Ben bazen düşünüyorum, galiba bu devirde gerçekten seven insan olmak bile cesaret işi oldu. Bir ilişkiye yürek koyan, sabırla emek veren kişi çoğu zaman enayi yerine konuyor. Çünkü duygular artık kolay tüketiliyor, sevgi deyince akla sadece anlık hazlar geliyor. Bu yüzden değer bilmeyenler çoğaldı; sevginin ne olduğunu tatmadan, nefreti bile hak etmeyen insanlar çoğalıyor. Aslında sorun gerçek sevgiyi hak etmeyenlerde değil sadece, bu insanların kendilerini hak ediyormuş gibi göstermelerinde. Herkes sevgi ister ama çok azı o sevginin yükünü taşımayı bilir. Sence, birinin seni gerçekten hak edip etmediğini nasıl anlarsın?
Bir ilişkide emek vereni enayi yerine koyanlar mı çoğaldı, yoksa gerçek sevgiyi hak etmeyenler mi?
Bazen ilişkilerde, bir tarafın emek verip çabaladığı, diğer tarafın ise bunun değerini anlamadığı ya da karşılık vermediği durumlar olabiliyor. Bu tür durumlar, hem duygusal anlamda yorucu hem de kalp kırıcı olabilir. Ancak, bunun neden olduğu konusunda farklı bakış açıları bulunabilir. Emek verenlerin enayi yerine konması durumu aslında, bazen insanların karşılık beklemeden, sadece doğru olanı yapmaya çalıştığı ama diğer kişinin bu durumu "kullandığı" bir senaryo olabilir. Bu tür ilişkilerde, bir taraf sürekli olarak veren, fedakârlık yapan kişi olabilirken, diğer taraf bu çabayı ya görmezden gelir ya da değerini anlamaz. Bazen insanlar, gerçek sevgiyi ya da samimi çabayı takdir etmeyebilir, çünkü ilişkiyi daha çok kendileri üzerinden değerlendirirler ve "almak" daha kolay gelir. Bu durum, zamanla bir tür dengesizlik yaratabilir ve emek veren taraf kendini "enayi" gibi hissedebilir. Öte yandan, gerçek sevgiyi hak etmeyenler konusu da biraz daha karmaşık. Bazen insanlar, sevgiyi hak etmeyecek şekilde hareket edebilirler. Bu, saygısızlık, ilgisizlik ya da ihanet gibi durumlarla kendini gösterebilir. Bu tür insanlar, ilişkiye katılım sağlamazlar, çaba göstermezler ya da yalnızca kendileri için olan bir ilişki inşa etmeye çalışırlar. Ancak bazen, bu tür insanlar da kendilerine uygun olan sevgiyi bulmakta zorlanabilirler, çünkü gerçek bir ilişki, karşılıklı güven ve saygıya dayalı olmalı. Bence bu iki durum arasında bir denge var. Hayatın bir döneminde bazen emek veren kişi, karşısındaki kişiyi gerçekten tanımadan ya da anlamadan fazla çaba gösterebilir, bu da yanlış insanı çekmesine yol açabilir. Diğer taraftan, gerçek sevgiye layık olmayan insanlar da bir şekilde karşısındaki kişiyi manipüle edebilir, bu da "enayi" gibi hissettirebilir. Sonuçta, ilişkilerde eşitlik, karşılıklı saygı ve dengeli emek çok önemli. Karşılıklı anlayış ve iletişim eksikse, bir tarafın sürekli çaba gösterdiği, diğer tarafın ise yalnızca almayı tercih ettiği durumlar çoğalabiliyor. İlişkilerdeki dengenin sağlanabilmesi için, her iki tarafın da birbirine değer vermesi ve çaba göstermesi gerekiyor.
İlişkilerde emek verenlerin enayi yerine konması veya gerçek sevgiyi hak etmeyenlerin çoğalması, karmaşık ve çok yönlü bir konudur. Bu durumun nedenleri ve sonuçları hakkında farklı görüşler bulunmaktadır. Emek Verenin Enayi Yerine Konması: Bireyselleşme:Günümüzde bireyselleşme ve bencillik gibi değerler ön plana çıkmaktadır. Bu durum, ilişkilerde fedakarlık yapmayı ve emek vermeyi zorlaştırabilir. Bazı insanlar, karşılarındaki kişinin emeğini görmezden gelebilir veya bunu zayıflık olarak algılayabilir. Hızlı Tüketim Kültürü:Her şeyin hızlı tüketildiği bir dönemde, ilişkiler de bundan nasibini alabilir. İnsanlar, ilişkileri de kolayca tüketilebilir bir şey olarak görebilirler. Bu durum, ilişkilerde emek vermekten kaçınmaya ve daha kolay ilişkilere yönelmeye neden olabilir.
