Cinsiyetçilik, daha çok kadınların aleyhinde yapılıp genelde onlar mağdur edilse de erkeklerin de maruz kaldığı bir şiddet/baskı çeşididir. Bu şiddet/baskı toplumsal nitelikte olup geleneklerle yoğurulduğu için birçok kişi tarafından şiddet unsuru olarak görülmemektedir. Bu durum, meseleyi daha da trajik hale getirmektedir.
Cinsiyet temelli genellemelerin ortak özelliği bir "ideal erkek adam" tanımı yapmasıdır.
"Askerlik yapmayana adam demem. Erkek adam askerliğini yapar!"

Görüldüğü üzere burada bir "adamlık, erkeklik" tanımı yapılmaktadır ve bu tanım kişilere kamu otoritesinin getirdiği bir zorunluluk üzerinden dayatılmaktadır. Bu baskıyı daha çok tuzu kuru olan kadınlar ve askerde komutandan küfür yemiş herifler yapar. Dünya'nın birçok gelişmiş ordusunda zorunlu askerliğin olmadığı, 3 aylık bir eğitimin ardından 20 21 yaşındaki çocuğu 20 yıllık teröristin karşısına dikmenin bir felaket olduğu bunların umurunda değildir. Tanımını yaptıkları "erkek adam" kavramının meşruiyetinin kaynağının ne olduğu sorusu da bu saldırganların aklına gelmez.
"Erkek adam eşini korur, evin direği odur."

Bu toplumsal şiddet yöntemi erkeği bir "reis" konumuna yükseltirken kadını da "güçsüz, aciz" bir maraba olarak görür. Oysaki hayat müşterektir ve evi, tüm aile bireyleri korur. Erkek süper güç olmadığı gibi kadın da zavallı değildir.
"Kadına sözünü geçireceksin, yumruğu masaya vuracaksın."

Üzücü bir şekilde bu sitede tanıştığım birçok kız arkadaş erkeğin maço olmasını, kadına söz geçirmesini istiyor. Bu yaklaşım aileden geliyor olsa gerek... Toplumumuzda erkeğin eşine karşı sert olması ideal davranış biçimi olarak görülüyor. Aksi halde erkek "kılıbık" olmakla suçlanıyor.
Sünnet olma meselesi...

Bu konuyu tartışan, tartışmaya açan neredeyse hiç kimse yok... Toplum, sünnet olayını bir erkeğin hayatının ilk önemli dönüm noktası ve erkekliğe giriş olarak görüyor. Çocuğu padişah gibi giydirip eline asa vermeler, epik bir üslupla davetiye döşemeler, dağıtılan yemekler, düzenlenen festivaller... Bunun dini, toplumsal, kültürel nedenleri ve gerekçeleri olabilir, ancak bir insanın vücudunda onun iradesine başvurmadan hatta kişinin irade beyanında bulunabileceği bir yaşa erişmeden bu şekilde bir değişiklik yapmak ne kadar etiktir? Başka bir açıdan bakarsak bugün cinsiyetçiliğe karşı olduğunu düşünen kaç kadın "sünnetsiz" bir erkekle evlilik düşünür?
Sonuç... Tüm bu geri kalmışlığın sebebi bizleriz... İnsanları sadece cinsel nitelikleri açısından tanımlayan ve genelleyen, bu toplumsal tanımın dışına çıkan herkesi "anormal" ilan eden, herkesin yaşam tarzına karışan cahil bir zihniyetimiz var. Açıkçası bu zihniyet uzunca bir süre daha sürecek gibi duruyor...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar