Şehrin ücra köşelerinden birinde, kendi kendini avutmaya çalışan bu adam gitarına mahcup bir bakış atıp çay demlemeye koyuldu amerikan mutfaklı dairesinin en karanlık tarafında.
Tam olarak neresi olduğunu hatırlayamadığı ama hafif yağmurlu ve bol ayazlı sokaklarından birinde, bir eli cebinde diğeriyle şemsiyesini zapt etmeye çalışırken şirin bir dükkanın vitrininde görüp beğenerek aldığı kupasına doldurmaya başladı çayını özenle, sanki o an dünyanın en önemli işiymişçesine.
Bir türlü alışamadığı sallama çaylara bu sabah da mahkum olmamanın gururunu yaşadı ateşi kısarken. İkinci bardağı içmeyeceğini bildiği halde (çünkü her seferinde böyle oluyordu): yine de kapatmadı altını, yalnızlığıyla başa çıkma yöntemlerinden biri olarak. 'Bir diğeri için bkz. evi her an bir misafir gelicekmiş gibi temiz tutmak.’ diye düşündü. Sahi ne geleni vardı ne gideni. Dolapta sürekli ikram etmelik kek bulundurmanın ne anlamı vardı ki, kendi sevmediği halde?
Çalan kapıya hem irkildi hem de sevindi. Tam da bu düşüncelerin üstüne, evrenden gelen bir mesaj gibiydi.
Botlarının içine soktuğu koyu renk kot pantolonu, krem rengi boğazlı kazağının üstüne giydiği bordo trençkotunu, kösele ayakkabıları gibi parlayan ve pazardan alındığı her halinden belli olan rugan çantasıyla kombinlemiş eski bir arkadaştı dışarda dikilen. Önce hiç tarz değil diye düşündü adam. Daha hareketli bir çizme ve daha büyük bir çanta seçebilirdi pek tabii. Belki bir de bere. Bu aralar fazla televizyon izliyorum diye düşündü hemen arkasından da.
‘Gözlüğümü almaya geldim.’ diyen kız bir taraftan da çantasını karıştırıyordu. İçinden çıkan küçük çikolataya karşılık gözlüğünü aldı, içeri daveti kabul etmedi, anlamsızca gülümsedi.
'Neden böyle olduk biz?' dercesine baktı adama.
‘Ben değil, sen böyle oldun.’ diye cevap verdi, bir taraftan tezgahta günlerdir bekleyen yemek artıklarının kesif kokusunun dışarı kadar gitmediğini umut eden adam.
Her sorunun cevabı aynıydı halbuki: hayat.
Tekrar saçma sapan gülümseyip (bu sefer kendisi de farkındaydı) gitti.
Adam, gitarı, lavaboda birikmiş bulaşıklar, yarım paket makarna ve parça fındıklı çikolata yine hep beraberlerdi.
Çayını içmeye koyuldu.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar