Hasta doğdum ben. Kucuk bir ailenin en gözde evlatlarıydım. İlk evlatları... Herkesin erkek olduğum için benimle nasıl övündüğünü asla unutmam.
"Göster amcalara." diyen bir sürü aile büyüğü ve "Sana kızımı verecem." diyen teyzelerle büyüdüm.
Önceleri sadece kız olmak isterdim. Eşcinsellik nedir, ne gibi sorunlarım var bilmiyordum. Bu benim seçimim değildi ve karşi gelemezdim. Ardından kendimi tanımaya başladım.
Ben bir gay'dim.

İlk düşündüğüm şey bundan nasıl kurtulabileceğim oldu. Tanrıya sığındım. Ailemin tepkisini bilmiyordum, o yüzden kesinlikle söylemedim. Acılarımın olacağını biliyordum. Hiç sevilmeyeceğimi de. Başka acılarım yoktu. Allaha şükür sağlıklı bir bireydim. En azından beden olarak. Hatta yakışıklı olduğum için kızların ilgisini çekiyordum. Ama hiçbirini kullanmak gibi bir niyetim olmadı. Eğer cinsel yönden sağlıklı bir birey olsaydım eminim onlarca kızla olabilirdim.
Çok acı geliyordu. Önceleri çok hissetmiyordum lakin ergenlik dönemine geldiğimde herkesin kız arkadaşı olurdu herkes kızlardan bahsederdi. Bense magazin moda burç gibi şeylerle ilgileniyordum. Sevgiye en ihtiyaç duyduğum dönem buydu. Kızlarla yakın olamıyordum, çünkü bir erkektim. Erkeklerle ise yakın olmak istemiyordum çünkü o kadar açtım ki sevgiye, bağlanmaktan korkuyordum.
Ve o gün gelmişti. Yağmurlu bir kasım sabahıydı hala toprak kokusu burnumda.
Onu ilk gorduğumde uzerinde gri bir kazak, siyah kotu ve botları vardı.
Beni görür görmez tebessüm etmiş ve arkadaşlar vesilesi ile tanışmıştık.Yanımda oturuyordu beni dinliyordu bana önem veriyordu.
İçım yanıyordu. Yakınlaşıyorduk. Her günümüz birlikte geçiyordu. Asıl sorun ise onun bir hetero olmasıydı. Her saniye kılardan bahsederdi. Bense onun gülüşünde kaybolurdum. Avuçlarını hayal ederdim her gece. Elleri elerimde olsa saatlerce avuçlarını okşardım. Avućlarına kadar severdim. Kirpiklerine kadar...
Hiçbir Sezen şarkısı onun kadar güzel olamadı.
Ona duyduğum sevgiyi anlatamadı. Yalanım yok ilgi duyduğum bir kaç kişi oldu. Herkesin vardır. Ama ağladığım nadir insandı. En acısı da bu sanırım. Hayallerim vardı. Okuyacaktım, iyi bir mesleğim olacaktı, öyle yapacaktım böyle yapacaktım. Ama onun için tüm bu hayallerden vazgeçebilirdim.
Onunla aynı evde yaşamak beni sevebilme ihtimali bana bir şey olsa başımda durabilecek olmasi üzerime titreyebilmesi... Koca hayallerdi ama beni ona bağlamaya yetiyorlardı. Çok uzun sürmedi. Her seferinde olduğu gibi ben yine acı çekiyordum. Ve bunu ona yansıtıyordum. Onu kıskanıyordum. Olmayacağını bile bile acı çektiğimi bilmesi yetiyordu. Iyi bile dayandı. Sonra gitti.
Bense öylece kaldım işte. Okuldan eve. Hala da öyle. Şarkılar dinlerim hep. Arkadaşım yoktur. bir kaç kişi dalga geçer ardımdan güler geçerim. Hep depresifimdir. Aşkı bulamayacağımı bilirim. Niye mi anlatıyorum? Anlayın diye.
Sizin elinizle ittiğiniz sevgiler için tüm hayatımızı vermeye hazırız biz. Sevebilme ihtimali için ölmeyi göze alabiliriz. Sevgiye açız biz.
Ne aşk şiirlerim vardır benim. Içimde biriktirdğim nasıl derin bir sevgim vardır. Günlerce hayal ettiğim ne planlarım, dinleyeceğim ne şarkılar... hepsi benimlr ölecekler. Kimse tadamayacak bu sevgiyi. Ve benim gibi yüzlercesi. Sevginizi, sevgimizi öldürmeyin. Çok acıyor içim. Ben ne zaman seveceğim? Ne zaman sımsıkı sarılıp o kolların arasında ölebilmek için dualar edeceğim?
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar