Bazı aşklar vardır, ruhunun en gizli köşelerine iner… Seni sen yapan her parçaya dokunur, geçmişini okşar, yaralarını öper. Onunlayken kelimelere ihtiyaç duymazsın; bir bakışta, bir suskunlukta bile anlaşılır her şey. Ama işte tam da orada başlar sınav… Çünkü bu kadar derinden sevmek, bazen kendinden geçmeyi gerektirir. Sevdiğin insan seni gökyüzüne çıkarabilir de, yerin dibine sokabilir de.
Peki kalbini en derinden sarstığı hâlde, hâlâ ondan vazgeçemediğin birine aşk mı denir, yoksa bağımlılık mı?
Sevdiğin kişi seni çökertecek kadar derine iniyorsa, o hâlâ aşk mıdır, yoksa bir teslimiyet mi?
Sevdiğin kişi seni çökertecek kadar derine iniyorsa bu aşktan ziyade sağlıksız dengesiz bir ilişkidir. Aşk tabiki ara ara sarsıtıcı olabilir ancak bu sarsıntı kişiye kendini kaybettiriyorsa aşk yerini teslimiyete bırakmış demektir. Gerçek aşk kişinin hem kendisini hem de partnerini büyütmek demek. Eğer ilişki seni tüketiyor özünü kaybettiriyorsa işte aşkın sağlığı bozulmuştur.
Öncelikle merhaba Ayhan.😊 Ben daha küçük yaşlarımda belki beni çökerttirecek kadar değil ancak biraz bağlı kalarak ve yanlız kalma korkusuyla birazda uzlaşarak severdim ama birisi seni çökertecek kadar ileri gittiği halde böyle yapıyorsan bunun adı hala sevmek midir? Bunu bir düşünmek lazım. Bu sağlıklı bir hareket değil... Ben kimseye bağlı değilim artık bağlanmayı sevmiyorum direkt an'ı yaşamayı seviyorum. Yaşanan anlardan olursa sonucu evlilik olur zaten...😊 Bağlanırım ama bağlandığım zaman saplamam kalbime bu bağı çünkü saplarsam eğer bu şifalı ok sonrasında zehirli bir ok olup seni zehirleyebilir... Zamanla, güvenle, aşkla ve gerçek sevgiyle bağlanırım. Sevdimmi çok severim ama ne sevdiğim adam ne de ben çok darlanayım. Gerçi beni seven adam benimle ilgili olsa ve dibimi bırakmasa çok hoşuma gider... 😊 Bana hassasiyetle yaklaşsa, benim gözümün içine baksa ben çok mutlu olurum. Neyse kısaca kimse kimseyi çökertmesin herkes yapıcı olsun... İyi geceler. ✨ 🌚⏰
Bu, aşkın en can alıcı sınırlarından biri aslında… Sevdiğin kişi seni çökertecek kadar derine iniyorsa, bu artık sadece “aşk” olmaktan çıkıp bir teslimiyet ya da belki de bir tükenişe bağlılık hâline gelmiş olabilir. Aşk dediğin şey, insanı yüceltmeli, büyütmeli. Ama eğer sen her defasında biraz daha eksiliyorsan, gözlerinin içi değil de içinin dibi ağrıyorsa… işte orada durup düşünmek gerek. Teslim olmakla sevmek arasında ince bir çizgi var. Sevgi, karşılıklıdır, seni sarar. Teslimiyetse çoğu zaman tek taraflıdır; sen verir, sen kaybedersin. Sevdiğin kişi seni derine indiriyorsa ama orada yalnız bırakıyorsa, o aşk değil, kendi içinde bir savaş haline gelmiştir ve bazen de bu derinlikler, "onun için her şeyi göze almak" sanılıyor. Oysa en büyük cesaret, kendi içinden çıkmayı seçmektir. Çünkü gerçek aşk, seni kendi karanlığında kaybetmez. Aksine, elinden tutup birlikte ışığa çıkmayı seçer.
Aşk bazen sınır tanımaz, derinliklerine çeker, yavaşça içine işler… Ama eğer bu derinliklerde nefesin kesiliyor, kendini kaybediyorsan, işte orada aşk sevgi olmaktan çıkıp bir tür bağımlılığa dönüşebilir. Birinin seni yükseltmesi kadar, dengeyi koruyup ruhuna zarar vermemesi de önemli. Seni aşağılara çeken şey aşk ise, oradan çıkmanın da yollarını bulmalısın. Kendini unutmadığın bir aşk olsun! ❤️🔥