Aslında pek ciddi ve uzun bir konu olsa da, bu soruya genel bir cevap vermek, bu amaçla bir bence hazırlamak istedim.
Öteden beri insanların en büyük sorusu var oluşumuzu açıklamak olmuştur. Varoluşumuzu açıklayan pek çok teori olsa da bu teoriler iki yöntem altında toplanırlar.
1-İdealizm
2-Materyalizm
Bu teorilere kısaca bakmak konunun ilerisi için faydası olacak. Hemen giriyorum.
İdealizm
Platon’u duymayan yoktur herhalde. Büyük Yunan filozoflarından Platon günümüze kadar gelen ve pek çok filozofu daha etkilemiş ‘’İdea’’nın kurucusudur. İdea kısaca 'görünenden ötede olan gerçek'tir. Platon, dünyayı gerçeğin gölgesine benzetir. Maddeden çok öte bir gerçeklik vardır ve madde gerçeğin yalnızca bir yansımasıdır. Bugün idealizm sözcüğü sadece Platon’un idealarını kapsamaz. Görünenden öte bir görünmeyen aleme, metafiziğe de idealizm diyebiliriz.
BU DÜŞÜNCEYE GÖRE MADDE TÜM ENERJİSİNİ DAHA ÜST BİR VARLIKTAN ALIR. TÜM DİNLER İDEALİZM TABANLIDIR.
Madde hareketsizdir, durağandır. Her şey, çok daha yüce bir kavramla açıklanabilir. Bu kavrama düşünce-zeka-Tanrı ismi verilebilir. İdealizm soyutluktan oluşur, bilimsel boşluklardan beslenir, bilinmeyeni görür(bilmez), hisseder ve ona yönelir. Kesin bilgi yoktur, inanmak ve hissetmek yüceltilir.
İdealizme göre önce ruh(bilinç), ardından madde var olur. Maddeyi yaratan şey, görünmeyen ama yalnızca hissedilebilecek bir bilinçtir. (TANRI)
Materyalizm
Yüzyıllarca sapkınlık, zevk düşkünlüğü olarak adlandırılmış olan ''madde odaklılık’’ felsefesi.
Materyalizme göre önce madde gelir. Her türlü kavram, bilinç de dahil maddelerin birbiri ile etkileşiminden oluşur. Tüm düşünceler, tüm tanrısallık madde ile çıkmıştır. Yaratıcı olan maddedir. Madde durağan değildir, edilgen değildir, etkendir.
Tüm üst varlıklar düşüncesi, maddenin gelişimi ile hayat bulmuştur. Görünenden öte bir hayal dünyası yoktur. Her şey deneysel verilerle kanıtlanmalıdır ve idealizmin aksine asla hiçbir hayal alemi a priori(deneysiz ön kabul) olarak kabul edilmemelidir.
-------------------------
Elimizde hiçbir koşulda uzlaşamayacak, diyalektiğin asla barıştıramayacağı bir çift var… Öncelikle şunu da demeliyiz ki, bilim felsefesi materyalisttir. Zamanında ideaları kanıtlamak için de bilim alet edilmiştir o ayrı.

Bilimsel metod ile nihayet idealar bir kenara bırakılmış, tümden gelim yerine tüme varım kullanılmıştır. İşte ''Tanrı’’yı ikinci plana atan da budur.
Bütün bu araştırmaların tek amacı varoluşumuzu kanıtlamak ise;
İdealizm kanıt sunamayıp var olan cevapsız sorular için çeşitli teoriler üretmekte, materyalizm ise boşlukları elle tutulabilir kanıtlar vererek doldurdukça idealizmin alanını daraltmaktadır.
Özellikle 18. Yüzyıldan sonra temel bilimler alanındaki önemli gelişmeler ve astronomik ilerlemeler, idealizmin alanını çok daraltmıştır. Evren çözüldükçe bilinmeyenler azalmakta ve bilinmeyeni bilinmeyen ile açıklamak fikri yok olmaktadır.
Bilinmeyeni bilinmeyeni açıklamak için şunları örnek gösterelim.(eski inanışlar)
Algı: Şimşekler çaktı ve yıldırımlar düştü, öyleyse Tanrı kızdı. Dua edelim.
Bilimsel gerçek: Şimşekler ve yıldırımlar … nedenlerinden oluşurlar. Dua etmek olmaz, paratoner yapalım.
Algı: Aklını yitirdi, cin çarptı, lanetlendi. Dua edelim, Tanrı bizi korusun.
Bilimsel gerçek: Beyninde … sorunlar görülüyor. … ilaçları kullanmalı, inceleme altına alınmalı, … hastalığının çaresi bulunmalı, önce sebeplerini analiz edelim.
Algı: Topraklar verimsizleşti, Bereket Tanrısı XXX insanları cezalandırmış olmalı, kurban keselim, ayin yapalım, dua edelim.
Bilimsel gerçek: ... doğa koşullarından, ... sebeplerinden dolayı toprak daha az ürün vermiştir. ... yöntemleri ile sorunları çözme yoluna gidilebilir.
Etc etc etc... İnsanlar somut ile soyutlardan vazgeçiyor. Tanrı Thor'un kızıp şimşekler ve yıldırımlar yağdırdığı çekici ile bugün alay ediyor.
….
Önemli bir nokta daha... Kimi teist(inanır)lerin iddia ettiği gibi, ateizm özünde Tanrının kusurlarından beslenmez. Heyoo ''Tanrı çocukların ölümüne izin mi veriyor, öyle Tanrı olmaz’’ demez. Zira bu da bir ‘idealizm’ konusudur. Tanrı varsa onun kötü ya da iyi olması, kötüyse var olamaması idealizmin konusudur, materyalizm basitçe Tanrı fikriyle ilgilen-me-mektedir.
18. Yüzyılın ünlü bilimadamı LAPLACE, geliştirdiği teorilerini Napolyon’a açıklar. Napolyon en sonunda ''İyi de Tanrı bunun neresinde’’ diye soru yöneltir. Laplace: ''Ama efendim, bu teoride Tanrı’ya ihtiyaç yok ki’’ şeklinde yanıt verir.
İşte nihayet geldiğimiz son nokta…
''BİLİMDE TANRI’YA İHTİYAÇ YOKTUR’’
Olup bitenlere maddi yanıtlar verildikçe idealizmin alanı daraldığından, günümüz(ve eski) bilimadamları-düşünürler çoğunlukla non-teizmin içinde yer almışlardır(seçmemişlerdir!)
Bu bağlamda soyutları reddetmek, ihtiyaç duymamanın bir sonucudur. Gerçeği maddede arayıp buldukça, insanlar görünmeyen sebepleri terk eder. Madde kendini kanıtlamaya başladıkça, idealar dünyası anlamını yitirir.
...
Baya uzun olan bu benceyi okuyanlara teşekkürler. Ben bu benceyi @_bluelady ve @4llah-diyen-portakal'a adıyorum.
İyi geceler :D
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar