İlişkilerimiz yüzeysel, tıkanık, amaçsız, zararlı, bağımlı. İlişkilerimiz bize huzur yerine huzursuzluk, kaygı veriyor. Dengelerimiz şaşmış durumda.
Tanıştıktan sonra 3. günde öpüşen, 3. haftada sevişen insanlar olduk. Gönülsüz de olsa sık sık sevgili değiştiren, eski sevgili listesini her dönem güncelleyen, bununla da bazen gurur duyan kişiler olduk. Fakat özünde bu ilişki kurma çabamız, bu bir araya gelme, bu her zaman sözde kalan bütünleşme arzumuz içimizde kaldı, çöreklendi.
Çünkü eksik yaptığımız bir şeyler vardı.
Dokunurken ne için dokunuyoruz?
Sevgiyle mi yoksa cinsel haz almak için mi? Kadınlar bu konuda erkeklerden daha gelişmiş. Sevgiyle, şefkatle, bağlılıkla dokunmak yerine çoğu kez fiziksel bedenin -kabul etmek gerek- o muhteşem dokusuna odaklanıyoruz. Bedenin ötesindeki kalbi, ruhu es geçiyoruz.
Kendimizi veremiyoruz.
Zihnimizle dokunuyoruz, düşüncelerimizle seviyoruz, aklımızdan geçenlerle orada, onun yanında oluyoruz - ya da olamıyoruz. Merkezimizi şaşırıyoruz, bütünüyle varlık gösteremiyoruz. Böyle olunca dağınık ordusuyla savaş meydanına çıkmış aklı bir karış havada bir komutan gibi, aşkta da, samimiyette de bozguna uğruyoruz.
Sevişerek kimse kimseyi kendine bağlayamaz.
Bu tür sorularla karşılaştığımız gibi, kendimiz de bu tür düşüncelerle başbaşa kaldık belki de. Sanki var olan ciltler yetmiyormuş gibi, ambalajından hiç açılmamış kitaplarımızı öne sürersek bu sefer kaybetmeyiz, bu sefer elimizde tutabiliriz sanıyoruz. Oysa bu yapay çabalar işe yaramaz. Bağlanmak iki cinsel organla, üç beş cinsel temasla olmaz.
Benimsemedikçe hiçbir şeye sahip olamazsın.
Bir şeyi kendi parçan haline getirmedikçe, onu kendinden ayrı ve farklı gördükçe, onunla iki değil de tek olmadıkça o şey senin değildir. Çünkü bir şeye sahip olmak için, önce olmak gerekir. Benimsemek onu her şeyiyle öğren, çöz, ona alış demek değildir. Benimsemek onu her şekilde kabul et, kendini kabul ettiğin gibi demektir.
Zaten benimsesen de benimsemesen de hiçbir şeye sahip olamazsın.
Hiçbir şey sonsuza dek sürmez. Lineer zaman bir aldatmacadır. Yalnızca farkında olduğumuz şu an vardır. Bu da zaten kendi içinde bir sonsuzluktur. Şu an kaygısız ve düşüncesiz, umutsuz ve arzusuz o kişiyi seversen, o kişi zaten seninledir, senindir. Sen de onunsundur. "Gelecek" dediğimiz zamanda o kişiyle birlikte oldun olmadın, bunu şimdiden sağlayamazsın, fakat sen "şimdi" o kişiyle değilsen, istediğin kadar plan yap ne yazar ne değişir.
Mesele yalnızca sevgililik değil, her türlü ilişki buna dahil.
Evet başta sevgililik sürecinden dem vurdum. Fakat bu her çeşit ilişkide karşımıza çıkan bir sorun. Bu aslında içimizdeki bir yapılanma problemi, eksikliğin sarmaşık gibi her alana yayılmasının acıklı bir örneği.
Sosyal tüm ilişkilerde farkında olsak, ister arkadaşlık ister sevgililik, ister yabancılarla olan karşılaşmalar olsun, ve hatta tek gecelik bir ilişkide dahi, birazcık samimiyet, birazcık orada o anda olmak, birazcık saygı, birazcık kendi olmak, tüm koşullanmalardan arınık olmak hem kendimizdeki o beklenen dönüşüme kapı aralayacaktır, hem de tüm bağlarımız, tüm iletişim kanallarımız güzelleşecektir.
Farkındalıklı, sevgi odaklı, saygı ve kıymet üzerine kurulmuş, kıskançlıksız, neşeli ilişkiler dileğiyle.
Benim takıldığım nokta bu zaman olayı, kaçıncı zamanda öpüşüp kaçıncı zamanda sevişme meselesi. İnsan bunu kasıtlı yapamaz, birini çok seversin ve onu öpmek huzur verir hemen öpüverirsin, ama birine bu hissi duymazsın bir sene bile geçse dudağın değmez dudağına.
Ya da ; ' Toplumun üst sınıflarında samimi bir arkadaşlığın kurulması için gereken zaman, alt sınıflarda söz konusu bile değildir. Duygular menfaatlerle kirlenmediği için kalpler güvenle açılır ve çabucak kaynaşır. '
Herkesle öpüşmeyi elbette kastetmedim. Bir kalp birine aşık olur, belki bir iki kişiyi sever. Ama gerisi hatadır. Ve elbette bunun sebebi özentilik olmalı.
Aşk diye bir şey yoktur zaten, aşk tanımdır sevgi aşkın kendisidir. Hisler aktarılmadığı sürece "seviyorum" kelimesi sigara dumanı gibi ağzından üflenir gider. İşte bu yüzden "çok seviyorum" diyen herkes bu sözünü ikinci kez bir daha ele alsın derim. Eline sağlık.
süper bir bence olmuş eline sağlık :) harbiden gerçek sevgilerin yok oluşunu anlatmışsın ayrıca cinsel yönden yanaşan kendini 3 hafta da değil ilk buluşma da gösterir oldu o kadarki sevgiye aciz kalmış boş yürekler ordusu mevcuttur dünyamızda maalesef sevmeye gelen yok.. :( :/
bu kendini sevmekle ilgili değil her insan kendini sever ve bunu bir başkasıyla da paylaşmak ister bundan iki kişilik paylaşımlar sevgiye dönüşür ama günümüzde sadece cinsel hazzı paylaşma kısmına dönüşmüştür yani düzenli cinsel hayat için sevgili ediniliyor
En İyi Cevaplar