"Sensiz ben nefes alamam" sendromu nedir?

Hemen hemen herkes hayatında bir kez olsun birini sevmiştir. Sevgiden gözü dönmüş insanların kurduğu ortak bir cümle vardır. "Ben sensiz yapamam" hatta bazılarımız işi ilerleterek Emrah'a bağlayıp "Sensiz ben nefes alamam" derler.
Ve sonuç; ayrılık.
Ayrılık sonrasında kendimizi kahretmek hobilerimiz arasında. Hayatımızı sorgulamaya başlarız, kendimizi eve kapatırız, depresif müzikler dinleriz, her şeyden nefret ederiz... Herkes bu aşamada farklı tepkiler verse de hissedilen acı hemen hemen aynıdır. Peki bu " Sensiz ben nefes alamam" sendromu nasıl atlatılır?
Öncelikle ilişkinizi kafanızda değerlendirin

-Bu ilişkiye ne kadar emek verdim?
-İlişkiyi geldiği noktaya kadar kim yürüttü?
-Şu an üzülme sebebim ilişkimin bitmesi mi yoksa hayatıma koyduğum şeyin boşluğu nasıl kapatırım derdi mi?
Eğer ayrılık sonrası ağlayan sizseniz, muhtemelen ilişkiye en çok emek veren de sizsinizdir. Peki karşınızdaki kişi sizi ne kadar hak ediyor? Hayır, hak etmiyor.
Depresif müzikler dinleyin

Evet, evet doğru okudunuz. Depresif müzikler dinlemeyin diyenleri, dinlemeyin. Canınızı yakan ne kadar şarkı varsa, size onu ne hatırlatacaksa dinleyin. Tüm anılarınızı düşünün. Mutlu olduğunuz anları. Ağlayın, zırlayın.
Kendinizi eve kapatın

Evet bu da doğru. Kendinizi yapabilirseniz eve kapatın. Yapamıyorsanız, mümkün olduğunca az çıkın. Battaniyenizin altında oturup müziklerinizi dinleyebilir, böğüre böğüre ağlayabilirsiniz.
Halinize acıyın

Kendinize bir bakın. Aynanın karşısına geçip halinizi görün. Sizi bu hale getiren şey sadece hayatınızdan birinin çıkması... Acıdınız mı? Evet, güzel. En dibe çökmeye devam edin.
Ama unutmayın siz bir Anka Kuşu'sunuz

Küllerinizden yeniden doğmanız için önce yanmanız gerek. Dibe çökmeden asla düzlüğe çıkamazsınız. Ağlamayın diyenler hiçbir şey bilmiyor. Slow müzik dinlemeyin diyenlerin bilmediği kadar hemde... Çıkın gezin diyenlerin de geri kalır yanı yok. Tüm bunları yapsanız da hayatınızda her zaman çekmeye fırsat bulamadığınız bir acı, yarım kalmış bir masal gibi hep aklınızda kalacak. Bugün olmazsa yarın hatırlayacaksınız. O yüzden acınızı yaşayın. Ağlayın, yıpranın, tükendiğinizi sanana kadar devam edin. Ama son olarak şunu bilin;
Kimse gözyaşlarınıza değmez!

Bunu kafanıza not edin. Kimse bir damla gözyaşınıza değmez. İnsanlar ölen ana-babalarının, kardeşlerinin ve evlatlarının arkasından bile 2 ay ağlıyor. Dinmeyecek acı yoktur. Bunu atlatabileceğinizi kafanızın köşesine yazın. Ne kadar güçlü olduğunuzu hatırlayın. Sizi ağlatacak, yıkacak şey birinin gidişi olabilir mi? Bu kadar basit midir sizi yıkmak? Hayır!

Döktüğünüz gözyaşları size ne kazandırdı? Peki ya sizin çektiğiniz acıları "o"da çekti mi? O da ağladı mı günlerce? O umursadı mı bu kadar? Siz hayatınızı mahvederken o da mı yemeden içmeden kesildi? Bakın, mutlu değil mi? Belki başkasıyla, belki de kimse olmadan daha mutlu. Ama mutlu! Mutsuz olsa yanınızda olurdu. Artık siz "sevgi" lafına yakışan ama bir karaktersizden darbe yemiş birisiniz. Tecrübe sahibisiniz. Eskisinden de güçlüsünüz. Ve hayatınıza girecek "doğru kişi"yi beklemeye hazırsınız.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar