar olacak.En değerli varlıklarımız hayatta ise onlara sahip çıkmalıyız.
ÖLÜM
Hayatın Tek gerçeği : "Ölüm"...
En başında da demiştim.Bizim için hayat belli bir süre sonra son bulacak. Geride sevenlerimiz belki de bir dua edenimiz bile kalmayacak. Elde olanların kıymetini bilelim.
Geçenlerde bir soru sormuştum:
Sen hiç sevdiğin insanın üstüne, toprak attın mı?

Aldığım cevaplarda bir çok insan bu acıyı yaşamıştı.İşte Onlardan biri :

YAŞADIĞIM HADİSE
Bende yaşadım bu olayı, dayımı kaybettim 1 sene önce bu yüzden yazmıştım bu soruyu da.Bana en çok koyanda çocuklarının ona yaptığıydı.3 tane erkek evladı vardı.Kendisi böbrek hastasıydı, diyalize yeni başlamıştı.En küçük oğlu babasının üzerine kredi çekti, malülen emekli olduğu maaştan kesiliyordu kredi parası.O çektiği krediyle evlendi.
Babasını zor durumda bıraktı, diğer erkek evlatlarıda fazla gidip gelemedi, düzgün bakamadılar babalarına, 52 yaşındaydı, böbrek hastasıydı ama öyle çok bir rahatsızlığı yoktu.Bize uzak olduğundan arada giderdik, sürekli de telefonlaşırdık bir ihtiyacı var mı diye sorardık, sonuçta en yakının.
1 Cuma günüydü, cuma namazından dağılan cemaatten arkadaşları halini hatrını sormak için kapısının önünden geçerken kapıyı çalmışlar.Hanımı kapıyı açmış.Avniydi dayımın ismi.Avni usta nasıl, bir bakalım demiş arkadaşları. Hanımıda buyur etmiş eve, Avni Avni diye seslenmiş ama uyanmamış, yorganı bir kaldırmış, buz gibi olmuş.Orada uyuyarak vefat etmiş, sessiz sedasız.
Hayata ağlayarak geldi, sessiz sedasız gitti.Hemde 3 tane erkek evladı varken, bakımsızlıktan.Çok koydu bu olay bana.Cenazesinde sevenleri yalnız bırakmadı, ilk defa böyle bir kalabalık görüyordum çevremde.En küçük oğluna vasiyet etmişti ; Ölürsem cenazeme gelme diye.Ama o gelmişti.
Hemde ençok o ağladı, nasıl bir pişmanlıktır, ayakta bile duramıyordu. Herkes ona bakıyordu, çünkü biliyordu suçunu.İşte hayat bu.Şimdi akıttığı gözyaşı mezarına düştüğünde babasının, orada açacak çiçeğe belki de cansuyu oldu. Artık çok geç artık evlat, olan oldu, o artık dünyaya ait değil..

Dünyada iken sevdiklerinizin kıymetini bilin.Annenizin, babanızın..
Dünyada elini öpmezseniz, öldüğünde toprağını öpersiniz zorunuza gider..!
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar