Şimdi sizinle bir çok insanın kafasını bulandıran,özellikle muhteşem yüzyıl dizisiyle ayyuka çıkan bir konudan bahsedeceğim.Benim de içimi bulandıran konulardan biriydi.
Öncelikle şuradan başlayalım.
Kölelik, islamiyetle mi başlamıştır?Tabiki hayır.Peygamber Efendimiz ,peygamberlik gelmeden önce de (bütün dünyada yaygın olduğu gibi)Arabistan da kölelik yaygındı.
Kölelik,islamiyet ile kaldırılmıştır.
İslamiyette, Savaş esirliği vardır.
Kölelik ve savaş esirliği farklıdır.Bu ayrıntı gözden kaçırıldığı için, İslamiyetin köleliği kaldırmadığı sanılır.
Esirlik, genelde savaşların sonucuydu.Bu konuda öncelikle Kur'an’ı kerim’in savaşı destekleyen ayetleri var mı, onu inceleyelim.Savaşı desteklemiyorsa,savaş esirliğini de desteklemiyor demektir.

Allah sizi,din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez. Çünkü Allah adalet yapanları sever.
Allah sizi, ancak sizinle din hakkında savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için yardım eden kimselere dost olmaktan men eder. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır. (Mümtehine,8,9)
Ey Muhammed! İman edenlere söyle:Allah’ın cezalandıracağı günlerin geleceğini ummayanları şimdilik bağışlasınlar. Çünkü Allah her kavmi kazandıklarıyla cezalandıracaktır. (Casiye, 14)
Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevketmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (maide 89 )
“sizinle savaşanlarla Allah yolunda siz de savaşın. Ama sınırları asla aşmayın.Allah haddi aşanları sevmez” (hac suresi 39 )
Rabbim,ancak karşı taraf savaşa zorladığında ya da saldırdığında savaşa izin veriyor ama burada da ölçüye dikkat edilmesi gerektiğini özellikle vurguluyor.
Ayetlerden de anlaşıldığı gibi,sadece ganimet elde etmek amacıyla savaşmayı, yaradan müminlere haram kılmıştır.
Bu sebeple, ben süper güç oldum, etrafımdaki bütün zenginliklere sahip olmalıyım mantığıyla hareket edemez müslüman.Günümüz savaşlarının en büyük sebebi, ganimet ya da günümüz deyimiyle zengin alt yapı kaynakları olan ülkelerin bu kaynaklarını ele geçirmektir.
Peygamber efendimiz as döneminde de savaşlar kaçınılmazdı.Müslümanlara zulüm, işkence uygulanıyordu ve yurtlarından atılmışlardı.
Bu savaşlardan birinde Hz, Hamza’nın nasıl öldürüldüğünü hatırlarsınız.Ölmüş bedenine yapılanları…
Böylesine çetin geçen savaşların sonunda bile Allah, esir alınabilmesini şarta bağlamıştır.Mutlak galibiyet zorunluluğu.Bu da savaş esirliğini zorlaştırıcı bir hükümdür.
Hiçbir peygamberin, yeryüzünde ağır basmadıkça (kesin zafere ulaşıp üstün gelmedikçe) esirleri olması layık değildir. Siz dünya malını istersiniz, oysa Allah ahireti kazanmanızı murad eder. Allah azizdir, hakimdir. (enfal suresi, 67)
Şöyle bir soru aklınıza gelmiş olabilir? Kadınlar da esir olarak alındılar mı? Alındılar ise bunun ne gibi bir amacı vardı?
Müslümalarla savaşmışlarsa esir alınırlardı.Amaç karşı tarafı barışa zorlamak, gerektiğinde esirleri takas edebilmekti… Bazılarının mantıksızca yorumladığı gibi bayanların zevk için kullanılması amaç değildi.
Allah, geçmiş kavimleri bu tür ahlaksızlıkları yüzünden helak etmişken, savaş sonucunda alınan esirlere bu şekilde yaklaşılmasına nasıl izin versin?
Bu konuda ki en büyük yanılgı,” İslamiyet öncesi dönemim” bilinmemesinden kaynaklanıyor… Cahiliye döneminde erkeklerin sınırsız kadınla evlenme hakkı vardı.Yine o dönemde kurulan panayırlarda bayanlar aleni satılıyor ve fuhuş yapılıyordu.Hatta kabe’nin etrafında insanların çırılçıplak (kadın, erkek) tavaf yaptıklarından kaynaklar bahsediyor…
Peki Allah, alınan esirlere nasıl davranılmasını emretmiştir.Ayet,bu soruyu akıllar da şüphe bırakmayacak şekilde anlatır.
