Seni Sen Geçe Sevgilim...

SENİ SEN GEÇE SEVGİLİM


Oflama ile başlayan bir güne daha uyanmıştı gözlerim. Uyanmak olur muydu bu pek bilmesem de tek gözüm hala yarım kalan düşümü bitirme çabası içindeydi. Kirpiklerimin tutsaklığından sadece tek gözüm kurtulabilmişti. Olsun...


Ellerim boynuma dolanan kabloları çözmeye çalışıyordu refleksleşmiş bir halde. Ne kablosu yahu diyecekseniz. Ah doğru bilmiyorsunuz siz. Ben ,telefon, kulaklık ve şarj aleti epey güzel bir dörtlü olduk. Nedenini söyleme gereğim var mı? Hiç sanmıyorum.


Ama siz yanlış veya eksik anlayacaksınız çünkü sevgimi kendi sınırlarınıza koyacaksınız. Hemen durun orada lütfen yine beni,benim yaşamımı tanımlar içine sokmayın. Kelimelerimi sınırlar içinde tutsak edip özgürlüklerini ellerinden almayın. Yapmayın lütfen. Kızmayın da bana nedir bu emirler dolusu cümleler demeyin.



Ben yaşamında özgürlüğü sadece saçlarımı aralayıp onları savuran rüzgarlarda tattım. Yaşım kaç boşverin ama salıncaklara hala biner çocukça çocukluğumun büyümüş bedenlerdeki hali, özgürlüğü tatma umuduyla.



Şimdi engellemeseydi sözlerim sizi, kelimelerimi de tutsak edecektiniz. Oysa ben en çok yazarken özgürlükler içindeyim,olmalıyım.Rüzgarlarımı satır aralarına kelimeler arasındaki boşluklara taşıyorum. Kelimelerim değsin istiyorum rüzgarlara ve savrulsunlar önce içimden sonra dışımdan birer birer.Çok görmezsiniz bunu değil mi okuyan gözlerim,yüreklerinizden öptüklerim sizler.


Bakın daha şimdiden savruldu cümlelerim benden çok uzak ve yakın olan yerler ortasına.Buna da aldırmayın.Zihnim geldiğinde durduğunda saatlerim onda kaybolacaksınız ucu bucağı gelmeyen kelimelerim arasında. Artık susun zihnimdeki ondan yitip gelmeyen cümleler. Ben şimdi onu konuşup ona susayacağım cümle cümle çoğalıp yenidenlerime başlayacağım.Adını anmayalı o kadar zaman oldu ki...



İç geçirmelerimden bile mahrum bırakmışım kendimi. Şimdi adından harfleri yanyana getirip ona sesleneceğim. Yine sevinç içinde ama durun buruk bir sevinç bu öyle, bilemezsiniz henüz satırlarımın sonuna gelmedi gözleriniz.



Şu an değil çok erken,bilmemelisiniz terkedilişimi. Görüyorsunuz bahaneler içinde kaç cümle koydum araya sırf adını ve de sevmelerimi anımsatmamak için kendime. Ama kaçışım yok ben ve zihnim kelimelerim kadar özgür değil muhakkak dönüp dolaşıp ona varacağım,aşkla ,özlemle ve acı ile.


Meteeeee... Dedim işte ama eskisi gibi gülücükler saçarak söylememi beklemeyin.Ağlamayışıma şaşırın hattalarla.Sanırım anlatamayacağım ağlamadan değil. Bakın biranda belirdi anılarım zihnimde de dolmaya başladı gözlerim. Silebilir mi elleriniz? Ama yok hayır ,ben gözyaşlarıma ne zamandan beridir ki tutsaklık yaşatıyorum. Bırakın kavuşsunlar özgürlüklerine. Onlar da terk etsin ben şehrini.





