Sultan II. Abdülhamid’in son senelerinde vefat eden emekli miralay Osman Fevzi Bey’in vasiyetnamesinden bir bölüm II. Abdülhamid Han’ın eşine ne kadar büyük bir sevgi duyduğunu göteriyor. Mektupta şunlar yazıyor:
“Sevgili Refikam Semahat Hanım; Sizinle ilk tanışmamız, hayli ibretamiz olmuştu. Komşularımızın tavsiyesi ile size talib olduk ve rahmetli validem ile beraber, evinize, sizi istemeye gelmiştik.
Âdet üzere, kahve ikram etmeniz icab ediyordu. Biraz sonra kahvelerimizi getirdiniz. Valideminki sade idi, fakat ben bir yudum alınca neye uğradığımı anlamadım. Çünkü kahveye şeker yerine bol mikdarda tuz koymuştunuz. Size bunu hissettirmemeye çalıştım, fakat hemen farkettiniz ve bir çığlık attınız. Ben ise, sizi mahcub etmemek için; “Aman efendim, ne hoş bir tesadüf, bendeniz, asker tabiatli olduğumdan herhalde, kahveyi tuzlu içerim. İnşaallah mes’ud bir yuva kurarız ve siz de bana hergün tuzlu kahve yaparsınız.” demişdim.
İşte sevgili Semahatcığım, sizinle tam 50 sene devam eden bu mes’ud izdivacımız, tuzlu kahve ile başladı. Aslında hayatımda o ana kadar hiç tuzlu kahve içmemişdim. Zaten İçilecek gibi de değildi. Siz 50 sene boyunca hergün bana, hoşuma gittiğini zannederek tuzlu kahve yaptınız. Bu kahvenin her yudumu zehir gibi acıydı. Fakat bu azabı size hiç hissettirmedim. Zira, karşımda mahcub bir hale düşmeniz, kalbinizin kırılması bana, tuzlu kahveden daha acı gelecekdi.
Bu yüzden size hiçbirşey hissettirmedim. Artık ahiret yolculuğu başlıyor. İnşaallah dünya hayatındaki beraberliğimiz Cennet’te de devam eder. Çünki, “Dünyada kimi seviyorsanız, ahırette de beraber olursunuz” sözü hadis-i şerifdir. Sizleri Alalhü Teâlâ’ya emanet ediyorum.”
Yorumları okudum da kimse gerçek sebebini bilmiyormuş. Eski zamanlarda eve görücü gelen erkek evin ailesi tarafından istenmeyen biriyse ya da kız eğer görücü kız ile evlenmek istemiyorsa bunu kahveye tuz atarak belli ederlermiş. Sonra hangi akla hizmet bilinmez ama bunu sevgili olmalarına ve gelip kızı istemelerine rağmen şakaya döküp meseleyi adete çevirmişler.. Bu arada erkekler merak etmeyin, kız arkadaşınız ya da müstakbel eşiniz sizi ne kadar tehdit etse de istemeye gittiğiniz gün kıyamıyor. En fazla 2 çay kaşığıyla yırtarsınız merak etmeyin, benim öyle oldu çünkü :))
Damadın geline olan sevgisini ölçmek için dediniz dimi okuyunca? 🙂 Genelde bu anlamda bilinse de aslında bambaşka bir anlamı var kahveye tuz atma geleneğinin. Eğer istemeye gelinen kız kahveye tuzu çok atarsa bu seni istemiyorum demektir. Eğer orta derece tuz atarsa, bu olabilir ama kararsız demektir. Az atarsa da bu ben de istiyorum demektir. Yani kısaca tuz atmak kız tarafının kibarca erkek tarafına cevap verme şeklidir.
kahve tuzlu götürülürki damat tepkisiz içerse uysal karakterli tepki gösterirse huysuz karakterli olurmuş geline derlermiş bu sana çektirir veya hadi gene iyisin bu iyi gibisinden amaçç ve inanış buymuş
Eski zamanlarda, gelin ve damat adayı görücü usulü ilk kez kız isteme töreninde bir araya gelirmiş. Gelin tarafı ve erkek tarafı birbirlerini şöyle bir süzer, gelin hemen kahveyi hazırlarmış. Gelinin ilk kez gördüğü damat adayını beğenip beğenmediği de burada ortaya çıkarmış. Çünkü gelin hanım eğer damat kardeşimizi beğenirse kahvesini şekerli yaparmış. Hatta yanına tatlı da getirerek “Seni ailem de ben de istiyoruz.” mesajı verirmiş. :)
0
0 Yorumla
Gizli Üye
(30-35)
+1 yıl
Osmanlıdan gelen bı ince mesaj dır tuz atmak istenmeye gelen kişiyi ev halkı ya da kız isteniyorsa tuz la zehirliyor lar şaka şaka
Günümüze yanlış gelmiş bir hikaye. Osmanlı döneminde istemeye geldiklerinde, kadın istemediği kişiye tuzlu kahve ikram edermiş ve istemeye gelen taraf bir şey demeden kalkıp gidermiş. İstediği kişiye ise şekerli kahve ikram edermiş. He sen naparsın dersen? Ben istediğim kişiye de tuzlu kahve ikram ederim 😂
evlilik tuzlu kahve gibidir evlat görüşüne aldanır içersin içtiğindede çok geç olur :D fikri olabilir ya da kısaca işte şimdi s*çtık ağzına iç iç iç diyede olabilir
En İyi Cevaplar