“Nihayet onlara üstün geldiğiniz zaman bağı sıkı bağlayıp esir alın. Sonra harp ağırlıklarını atıp, savaş bitince de onları ya karşılıksız olarak, ya da fidyeile salıverin. Allah’ın emri budur. Eğer Allah dileseydi onlardan başka türlü de intikam alırdı. Fakat böyle olması sizi birbirinizle denemek içindir. (Muhammed suresi 4)”
Yukarıda ki ayetten de anlayacağınız gibi Rabbimin ilk öğüdü esirlerin karşılıksız olarak salıverilmesidir… İkinci olarak da fidye karşılığı serbest bırakılmalarıdır.
O zaman ki şartlar içerisinde fidyesini ödeyemeyen esirlerin konaklama ihtiyacını karşılayacak barınaklar olmadığı için, esirler Müslümanların evlerinde misafir ediliyorlardı.Aslında bu dahi çok enteresan… Sizi savaş anında öldürecek olan birini, siz, savaş sonrası evinizde ağırlıyorsunuz.
Kim günümüzde evini savaş esirlerine açar ki? Hatta evini açmakla kalmamışlar, sadakalarından da onları faydalandırmışlar.Bakın hangi sebeplerle.
“Sadakalar ancak şunlar içindir: Fakirler, yoksullar, o işte çalışan görevliler, müellefe-i kulûb (kalbleri İslâm’a ısındırılacaklar), köleler, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmışlar. Allah tarafından böyle farz kılındı. Allah her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. “Tevbe suresi, 60
“Evlenme imkanını bulamayanlar ise, Allah, lütfu ile kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altında bulunanlardan (köleler ve cariyelerden) mükatebe yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde (hürriyete kavuşmalarında kendileri için) bir iyilik görüyorsanız, hemen mükatebe yapın. Allah’ın size vermiş olduğu malından siz de onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde edeceksiniz diye, namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları zor altında bırakırsa, bilinmelidir ki, zorlanmalarından sonra Allah (onlar için) çok bağışlayıcı ve merhametlidir. “Nur suresi 33
Ayette geçen mükatebe’nin anlamı, esirin kendi başına çalışıp kazancını biriktirebilmesidir. Bu sayede esir; kendi fidyesini ödeyip, özgür kalabiliyordu.
Ayrıca;
“Bir mümini hata ile öldürenin yapması gereken, bir esiri hürriyetine kavuşturmak ve ölenin ailesine bir diyet ödemektir…nisa 92
“bilerek yaptığınız yemini bozmanın kefareti ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisiyle on fakiri doyurmak veya giydirmek yahut bir esiri özgürlüğüne kavuşturmaktır…maide89
Ona iki yolu gösterdik. Fakat o, o sarp yokuşa göğüs veremedi. Bildin mi sen, o sarp yokuş nedir? Köle azat etmek, Veya salgın bir kıtlık gününde yemek yedirmektir, Yakınlığı olan bir yetime, Veya hiçbir şeyi olmayan yoksula. Sonra da iman edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır. (Beled 10-17)
Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi davranışta olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir. (Nur suresi 32)
Siz de görüyorsunuz ki verdiğim altı ayetin hepsinde, esirlere karşı müminlerin iyilik yapması esas… Ayrıca yaradan, iyi davranışta olanları “evlendirin” diyor.Sahipleri onları odalık olarak kullanıyor olsa, ve Allah buna izin vermiş olsa, yaradan onları “evlendirin” buyurur mu?
Sizce bu hükümleri getiren Allah, cariyelerin bir meta gibi kullanılmasına izin verebilir mi?
Şimdi gelelim cariyelikle ilgili ayetlere.
Ve onlar ki, iffetlerini korurlar, Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmış değillerdir. ( Müminun 5,6)
“Yetimler konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız, sizin için temiz kılınan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Eğer bu durumda adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bir tek kadınla yahut yeminlerinizin/sağ ellerinizin sahip olduklarıyla (evlenin). İşte bu, haksızlığa sapmamanız için en uygun yoldur..(nisa 3)
24. (Harp esiri olarak) sahip olduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlar da size haram kılındı. Allah’ın size emri budur. Bunlardan başkasını, namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helâl kılındı. Onlardan faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) karşılıklı anlaşmanızda size günah yoktur. Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.
25. İçinizden, imanlı hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, ellerinizin altında bulunan imanlı (genç)cariyelerinizden alsın.Allah sizin imanınızı daha iyi bilmektedir.Hep aynı köktensiniz (insanlık bakımından aranızda fark yoktur).Öyle ise iffetli yaşamaları,zina etmemeleri ve gizli dost da tutmamaları şartı ve sahiplerinin izni ile onları (cariyeleri) nikâhlayıp alın,mehirlerini de normal miktarda verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınların cezasının yarısı (uygulanır). Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah çok bağışlayıcıve esirgeyicidir (nisa 24 ,25)
Şimdi bir parantez açıp Ali rıza Demircan’dan önemli bir alıntı yapmak istiyorum…
“Bakara 219 da alkollü içkilerde büyük günah olduğu, fakat cüzi faydalar da bulunduğu açıklanır. Nisa 43 de sarhoş iken namaza yaklaşılmamasına vurgu yapılır. Maide 90 da ise alkollü içkiler, şeytan işi bir pislik olduğu kesin bir dille açıklanır. Şimdi yasaklayıcı hükümler varken, nahl suresinin 67. Ayetine dayanılarak alkollü içkilerin helal olduğu söylenebilir mi? Söyleyebilen bir alim var mı?
Cariyelerin evlendirilmesini konu alan nur suresinin 32 ile onlarla evlenilmesini öğütleyen nisa suresinin 3, 24 ve 25. Ayetleri ortada iken, nikah konusuna değinmediği için müminun suresinin 5-6. Ayetlerine dayanılarak kişinin cariyesiyle nikahsız ilişkiye girebileceğini söylemek, hiç şüphesiz İslam’a ve onun kitabı Kur’an ‘a aykırılıktır, iftiradır…”
Alkolle ilgili örneği paylaştım sizlerle.Şimdi verdiğim ayetlerden ilk olarak “nisa suresi 25. Ayeti okursak”, orada çok açık ve net ifadelerle Allah,cariyelerle “evlenmeyi” 6 şarta bağlamıştır.(Bir yazıda nisa 25 ayetiyle ilgili: “Eğer cariyelerle evlenmeden de yatılabiliyorsa,evlenmeye ne gerek var? Ayet bunu niçin talim etsin.”diyordu çok doğru.)
1-Hür kadınlarla evlenme gücü olmayacak.
2-Evlilik için sadece “Müslüman cariyeleri” seçebilecek…
3-Velilerinin/sahiplerinin izni alınmadan cariyelerle evlenilemez.
4-Cariyelerin iffetli olması
5-Mehir verme zorunluluğu
6-Böyle bir evliliği ancak zinaya düşme korkusuyla yapmak…(zinaya düşme korkusu, bir cariye ile giderilebildiğinden yalnızca bir cariye ile evlenilmeye izin verilmektedir.)
Bu ayetten, eğer kişinin maddi durumu iyiyse, cariye ile evlenemeyeceği hükmü de çıkıyor.Hür bir kadını eş seçmek zorunda.
Ayetin bitiş cümlesi ise,gerçeği görmek isteyenler için açık ve net…
Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır…
Yani,hür kadınla evlenmeye gücün yetmiyorsa, imanlı bir cariye ile de evlenebilirsin.Hür kadınlardaki gibi mehirini vererek tabi.
Fakat sabretmeniz daha hayırlıdır, buyuruyor yaradan.Söz konusu evlilik olduğunda dahi…
Bir kişinin cariye ile ilişki yaşayabilmesi için evlilik şartı aranmasa,kişi sınırsız cariyesi ile sınırsız ilişki yaşıyor olabilse “sabretmesi” gereken ne olacak?
Yine Nisa suresi 3.Ayette dört kadına kadar izin verilirken de, “adaletin gözetilemeyeceği endişesiyle” tek bir eş veya tek bir cariye ile “evlenilmesi” öğütlenmektedir… (bazı meallerde nisa 3. ayette “yetinin” ifadesi kullanılsa da, bu ifade Kur’an da yoktur.)
Nisa suresi 24. Ayette geçen bir konuyu belirtmekte fayda var.Evli harp esiri kadınlarla evlenilmesine izin verilmesi, meselesi.
Öncelikle bilmemiz gereken bir nokta var.Cariyelerin kendisiyle yapılacak evliliği reddetme, istememe gibi hakları vardı.Hadislerde evlenmeyi reddeden cariyelerin örnekleri vardır.
Hatırlarsanız Nur 32 de hem hür, hemde köle ve cariyeden bekar olanların evlendirilmelerini buyurmuştu yaradan.Amaç,toplumun her kademesinde zinanın olmadığı sağlıklı bir toplum yapısı oluşturmak.
Nisa suresi 24.Ayetin bu kısmı;Eşleriyle tekrar birleşme şansı olmayan(örneğin, din olarak müslümanlığı seçtiklerinde, eşleri onları istemeyebiliyordu.Biliyorsunuz babaların kendi öz evlatlarını bile müslüman oldukları için evlatlıktan sildikleri bir dönem)cariyeler için söz konusudur. Cariye,kendi de isterse evlilik teklifini kabul edip evleniyordu.(Tabi bu ayeti yine,nisa 25 de alt alta yazdığım altı şart ile birlikte okumak lazım.
Bir de Nur suresi 58 ayet var.Cariyeler,sanıldığı gibi evin sahibi tarafından odalık olarak kullanılıyor olsa,edep yerlerinin birbirleri tarafından görülmesi neden yasaklanmış olsun.Neden ev sahibinin yanına girerken üç defa izin istesinler? Evli eşler, birbirlerinin yanına girerken izin istiyorlar mı? Hayır.
Ey müminler! Ellerinizin altında bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz ergenlik çağına girmemiş olanlar,sabah namazından önce,öğleyin soyunduğunuz vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza gireceklerinde)sizden üç defa izin istesinler.Bunlar mahrem (kapanmamış) halde bulunabileceğiniz üç vakittir.Bu vakitlerin dışında ne sizin için ne de onlar için bir mahzur yoktur. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz.(Nur suresi 58)
Kuran ayetleri tek başına değerlendirilemez.Bir bütünün parçasıdırlar.Yukarıda bahsettiğim bütün ayetleri bir araya getirdiğimizde ancak bu konu hakkında sağlıklı bir sonuca ulaşılabilir.
Muhteşem yüzyıl dizisindeki cariyelik sistemini islamiyetle bağdaştırmaya çalışanlara da sadece “el insaf” diyorum…
Kuran-ı Kerim’in neden akıl sahipleri için bir öğüt olduğunu şimdi çok daha iyi anlıyorum.
NOT:Buraya kesinlikle hadis atmayın çünkü peygamberimizin bunla ilgili bir sözü var kim benim hakkımda bir söz uydurursa cehennemde yerini hazırlasın diye o yüzden hadisleri KUR'AN-I KERİM'e göre incelememizde fayda var.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
0Cevap
Bu zamana kadar bildigim çogu şey yanlıs o zaman. Yani cariyelerle evleneliyor. Nikahsız ilismiue girilmiyor. Ben tam tersi biliyordum ve cariyelere istedigini yaparsın sanıyordum. Osmanlıya bakarsak öyle degil mi
Osmanlı'da nerde var cariyelerle nikahsız ilişki zaten muhteşem yüzyılı yapanların afedersin ama dinle alakası yok hatta ilber ortaylı bile muhteşem yüzyıla daniskanın önde gideni dedi. Zaten zina nikahsız evlilik dışı ilişki demektir. Düşünsene RABBİN zinayı yasaklıyor üstüne üstlük cariyelerle nikahsız ilişkiye girebilirsin der mi? Niye sabredin diyor zinaya yaklaşmayın diyor. Osmanlı'da harem vardı ama orada eğitim veriliyordu yani dinle eğitim verip evlenmek isteyenleri evlendiriyorlardı siz muhteşem yüzyıla bakmayın. Zaten dil değişti çoğu osmanlı'dan kalan eserler yakıldı düşün 600 yıllık geçmiş şu an hiç yok. Bildiğin silindi ya bunlar bir de çıkmış ecdadımızla ilgili kulaktan duyulma sözlerle sırf İslam'ı kötülemek için film yapıyorlar. Kaç insanı saptırdılar ayıp yahu.
Muhtesem yüzyıla laf etme. . Ben seviyorum o diziyi ama önceden arastırmıstım her sitede senin dediginin tam tersi yazıyor. Aksam gelince link veririm
ya bırak ya neresi dizi onun sultan süleymanı haremden çıktığını adam akıllı görmedik dizi boyunca toplasan 5 veya 6 bölümde savaş sahnelerinde oynamıştır diğer bölümleri sürekli haremde saçma sapan karalamalarla dolu sen sev veya sevme ben sevmiyorum gardaş.
Valla diziyi hic izlememissin. Sultan suleyman hareme girmiyordu hep savasta gosteriyorlardı. Ayrıca hürremle birlikte olmasa yani hic hareme girmese şehzadeleri leylekler mi getircek. Ne saf saf dusunceler bunlar
yürülan totoş bunla ilgili haberler bile var hatta dizi bu yüzden kaldırılacaktı daha sonra savaş sahneleri koymaya başladılar sırf kaldırılmasın diye
biz hareme girmesin mi dedik filmin çoğu haremde ve haremle ilgili konulardı zaten hatta ve hatta dizi kaldırılcaktı çok şikayet almıştı bu yüzden daha sonra savaş sahnelerini çoğalttılar cahil cahil gelip yorum yapma hadi işine
Oku oku bitmiyo keske kısaca yazsaydın ozet ckarsaydn. Okudm braz bktm btmek blmyo
sıkılmadan oku her şey ayetlerle apaçık ortada :)
Çok uzun yazmıssın okurken sıkıldım ama eline sağlık
@Seviyomhe tamamen okudun mu? Okuduysan inşaallah kafanızdaki çoğu soru işaretleri kalkmıştır umarım :)
Okudum saol
@Seviyomhe önemli değil