İşlerim dolayısı ile bir buçuk ay evvel Türkiye'ye geldim. Havalimanından otobüse adım attığım andan itibaren bana bu ülkede olduğumu hatırlatacak yine pek çok şeyle karşılaştım.
Yüksek Sıcaklık ve Nem

Eğer benim gibi sıcağı sevmeyen biriyseniz ve yazın gelirseniz daha uçaktan iner inmez sıcak ve rutubetli bir hava suratınıza bir tokat gibi çarpar. İşte o an ani bir U dönüşü yapıp tekrar uçağa girmek ve
Kaptan, ben vazgeçtim dönüyorum.
demek istersiniz.
Eğer o an direnebilirseniz ilk leveli başarıyla bitirdiniz demektir, tebrikler!

İkinci levelda sizi, süzülen terle birlikte üstünüzle bütünleşmiş giysiler ve yüzünüze yapışmış saçlarla Halka filminden fırlamış Samara gibi hissettiğinizde vermeniz gereken büyük bir mücadele bekliyor, şimdiden başarılar.
Kalabalık

Kaldırımlar insan seli, toplu taşımalar balık istifi adeta. Ön kapıdan binip orta kapıya ulaşabilmek maharet istiyor bazen o derece.
Tabi bu kalabalık içinde hem çantanızı yankesicilerden hem de olası bir tacizden bedeninizi korumak extra bonus puan kazandırıyor.
Neyse, ben biriken bonus puanlarımla ne yapabilirim onu düşünüyorum.
Kural Tanımazlık

Solda yürüyen ama umursamayanlar, yürürken aniden önünüzde duranlar, otobüsten indikten hemen sonra sanki tek inen kendisiymiş gibi kapı önünde durup sağa sola bakınanlar, inenlere öncelik vermeden binmeye çalışanlar, mağazalardan aniden fırlayarak çarpmaya ramak bırakanlar, siz yaya geçidi üzerindeyken arabayı üzerinize sürenler, yaya geçidinin tam ortasında durup müşteri avlayan minibüsler.... Liste uzar gider.
Durun hemen '46'ya bağlamış bu insanlar' diye celallenmeyin, belki de aslında bu kadar anormalliğin arasında normal olmaya çalışan biri olarak biz deliyizdir ne malum.
Akıl hastanesini ziyarete giden akıllılara da deli muamelesi yapılır, bilirsiniz.
Patlamaya Hazır Agresif İnsanlar

Benden size tavsiye, yolda sakın yanlışlıkla birine çarpmayın, iki kişilik kaldırımda üç kişinin yanyana yürüdüğünü görürseniz sakın laf etmeyin, gerekirse duvar üzerine çıkıp yol verin, çünkü 3 her zaman 1'den büyüktür.
Bir ürünün fiyatı veya kalitesi hakkında da asla yorum yapmayın, sabah karısıyla tartışan öfkeli bir satıcının gazabına uğrayabilirsiniz, bu ülkede müşteri değil satıcı velinimettir, unutmayın.
Dağ Gibi Yığılmış Çöpler, Pis Sokaklar

Bazı bölgelerde konteynerdan taşan veya sokağa atılmış çöpleri görürseniz şaşırmayın. Onu temizlemeyen görevlinin veya oraya atanın evde gördüğü en ufak bir tozda karısına 'evi pislik götürüyor' diyerek vaaz verip fırçaladığını düşünün ve gülümseyin.
Ha unutmadan, biz pislik içinde daha sağlıklıyız, hijyende sağ kalabileceğimiz şüpheli.
Bezdiren Trafik

Bu ülkede caddeler ve anayollar düşündüğünüz gibi daha sağlam olsun diye, çoğunluğunu beyaz, siyah, gri gibi renklerin oluşturduğu bir metalden yapılmıyor. Biraz dikkatli bakarsanız görürsünüz, araba onlar azizim araba! Şeytan ayrıntıda.
Eh tabi siz de haklısınız, dakikalarca hareket etmeden duran bir metale araba demek de zor. Ama bir de şöyle düşünün, o metalin içinde olabilir ve kendinizi fırında tavuk gibi hissedebilirdiniz. Neyse ki bacaklarınız sağlam da yürüyorsunuz. Şimdi arkadaşlarınıza yürüyüş hızınızla ilgili,
En yakın rakibim arabalar..
Diyerek hava atabilirsiniz. Kar, yağmur, çamur, kaza diye hatta sinek uçsa trafiği kilitlenen bir ülkeye hoşgeldiniz.
Yavaş Kamu Hizmeti

Kamu hizmeti almadan evvel 'Ofisteki müşteri hizmetlerinden Fatma hanımın müşkülpesentliği, Patron Ahmet Bey'in çapkınlığı gibi konularda bir ön araştırma yapmalı hatta çaycının hizmet kalitesi hakkında bile bilgi edinmelisiniz.
Siz hizmet alayım diye oradayken bu konulardan biri üzerine girdiği derin sohbet yüzünden sizi görmezden gelen iki çalışana denk geldiğinizde, bildiklerinizi aktarıp hoşça vakit geçirebilir, iyi arkadaşlıklar edinerek eve dönebilirsiniz.
DSS'de (Dedikodu Seçme Sınavı) başarılı olamayanları KPSS'ye almıyorlarmış.
Aa elinizdeki imzalanacak kağıtlar mı dediniz? Boşverin canım, siz bugün gidin yarın yine gelirsiniz.
Her Köşe Başı İnşaat

Eğer İstanbul'a ve benim gibi uzun bir süre sonra gelirseniz köşebaşında bıraktığınız elektrikçinizin veya marketin karşısındaki kuaförünüzün yerinde yeller esebilir. Adımbaşı yıkılan bina, inşaat, kazılan zemin ve dakika başı geçen hafriyat kamyonları ile İstanbul büyük bir şantiye gibi. Dışarı çıkmadan baretini giy, eldivenini tak.
Siz dairenizi yerinde bulduysanız ona şükredin, gerisini boşverin.
Bu saydıklarımı beğenmediniz mi, o zaman bakalım bonus olarak kutunuzdan ne çıkacak?
Bonus : Askeri Darbe


Elinizde buz gibi bir içecekle içimi soğutayım diye ekran karşısına geçtiğinizde Boğaz Köprüsünün tanklarla kapatıldığını öğrenebilir, birkaç gün önce güle oynaya indiğiniz havalimanında kurşunlar uçuştuğunu görebilir, TV kanalları kararabilir, dışarıda kan gövdeyi götürürken başınızın üzerinden sorti yapan jetlerin oluşturduğu seslerin eşliğinde dışınız da en az içiniz kadar buz kesebilir.
Sevgiyle kalın, mutlu olun...

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar