Artık hiçbir ilişkinin samimiyetine inanamıyorum. Sevdiklerini söyleyenler de çıkarları adına yapmıyor mı bunu?

Tamam. Belki de bu olması gereken bir şey. Ama en azından insanlar bunu kabul ederek ilişkilerini sürdürmeliler. Her insan vazgeçilebilir, herkes unutulabilir ve hiç kimse, kendi gönlünü hoş edecek bir etkenin olmadığı bir ilişkide birini karşılıksız, içtenlikle sevdiğini iddia edemez.

Bu, hiç yapıcı gelmiyor olabilir. Oldukça da ön yargılı, evet. Bilmiyorum... Bir insan, birini, hiçbir çıkarı yokken nasıl sevebilir ki? Bu illa bir maddiyat olmak durumunda değil. Mesela karşısındakinden aldığı ilgi, sevgi ya da çekicilik de bir çıkar ilişkisi durumu sayılabilir. "Bunda ne var?" diyebilirsiniz. Belki de hiçbir sorun yoktur. Ama bu şekilde seven birisinin, karşısındakinin sevgisini yeterli görmemesi, ve bundan dolayı onu suçlaması adil gelmiyor. Kendi arzuladığı kadarını o kişi karşılayamadığı, ya da belki lanse edemediği için bu durumun o kişinin aleyhine dile getirilmesi hoş değil. İşte bu yüzden aşka inanmıyorum...

Tabii ki her insan arzuladığı şekilde sevilmeyi isteyebilir. Buna bir sözüm yok. Ancak biri birini, onun istediği gibi sevemiyorsa bu bir mazeretmiş gibi görülmemeli. Böyle bir durumda istediği sevgiyi alamayan soğursa şayet, ya da bir başkasına ilgi duymaya meylederse (ki bu bir insan olmanın gerekliliklerinden), işte böyle bir durumda söylemim doğrulanmış olur. Eğer karşılıksız sevseydi soğumazdı, karşılıksız sevseydi elindeki sevgi de ona yeterdi. Hayır, o istediğini elde edemediği için bunu elde edebileceği bir başkasını bulmayı istedi. Evet. Öyle biri de çıkacak karşısına. Çıksın. Sevsin, sevdiği kadar da sevilsin. İlgi de görsün. Yapabilirlerse yapsınlar. Ne güzel... Buna bir şey demiyorum.
Artık hiçbir ilişkinin samimiyetine inanamıyorum. Sevdiklerini söyleyenler de çıkarları adına yapmıyor mı bunu?
Cevapla