Anne, Kocansız Geçen Bir Özel Gün Daha: Babalar Günü !

Selam,


Gündüz yazmaya karar vermiştim bu benceyi. Başlığı yazıp selam kısmından öteye gidemedim. Ellerim yazmadı, beynim durdu kısmet kötü haberden sonra buruk acımın acısına annemin evlilik isteği de eklenince yazmakmış.


Babamı ilk defa 3 yaşındayken gördüm... Baba demek benim için öyle bir kelime ki sanki bardak dercesine, kalem istercesine gelişigüzel söylenen bir söz misali. 3 yaşında gördüm çünkü sürekli çalışıyordu ve biz ailesinin 30 metre ilerisindeki evimizdeki hayatımızı sürdürmeye çalışıyorduk. Ailevi konularına hiç girmek istemiyorum aksi halde sayfalar sürecek bir ailesi çatışmasını yazacak dermanı şu an kendimde bulamıyorum.


3 yaşında evinde yabancı bir erkek gören bir kız çocuğu şu an zihnimde. O adam evde diye evine girmek istemeyip kapının önünde oturan küçük kız çocuğu. Annemin cici diyerek yakınlaştırmaya çalıştığı adam aslında kan bağımdan ibaret bir adamdı.


Anne, Kocansız Geçen Bir Özel Gün Daha: Babalar Günü !


İtiraf etmeliyim ki şu hayatta tek kıskandığım kızlar ve babalarıydı. Ne yazık ki biz bir aile olamadık aslında benim yapabilecek pek bir şeyim yoktu. Çünkü, onlar birbirleri için doğru insan değillermiş. Ne yazık ki bu 30 yıllık birlikteliğin tek kaybedeni ben oldum. Sebebini bencemin sonunda söyleyeceğim.


Anne, Kocansız Geçen Bir Özel Gün Daha: Babalar Günü !


Babasız büyüyen bir kız nasıl olur biliyor musunuz ?


Sevgiye aç, bayramlara hasret en önemlisi aileye aç. Ve hep dik durmaya, kendini savunmaya, hayata erken atılmaya yükümlüdür.


Anne, Kocansız Geçen Bir Özel Gün Daha: Babalar Günü !


Kendimden büyük erkek arkadaş istemişimdir, daha iyi şevkat göstersin beni daha çok sevsin diye. Çocuk aklı işte :)




Babam olmadığı için evin babası annem oldu. O çalıştı, bize baktı büyüttü ama en önemlisi bizim nasıl büyüdüğümüzü göremedi. Bende ondan birşey öğrenemedim.


Liseden sonra eğitimime devam edemedim okutacak maddiyata annem sahip olmadığı için. Ama en önemlisi ailemin bana bir ömür boyu bıraktığı miras :) Mirasın bu durum için doğru bir kelime olduğunu düşünüyorum. Ben onların mutsuz evliliklerinden, zamansız saçma sapan kavgalarından payıma düşeni aldım ve 4 yıldır şeker hastasıyım. Ayrılmadan önce sondan 2. kavgaları bana bir ömür yetti.


Bana ebeveyn olamadılar, annemin hataları babamın sorumsuzluğu bende bir ömür sürecek bir acıya dönüştü. Kanaması olmayan ama her gün kanayan bir yara.


Annem ise bana en büyük sadakatsizliği yaptı evlilik kararı alarak. Ben onun için ilişkimi askıya alıyorum ama o beni askıya almış. Aile olarak adlandırdığım küçük bir yapı taşı olarak görünen ama sadece 2 bencil insanın yarattığı bir senfoni olan şey bana bu hayatta ayakta durmayı, ne kadar ezilirsem ezileyim yılmamayı öğretti.


Ve sonuç şimdilerde 21 yaşındayım. Benim yorgun, gözlerim kara ve ben yine tek başımayım. Ve yarın bir babalar günü daha, yine elini öpüp iyi ki varsın diyeceğim bir insan yok.


Hoşçakalın.

Anne, Kocansız Geçen Bir Özel Gün Daha: Babalar Günü !
Cevapla