Anımsayınca anıları, ne denli onsuz olduğum geliyor zihnime en çokta belki de buna ağlıyor gözlerim inanın bilmiyorum. Onun varlığıyla, şikayetçisi olmadığım yalnızlığım yerini onsuzluğa bıraktı beni avaz avaz suskunluklarla yutkunmalar içinde.





Kokusunu bilmediğiniz bir adamın kokusunu, sarılmalarını özlemek...


Seni Sen Geçe Sevgilim...


Sanki güçsüzleştim tanıdıktan sonra onu.Omuzlarım düştü.Ellerim,yüreğim titrer oldu. Dışarıda mevsim yazdı ama ben hep onsuzlukla üşüyordum.Onsuzum demelerime aldırmayın tüm gün konuşurduk biz ,bu yüzdendi şarj aletine bağlı yaşayışlarım.Ama sarılamadım ki ben ona, babamın ellerine benzeyen o elleri ne öpebildim ne de tutabildim.





Göğsünde hiç uyuyamadım. Nefesine yakın olamadım işte huzurumun. Ben hep onu onsuz yaşadım.



Gözlerimi kapadım ellerimi yüreğimle buluşturup "Sen burada mısın şimdi,atışlarında kalbimin?"deyip durdum.Tebessümüm oldu,özlemim oldu o anlarda "O". Yokluğu bile huzur doluydu. Bilmek yetiyordu onun olmalarımı.Sanki izlermişçesine beni ya da ansızın gelecekmiş gibi evden sevinçle en güzel hallerimle çıkmalarım vardı.




Bekledim evet mesela başım yaslanırken otobüs camına onun dudaklarından kopup gelip benim tebessümüm olacak o dokunuşları,busesini. Ansızın yürürken sallanan ellerimi tutsaydı çekseydi beni kendine sarsaydı kollarıyla beni. Ben orada yaşayabilirdim yıllar yılı. O gelmedikçe varlar içinde yok oldukça özlemlerim arttıkça gecem saydım onu gece gelişine binaen. Gecemdeki yıldızlarım oluverdi birden o zifirilikteki aradığım oldu.



Seslenişim vardı kilometreler ötemdeki onu o karanlıkta arayıp bulmak isteyişlerim. Gece neden uykum gelirdi ki sanki.En çok gece hissederdi o yalnızlığını ve ben tek gözle idare ederken bir diğeri de uyardı ona ve ben onu yalnız bırakıp onlu rüyama dalardım. Ansızın uyanırdım geç mi kaldım sana derdim. Ah uykucu ben yine daldı uykuya,ah...Sonrasında bir umut. Ama hep geç kalınış. Ne de güzeldi sevmesi. Pis uykucu diyip ben uyurken öpmeleri.


Ben de telafisi olmayan bir sözle eşlik ederdim onun o son sözlerine sonrasında açardım mavi gömlekli o fotoğrafını. En çok onu severdim çünkü o bana bakmazdı ve o bakmazken öperdim gamzelerinden,gezinirdi ellerim kirpiklerinde,bir buse de gözlerine konardı ansızın ve ben huzurla vakitsiz gelmiş uykuma kendimi yeniden yollardım. Kaç sabaha böyle uyanmıştım ben,bilmiyorum.Yine ellerim telefona koşardı başlardım kirpiklerime gölge düşüren güneşle birlikte hayaller kurmaya.Bazen bir parça tebessüm olurdum onda,o sabah mesajlarında.Belki birkaç tebessüm sunabilmiştimona olan sevdamla.Ama gitmelerine engel olamamıştım.


Aziz Nesin-Beklemek şiirini anımsadıkça aklıma o gelir.Ne diyordu şair "Her giden güzelleşir..."O gittiği için mi güzelleşmişti böylesine?Aşkım ateş olup yakmıştı beni.Ben kalmalarını merak ediyorum,sevdiğim.Kalmalarındaki sen ve benden ziyade teklik içindeki çokluğumuzu.


Şimdi susmak gerek başlamak için en baştan...

Seni Sen Geçe Sevgilim...
Cevapla