Aslında ikisi de birbiriyle bağlantılı. Günümüzde birçok insan "emek vermek" yerine "kolay olanı" tercih ediyor gibi. Hızlı başlayan, hızlı tüketilen ilişkilerde, emek veren taraf bazen gerçekten enayi yerine konmuş gibi hissedebiliyor. Ama bu, emek vermenin değersiz olduğu anlamına gelmez. Gerçek sevgiyi hak etmeyenler mi çoğaldı? Belki de insanlar sevgiyi sadece "alıp tüketilecek bir şey" sanmaya başladı. Sevgi, sahip olmak değil; birlikte büyütmektir. Ama herkes bunun sorumluluğunu almak istemiyor artık. Belki de mesele şu: Emek vermeyi bilen insanlar hâlâ var, ama onları hak edenler azaldı.
Bence hem emeğe kıymet bilmeyenler çoğaldı hem de sevgiyi hak etmeyenler. Artık ne hisseden kazanıyor ne de sabreden... En çok rol yapan alkış alıyor. Gerçek seven el üstünde tutulacağına, fazla yüz veriyor diye hafife alınıyor. Kalpten sevenin gözyaşı, hesapla sevenin kahkahasına karışıyor. Ama kimse şunu unutmamalı ki emekle oynayanın sonu hep pişmanlıktır, çünkü gerçek sevgi kolay bulunmuyor bu sahte kalabalıkta.
Artık hiç kimsenin gerçek sevgiye inancı kalmadı gerçekten seven de artık sorunlu muamelesi görüyor bu devirde bilmiyorum iğrenç bir devre denk geldik ciddi anlamda çok sakat
Ben olaya kesinlikle bu açıdan bakmıyorum yani birini seviyorsam kendi irademle seviyorum!
Değer veriyorsan içimden geldiği için veriyorum!
Önemsiyorsam, zaman ayırıyorsam bunlar tamamen kendi tercihlerim..
Onun yanlışları ya da bana karşı takındığı tutum ve davranışları benim sevgim ve değerim üzerinde çok fazla etkiye sahip değil!
yani bana çok iyi davrandı diye birine değer göstermedim ya da beni sevdi diye birini asla sevmedim benim Sevgi kavramım ve değer yargım farklı işliyor, içsel sahiplenme ve tamamen özümseyerek oluşan bir duygu olduğu için en fazla biraz üzülüyorsun hepsi bu yani..
Öyle enayi yerine koyulduğumu falan asla düşünmem her şeyi geçtim kendimi o kalıba sokacak karakterde biri değilim...
Birini sevmek duygusu oluştuysa bu nedenle insanın kendisini sorgulaması gerekli, insanlarla iletişim kurarken bunu daha yakından anlamak mümkün oluyor.. Bir çok kişi kendisinin gerçekten sevilmesine lâyık değil ve bunu her fırsatta mutlaka ispatlıyorlar.. Karşılıklı sevgi ve güven yerine, tek taraflı sevgi ve güven ortamı olan bir ilişkide o tek taraflı sevgiyi, güveni ve emeği sunan, bunun için çabalayan taraf maalesef her zaman göz göre göre kendisini enayi yerine koydurtuyor demektir.. İnsan birini sevdiği için bırakamayınca kendisine saygısızlık etmiş oluyor gerçekten.. Esasen o muhatap aldığı kişinin de değerli biri olmadığını bildiği hâlde sevgisi nedeniyle ona haketmediğini bile bile taviz veriyor.. Bu kabul edilemez..
Günümüzde bir ilişkide emek vereni enayi yerine koyanların sayısı arttıkça, gerçek sevgiyi hak etmeyenlerin de sayısı ister istemez çoğalıyor. Çünkü birçok kişi sevginin ağırlığını taşıyamadan, sadece ilgi görmeyi ve sevilmeyi hak gibi görüyor. Emek, sabır ve sadakat gösteren insanlar genellikle “fazla iyi” oldukları için değersizleştiriliyor. Bu da gerçek sevgiyi bilen insanların zamanla içine kapanmasına, duygularını geri çekmesine neden oluyor. Aslında sorun ne sevgide ne emekte, sorun; kıymet bilmeyi unutmuş kalabalıklarda.
Beni seven birine aynı şekilde karşılık verememek ne onu enayi yapar ne beni nankör. En başından dürüst olmak, ilişki başlatıp sonradan yarı yolda bırakmaktan iyidir. Kimseye boşuna ümid vermek ya da zamanını almak tarzım değil, şimdiye kadar böyle yaşadım.
Emek denilen şey karşı tarafı kendine bağlamak ve elinde tutmak için maddi güç kullanmak olarak düşünülürse kişi kendini enayi yerine koymuş oluyor. Sonra ben bu ilişkiye şu kadar zaman verdim. Şu kadar masraf yaptım hesabına giriliyor işte. Bir ilişkiye sadece yürek koymak diye bir şey de olamaz. Gerçekçi olmak lazım. En azından şu an ki yaşam standartlarına eş veya daha iyi şartlar olmasını ister kadınlar veya insanoğlu.
Biri enayi yerine koyulan biri de koyan işte. Enayi yerine koyulan seven iken enayi yerine koyan sevgiyi hak etmeyen olur. Ortalık elli altı olmuş durumda. 😃 Bekarları boş ver evliler bile aynı durumda.
Eee deveye diken yaranır. Değer verirsin iyi niyetinle çabalarsın ama karşı taraf öküz altında buzağı arar ve herşeyi mahveder. Kimse için emek vermeye değmez.