İslam’da hayvan sevgisi nerede biter, sosyal medyadaki aşırılık ve nefret dili nerede başlar?

Son zamanlarda sosyal medyada dikkatimi çeken bir konu var ve açıkçası insanı düşündürüyor. Hayvanlara merhamet etmek dinimizde zaten çok açık bir şekilde öğütlenmiş bir şeydir. Bir hayvana su vermenin bile sevap olduğu, eziyet etmenin ise büyük bir vebal olduğu anlatılır. Bu konuda kimsenin itirazı olamaz.

Fakat bugün geldiğimiz noktada bu hassasiyetin bazen başka bir yere evrildiğini görüyorum. “Kedi annesi”, “köpek annesi” gibi ifadeler artık sadece sevgi değil, bir kimlik ve değer ölçüsü gibi kullanılmaya başlandı.

Sosyal medyada çok sert tepkiler görüyorum. “Kedilere mama vermeyin diyenler inşallah çöplükten beslenmeye muhtaç kalır” gibi beddualar, hayvanları sevmeyen insanlara karşı yoğun bir nefret dili… Daha da rahatsız edici olan, bu tarz aşırı söylemlerin bazı ortamlarda destek görmesi. Hatta hayvanı sevmeyen birine yönelik şiddeti normalleştiren tepkiler bile karşımıza çıkabiliyor.

Hâlbuki İslam’da denge çok nettir. Hayvana merhamet vardır ama insanı aşağılamak, birini farklı düşündüğü için düşman görmek ya da nefretle yaklaşmak yoktur. Âlimlerin de sürekli vurguladığı şey budur: ne aşırılık ne de duyarsızlık… ölçü.

Bence bugün yaşanan şey aslında sadece “hayvan sevgisi” meselesi değil. Sosyal medya, duyguları çok hızlı uçlara taşıyor. Bir duyarlılık başlıyor ama zamanla kimlikleşiyor, sertleşiyor ve farklı düşüneni dışlayan bir dile dönüşebiliyor.

Bence mesele hayvan sevgisini tartışmak değil; mesele her şeyde olduğu gibi ölçüyü kaybetmemek. Sevgi de olsa, tepki de olsa, dinimizin öğrettiği gibi dengeyi ve merhameti korumak en doğru olanıdır.

İslam’da hayvan sevgisi nerede biter, sosyal medyadaki aşırılık ve nefret dili nerede başlar?
Cevapla