“Hiçbir yiğidin kaza ve kader okuna karşı kalkanı yoktur.” (Hazreti Ali (r. a.)
"Hayatın neler getireceğini bilememek rahatsızlık verdiği oranda hayatlarımızı özel de kılıyor. Tüm kontrolün bizde olmadığını bilmek, hayatın berrak değil de bulanık bir kavanoz su gibi olduğunu kabullenmek, bugün varolanın yarın var olmayabileceğini, her şeyin pamuk ipliğine bağlı olduğunu, şimdi olmasa da ilerde bizim hayrımıza olacak fırsatların bize bir kabus başlangıcı gibi sunulduğunu, ya da tam tersi, yaşadığımız çok önemsiz bir olayın etkilerinin başka olaylarla birleşip planlarımızı nasıl da tepetaklak ettiğini görmek, yaşamak, şahit olmak"
"Kul plan yaparken, kader gülermiş" sözünü nasıl yorumlamak gerekir?
Kaza ve kader planında eşya ve hadiselerin meydana gelmesi topyün cenab-ı hakkın külli iradesinin bir neticesidir. Bunun insan ile alakalı boyutunda iki farklı durum ortaya çıkmaktadır. Birincisi, insanın hiçbir dahlinin bulunmadığı tamamen yüce Allah'ın takdiri ilahisi ile gerçekleşen hususlardır ki bunda insanın hiçbir mesuliyyeti yoktur. Mesela güneşin doğması batması sel deprem gibi hadiseler ile insanın nerede hangi anadan babadan doğacağı gibi hususlar bu kabilden hadiselerdir. İkincisi ise insan iradesinin doğrudan tesirli olduğu ve insanı yaptıklarından mesul tutan hususlardır. Nerede eğitim alacağı ne iş yapacağı kiminle evleneceği gibi hususlar buna örnek teşkil eder. İşte insan bu ikinci durumda kendisine tanınan selahiyetle bir takım hesaplar yapar ve tercihlerde bulunur neticesini bilmeden, fakat bu tercihler kader planında Yüce Allahın külli iradesi çerçevesinde gerçekleşeceği için insanın hesaplarıyla aynı tecelli etmeyebiliyor. Zira insan Hesap yaparken Allah'ın hesabından habersiz olarak bunu yapıyor mesele bundan ibarettir.
Eşimin babannesi, yazdan birçok reçel, salça, turşu, pekmez, soslar vs yapmıştı kışın yeriz diye. Gardrobundan yeni aldığı kıyafetleri çıktı, hiç giymemiş, torunun düğününde giyerim diye düşünmüş, sonra daha birkaç gün öncesinden aldığı zeytin peynir -ki en güzelini alırdı-
Babannemizin ömrü vefa etmedi, sayılı nefesleri tükendi. Yaz bitmeden "hesabında olan değil, nasibinde olan" ı yaşadı yani vefat etti.
Planların da üzerinde bir plan var. Sebepler zincirinin bir yaratanı var. Plan yapabiliriz elbette, belki hayal kurarız, belki canhıraş bir şekilde çalışır çabalarız. Başımıza ne gelirse gelsin şu düsturu unutmamalı;
Bizim eksiksiz yaptigimiz planı bile Rabbimiz en baştan yapacağımizi biliyor ve o kusursuz planımizun içine imtihanlar yerleştiriyor. Biz kusursuz yaptigimizi düşündüğümuz için kafamız rahatken yine kaderimizde olan her türlü sıkıntı karşımıza çıkıyor.
İnşa planlar yapar ama son sözü kader söyler. Bazen emelimize ulaşacakken ecel kapıyı çalar, kader karşısında herkes acizdir. Çok doğru bir söz kesinlikle.. Bu sözün bilincinde olan kişi hırslı olmaz, azimli olur.. Ama şu da bir gerçek ki; kader, gayrete aşıktır.. Hem gayretli, azimli olmak hemde kaderi, yazgıyı unutmamak gerek. Hem kim her hayalini, planını eyleme geçirebilmiz ki, bazen tamamen nasip her şey
Kul planlar yaparken ölümü unutuyor. Halbuki olduğumuz yeri yaşamak istediğimiz hayat ve kazanmak istediklerimiz bizi birer labirente koyuyor. Ya labirentin sahibine hğürmet edip kanaat ve şükür ile güzel bir hayat geçireceğiz veya kendi başımıza davranıp o labirentte ne olacağı belirsiz şeyler yaşayacağız.