Aslında işin özünde yetinmeme ve para var bence , çocukken elimize tutuşturulan bir şekerle , dondurmayla ya da arabada kucağa alınıp direksiyonun 2 saniye tutulmasıyla belkş en mutlu insan oluyorduk dünyada, herkes saftı kimse kimsenin hakkında kötü bir şey düşünemezdi. Fakat büyüdük ve şeytanın esiri olduk, arkadaşımızın başarısına üzülür düşmesine sevinir olduk. Bir başka partiyi tutuyor diye söver olduk. Bindiğimiz arabanın pedalı yetmedi yeni arabaların konforlu koltuklarından yeni pedallara basalım istedik, alamayınca alabilenleri kıskanır olduk. Cebimizde paramız yok dedik , gel iş var dediler iş beğenmez olduk. Bize bir kız yazar oldu , biz olmaz bu kız güzel değil diye başkalarını arar olduk. Kısacası bizler yetinmeyi bilmedik. Elde ettiklerimizi değil de edemediklerimizi düşündük hep. Dünyanın kanunu bu diyemedik. Hep ben dedik biz olmadık hiç. Yani aslında biz büyümedik , git gide küçülüyorduk ta haberimiz yoktu
Derdin yaşi yoktur aslında yeri gelir kocaman adam 5 -6 yaşlarındayken yaşadıklarına oturup ağlar. Ama genellikle büyüdükçe dertlerde büyüyor, hayatın acı hali daha iyi görülüyor.
Büyüdükçe dertlerin artması bazı kişilerin gerçekleri anlamasıyla paralel değil mi? En azından hayattan ders alan bir insan için her iki opsiyon da aynı kapıya çıkıyor.
En İyi Cevaplar