Herhangi bir ülkede demokratik bir hayat tarzı kurabilmeniz için bunun asgari iktisadi şartları sağlanmalıdır. Üreten bir ekonomi yoksa sosyal adalet sağlanamaz. Burada yoksulluk edebiyatı diye tartıştığımız şey elbette klasik deyimi ile pastanın büyümesi meselesidir.
Bütün klasik metinlerde kural şudur; ortaklaşa bir yaşamın kurulabilmesi için dünya çapında ki insanlığın ortak idealidir, ve herkesin ihtiyacına göre bundan pay alabilmesi için dünya ölçüsünde üretim teknolojilerinin bütün insanlığın ihtiyaçlarını karşılayacak bir düzeye ulaşması lazımdır. Günümüzde Avrupa'daki lüks yaşantı ile Afrika'daki açları kıyaslarsak durum vahim. Avrupa'da fiyatlar düşmesin diye tahrip edilen bir tabiat var.

Dolayısıyla dünya çapındaki eşitsizlik ve bu eşitsizliğin devamı üzerine kurulmuş olan dünya küresel sistemi zaten başlangıç itibariyle tek tek ülkelerde bu gelişmelerin yolunu açacak imkanları insanlarına sunmuyor. Ama insanlar kendi ülkelerinden başlamak üzere, kendi yaşadıkları coğrafyadan başlamak üzere, kendi özgürlüklerini savunur hale geldikleri zaman ve kendi özgürlüklerinin güvencesini sağlayacak bir devlet yapılanması, ve bu devletin de çağdaş ve demokratik bir anayasal sisteme ulaşması halinde ancak bunlar aşama aşama gerçekleştirilebilir. Bütün bunların sağlanabilmesinin asgari şartları da üreten bir ekonomidir.
Türkiye'de bütün demokratik sorunların kaynağı olarak da üreten bir ekonomi olmayışıdır diyebiliriz.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar