Sizlere yaptığım iş, turizmden bahsetmek istiyorum.

Dışarıdan görüldüğü kadar kolay değildir turizmci olmak. Dini, dili, ırkı, görüşleri farklı olan binlerce insan ile muhattap oluyoruz. Yeni insanlar ile tanışıp onların memnuniyetini sağlıyoruz.
Müşteri değil misafir demeyi biliyoruz.
'Şu adama sinir oldum, onunla ilgilenmeyim' diye bir lüksümüz yok bizim, tüm misafirlere eşit olmak zorundayız.

En büyük silahımız, gülen yüzümüz!
Ailevi problemleri, dertleri, sorunları olur insanların. Ama biz turizmciler otel kapısından içeri girdiğimiz an gülen maskemizi takarız.Tabii gülümsemizi başka şeylere çeken misafirlerde olmuyor değil.

Zorumuza giden şeyler vardır bizlerin mesela:
Bayram kutlayamayiz biz, o günler bize çift yömiyedir. Daha fazla çalışırız, yeri gelir sevdiklerimizin bayramlarını kutlamaya vaktimiz olmaz.
En çok sorulan soru bize, 'otel yemeklerinden sizde yiyor musunuz?' Önümüzde yüz çeşit yemek yapılır, elini uzatamazsın birşeye. O kalır, çöpe gider ama senin midene gidemez!
Pazar keyif günlerimiz yoktur bizim.
Bir pazar kahvaltısı yapayım ailemle, bir pikniğe gideyim dediğimiz pazarımız yoktur. Her hafta shiftte değişir izin günlerimiz, izin günümüzden bir gün öncesine koyarlar mesaiyi. 12-12 veya 8-9' çalışır yinede yaranamayız.
Her türlü peçete katlamayı ve masa süslemeyi biliriz.

Misafir memnuniyeti şart!
Misafir memnuniyet sitelerinde rekabet olur aramızda, isimlerimizi siteye yazdırmak için herşeyi yaparız. Yönetim okur değerlendirme yapar ama gelip teşekkür etmezler.

Karınca misali yazın çalışır, kışın yatarız...
Bizler kışın işsiz kalacağımızı bilsekte çalışırız, belki bu sezon sonu beni kadroya alırlar kışında maaşım yatar gibilerinden düşünürüz. 8 ay full çalışırız, birikim yapabildiysek kışın ancak onu yeriz. Bahşiş bu yüzden çok önemlidir bizim için.
Terleriz ama kötü kokamayız.
Saatlerce güneş altında sahte gülen yüz ile çalışırız, sinirleniriz ama surat asamayız. Her gün kişisel bakımımıza dikkat ederiz. Zaten kim ister ki, eğilip tabak alacağı zaman kötü kokan bir garson.

En az iki dil biliriz, yönetime derdimizi anlatamayız!
3 saat mesai yaparsın senden iyisi yoktur, sabah 10 dakika geç gelirsin, personel dolu miting ortasında yerden yere vurulursun.
Bir misafir ile ilgilenip diğerini eks geçtiğini fark eden müşteri hemen yönetime şikayet eder, durduk yere bir çok azar yersin.
Eşine, çocuğuna söz geçiremeyen insanlar gelir, aşağılar! Sesimizi çıkaramayız.
Birden bastıran yağmur yüzünden neden yağıyor yağmur diye suçlamalara uğrarız, yemegine sinek düşer yine bize patlanır.

Ayaklarımız parçalanır, yine de siyah ayakkabı zorunluluğu vardır.
Bu mesleği yapanların çok iyi bir ayakkabı bulması gerekir. Bazı oteller ayakkabı verir ama rahat olmasi çok önemlidir. İçeriğinde küçük renk olan ayakkabı giymek dahi yasaktır. Calısmaya başlanan ilk zamanlar ayaklar hep bu durumdadır.

Hepinizin bildiği üzere turizmde zor bir yıl. Çoğu meslektaşlarım işsiz, çoğu otel iflas etmiş durumda. Sahil boş, esnaflar kilit vurdu dükkanlara.

Bu mesleği yapmak isteyenlerin kesinlikle iletişimi kuvvetli olması gerekir. Sosyal hayatını 0'a indirip çalıştığı tesis için yaşaması gerekiyor. Tatlı dilli, güler yüzlü olup misafirlere kendini sevdirmeli.
Genel olarak tüm turizimcilerin söylemlerini birleştirerek sizlere paylaştım. Gittiğiniz otellerde 3-5 kuruş garsonunuza bahşiş bırakmayı unutmayın. Akşam eve gidip bu benim emeğim diyerek seviniyorlar.
Okuduğunuz için teşekkürler.
Sağlıcakla kalın.♡

Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar