Babamı Kaybediş Hikayem

Söylemek istediğim, içimi dökmek istediğim zamanlar kimse dinlemedi beni. Bende içimi buraya dökmeye karar verdim.



Babalar kızlarının ilk aşkıdır, ilk kahramanıdır ve güvendiği ilk erkektir.



Ben babamı altı buçuk yaşında kaybettim.


Ben doğmadan önce babam ikinci bir çocuğa kesinlikle karşıymış ama annem bana hamile kaldıktan sonra hiçbir şey dememiş. Doğduğumda babam emekliydi beni o büyüttü ve en az bir annenin baktığı kadar güzel baktı bana. Annem izinli olduğu zamanlar babam fırsattan istifade işler için köye giderdi. İki hafta sürecek bir iş ise gece gündüz çalışır erkenden dönerdi kızımı özledim ben diye. Tabi ki abimi de çok severdi asla ayrım yapmazdı ama sonuçta bebekken bana bakması ve benim günden güne büyüdüğüme şahit olması ikimizin arasında kocaman bir sevgi olmasını sağladı.


Babamı 13 yıl önce kaybettim


Abimin üniversiteyi şehir dışında kazanmasıyla içi rahat etmedi ve evimizi Ankara'dan Nevşehir'e taşıdık. Taşındıktan bir sene sonra evde canım sıkılmaya başlayınca beni artık okula yazdırmanın vakti geldiğini söyledi. İyi bir anasınıfı, kreş bulmak için aylarca sordu soruşturdu. En sonunda bulunca beraber kayıta ordan önlük, kalem, beslenme vs. şeyleri hallettik. Her gün beni okula bırakır, alır, yalnız eve gelirsem bana kızardı. Yolda başıma bir şey gelmesinden korkardı.


Anasınıfı bittikten sonra başladı her şey zaten. Bel ağrısıyla gitti doktora, doktorsa sadece iğne vererek geçiştirdi. En sonunda özel hastane Ankara'ya sevk etti. Ankara'ya giderken yaptığımız yolculuğu hatırlıyorum belinin ağrısından inleye inleye beş saat geçirmişti. Babam hastaneye yattı bizse teyzemlerde kalıyorduk, annem her gün hastaneye gidip geliyordu. Bir gün hatırlıyorum annem gittikten sonra nasıl ağlamıştım babamı görmek istiyorum diye. Teyzem göz yaşlarıma dayanamadı beni hastaneye götürdü. Babamı görür görmez nasıl sarılmıştım ama o bana o kadar sıkı sarılamıyordu. Osıralar anlamıyordum.


Babamı Kaybediş Hikayem


Bir ay sonra Ankara'ya taşındık, babam taburcu oldu ama o gördüğümden daha kötüydü. İskelet gibiydi ve artık bastonla yürüyordu. Ben bu sırada birinci sınıfa başlamıştım. Sınıf öğretmenimden sürekli dayak yiyordum. Aklım sürekli evdeydi ve hiçbir şey yapmıyordum. Adam zaten geldiğim günden beri bana düşman gibiydi. En kötüsüde sınıf arkadaşlarım komşumdu ve her dayak yediğimde anneme söylerlerdi. Annem benimle ilgilenemezdi zaten. Hem babama bakıyor hem de bizden önce oturan kiracılarımızın borçlarını ödemekle meşguldü. Abim gittikten sonra iyice yalnız kalmıştı. Bocalıyordu, neye yetişeceğini şaşırmıştı. Beslenme hazırlamıyordu, bense hocadan bu bahaneyle dayak yiyordum yine.


Babam iyice kötüleşmişti, karnı su topluyordu, acı çekiyordu bende yardım etmek yerine olanları sadece izliyordum. Elimden bir şey gelmemesi o kadar kötüydü ki. Son gün hastaneye gidemedi suyu aldırmak için eve doktor çağırdık.



O geceyi hayatımdan nasıl çıkarırım hiç bir fikim yok.



Gece uyandım saatten haberim yok. Annem babamın başında, babam tek kelime edemiyor. Annemin yanına gittim. Babam annemin elini tutuyordu. Beni görünce kolumu okşamaya başladı, elini tekrar uzattığında bu sefer ben elini tuttum. O bakışı gözümün önünden gider mi hiçbir fikrim yok. Yukarı bakıyordu, sadece yukarı. Sonra ben geri uyumaya gittim. Sabah uyandığımda hareket etmiyordu. Annem teyzemi ve amcamı çağırdı. Hemen Kur'an ı açıp okumaya başladı. Ben o an bir şeyler olduğunu anlamıştım. Teyzemle amcamda geldi, terini silip suyunu verdiler ve bir süre sonra ağlamaya başladılar. Ben hatırlamıyorum ama teyzemin anlattığına göre koltuğun arkasına saklanmışım teyzem beni bulunca babam neden hareket etmiyor demişim. O gün beni komşuya bırakıp defin işlemlerini halletmişler. Ben eve geldiğimde herkes ağlıyordu ama gözüme abim takıldı gözlerinden bir iki damla yaş düşmüştü beni görünce sım sıkı sarıldı. Sonra bana baban cennette diye durumu anlattılar.


Bana acıdılar...


Benden nefret eden, beni döven, hakaret eden adam bir anda beni sevip okşamaya başladı. Umurlarında olmadığım insanlar her gün benim halimi hatrımı sordular.



Senin baban öldü kızım...



Babamın tam 4. ölüm yıl dönümünde okula gitmiştim. Hocamız aile ile ilgili kompozisyon yazın demişti, bende herkesi tanıtmıştım. Annemi babamı ve abimi. O adi herif kompozisyonumu okudu ve yırtmaya başladı. Sırama yumruğunu vurarak "senin baban öldü kızım, senin buraya ölü birini yazmaya hakkın yok," ben ağlarken yüzüme bir tokat patlattı.



O günden sonra kimseye söylemediğim büyük bir sır haline geldi



Lisede sadece iki arkadaşım biliyordu. Son sene stajımı babamın emekli olduğu kurumda yaptım ve hala benim en büyük sırrımdı. Ama babamın beraber çalıştığı arkadaşının sürekli buraya gelip gittiğini hesaplayamadım ve adam herkese anlattı durumu.



Yıllar sonra babamı rüyamda gördüm. Ama onu gördüğümde sımsıkı sarılarak ağladım. Öyle bir ağladım ki uyandığımda yastığım yaş içindeydi o günden sonra bir daha görmedim...



Üniversiteye hazırlık için dershaneye gittiğimde çok yakın bir arkadaşıma anlatmıştım durumu. O an benim davranışlarımdan büyük bir sırrım olduğunu sezmiş ve bunu kesinlikle öğrenmeye karar vermiş. Olayı zorda olsa anlattığımda dedikleriyle beni duygulandırmıştı. Aynen şunları söyledi "çok güçlüsün, bir kez olsun bu olayı çaktırmadın, çevremde bu olayı yaşayan o kadar çok arkadaşım var, sana acıyarak değil hayranlıkla bakıyorum," demişti.


Ben babamı kaybettikten sonra birinin beni sahiplenmesi nedir hiç bilemedim, hiç yaşamadım. Sürekli kendimi koruma çabası içine girdim, beni benden daha iyi kimse koruyamaz dedim. Hoşlandığım, arkadaşım olan her erkekte ben babamı aradım. İşte bu yüzden erkekler konusunda hep seçici davrandım. Eğer bir gün olur da bulursam en acısı ne olacak biliyor musunuz? Beni evimden çıkarıp eşime teslim edecek kişi babam olmayacak.


Babamı Kaybediş Hikayem

Babamı Kaybediş Hikayem
Cevapla