Yaklaşık 1,5 yıllık ilişkimiz vardı, 7 aydır nişanlıydık ve 6 Eylül’de evlenecektik. Uzak mesafeye rağmen çok bağlıydık. Yan yanayken gerçekten çok iyiydik; yolculuklar, sahilde kahvaltılar, evde film izlemeler, İstanbul gezileri… İstanbul’da birçok yere ikimiz de ilk kez birlikte gittik. Kutsal Emanetler’i ilk kez benimle gördüğü için duygulanıp ağlamıştı. Güven konusunda da ilk istediğimde hesabının şifresini tereddüt etmeden verip “Kafan rahat değilse sarılma” demişti. Binlerce fotoğrafımız ve gerçekten çok güzel yaşanmışlığımız var.
Evlilik için ev tuttuk, o da çok beğendi. Fakat annesi “Kızım uzun süre kirada oturamaz, 1 yıl içinde ev alınsın” diye bana ve anneme baskı yapmaya başladı. Ben önce bulunduğumuz şehirden ev alıp ileride şartlarımız uygun olduğunda merkezden almayı önerdim. Nişanlım ise daha önce merkez konuştuğumuzu söyleyip tartışma sırasında bana “Söz vermiştin, adam değilsin” dedi. Annesi de kardeşimi arayıp beni yalancılıkla suçlayarak ağır konuştu. O noktada ilişkiyi bitirmeye kadar geldim, iki gün hiç aramadım. Nişanlım gelip ağlayarak özür diledi ve sonrasında önerdiğim ev planını kabul etti. Barıştık ama yaşananlar bende kaldı.
Bir diğer mesele düğün masraflarıydı. Normalde eşyaların ortak yapılacağını düşünürken onlar beyaz eşyaları aldı, evin geri kalan eşyalarının tamamına yakını bana kaldı. Çok fazla ödemem olduğu için sadece “TV’yi de siz alın” dedim ve son büyük tartışma buradan başladı.
Takı konusunda da nişandan önce özellikle sormuştum, bana sayı vermeyip “Ne yaparsanız” demişti. Nişanda biri söz bileziği olmak üzere 3 bilezik taktık, düğüne kadar toplam 5’e tamamlamayı zaten düşünüyordum. Fakat o masada “Olması gereken zaten 5’ti, senin yapamadığın 2 bileziği annem yaptı” gibi sözler söyleyince yapılanların küçümsendiğini hissettim ve çok öfkelendim.
Ben de “Sen benimle ev ve bilezik için mi evleniyorsun? Pazarlıkla evlilik olmaz. Ev zamanı gelince alınır; gerekirse 5 yıl kirada otururum, eşim olacaksan yanımda olursun” dedim. Öfkeyle bilezik konusunda da “Yapmıyorum, yaparsam adam değilim” gibi ağır bir çıkış yaptım. O masadan kalkıp gitti.
Üstelik o gün nikâh tarihimizi yeni almıştık ve ikimiz de çok mutluyduk. Ama geçmişteki ev tartışması, ailelerin söyledikleri, “adam değilsin” sözü ve son olarak TV/bilezik/eşya meselesinde bütün yükün üzerime bırakıldığını ve yaptıklarımın küçümsendiğini hissetmem üst üste geldi. Yaklaşık 15 dakika sonra ben de yüzüğü atıp nişanı bitirdim.
İki hafta sonra yeniden konuşma fırsatımız oldu. Başta ikimiz de sakindik fakat eski meseleler tekrar açılınca o bana çok ağır konuştu, ben de ona mesajlarla çok ağır karşılık verdim. Sonunda birbirimizi engelledik.
Şimdi öfke geçtikçe o ağır tartışmalar kadar güzel yaşadıklarımız da geri geliyor. Normalde bu hafta evlenmiş olacaktık.
Sizce bu noktada nişanı bitirmem doğru muydu? Yoksa yüzüğü atmak yerine düğünü erteleyip sakinleştikten sonra ilişkiye bir şans daha mı vermeliydim?
Evlilik için ev tuttuk, o da çok beğendi. Fakat annesi “Kızım uzun süre kirada oturamaz, 1 yıl içinde ev alınsın” diye bana ve anneme baskı yapmaya başladı. Ben önce bulunduğumuz şehirden ev alıp ileride şartlarımız uygun olduğunda merkezden almayı önerdim. Nişanlım ise daha önce merkez konuştuğumuzu söyleyip tartışma sırasında bana “Söz vermiştin, adam değilsin” dedi. Annesi de kardeşimi arayıp beni yalancılıkla suçlayarak ağır konuştu. O noktada ilişkiyi bitirmeye kadar geldim, iki gün hiç aramadım. Nişanlım gelip ağlayarak özür diledi ve sonrasında önerdiğim ev planını kabul etti. Barıştık ama yaşananlar bende kaldı.
Bir diğer mesele düğün masraflarıydı. Normalde eşyaların ortak yapılacağını düşünürken onlar beyaz eşyaları aldı, evin geri kalan eşyalarının tamamına yakını bana kaldı. Çok fazla ödemem olduğu için sadece “TV’yi de siz alın” dedim ve son büyük tartışma buradan başladı.
Takı konusunda da nişandan önce özellikle sormuştum, bana sayı vermeyip “Ne yaparsanız” demişti. Nişanda biri söz bileziği olmak üzere 3 bilezik taktık, düğüne kadar toplam 5’e tamamlamayı zaten düşünüyordum. Fakat o masada “Olması gereken zaten 5’ti, senin yapamadığın 2 bileziği annem yaptı” gibi sözler söyleyince yapılanların küçümsendiğini hissettim ve çok öfkelendim.
Ben de “Sen benimle ev ve bilezik için mi evleniyorsun? Pazarlıkla evlilik olmaz. Ev zamanı gelince alınır; gerekirse 5 yıl kirada otururum, eşim olacaksan yanımda olursun” dedim. Öfkeyle bilezik konusunda da “Yapmıyorum, yaparsam adam değilim” gibi ağır bir çıkış yaptım. O masadan kalkıp gitti.
Üstelik o gün nikâh tarihimizi yeni almıştık ve ikimiz de çok mutluyduk. Ama geçmişteki ev tartışması, ailelerin söyledikleri, “adam değilsin” sözü ve son olarak TV/bilezik/eşya meselesinde bütün yükün üzerime bırakıldığını ve yaptıklarımın küçümsendiğini hissetmem üst üste geldi. Yaklaşık 15 dakika sonra ben de yüzüğü atıp nişanı bitirdim.
İki hafta sonra yeniden konuşma fırsatımız oldu. Başta ikimiz de sakindik fakat eski meseleler tekrar açılınca o bana çok ağır konuştu, ben de ona mesajlarla çok ağır karşılık verdim. Sonunda birbirimizi engelledik.
Şimdi öfke geçtikçe o ağır tartışmalar kadar güzel yaşadıklarımız da geri geliyor. Normalde bu hafta evlenmiş olacaktık.
Sizce bu noktada nişanı bitirmem doğru muydu? Yoksa yüzüğü atmak yerine düğünü erteleyip sakinleştikten sonra ilişkiye bir şans daha mı vermeliydim?
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Gündem
Özel Gün & Sürprizler
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Üniversite Tercih
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer