Çocukluk dönemi aslında hepimizin hayatımızı inşa ettiğimiz ve temellerini attığımız zaman dilimidir. Her çocuğun ihtiyacı olan şey ise sevgi, kabul ve ilgidir.

Bazen çocuklarımızın bu taleplerini ne yazık ki çevresi kabul etmez ve bundan dolayı da çocukların yaşam temeli çok ama çok derin çatlarlar alarak zayıf düşüyor.

Bir çocuğun anlayamayacağı birçok yaşam tecrübesi vardır hayatın içinde. Bunu yapmak için gerekli zihinsel becerileri ve duygusal araçları da mevcut değildir. Bu yüzden de umursamazlık ya da reddetme çocuklar üzerinde ne yazık ki çok derin yaralar açar.
Ve iyileşme süreci de son derece zor derin yaralar açar.

“Çiçekler için güneş ne ise bir çocuk için de sevgi odur. Ekmek tek başına yetmez: iyi ve güçlü olması için bir çocuğun başının okşanmaya ihtiyacı vardır.” – Concepción Arenal
Ben dahil bir çok insan çocukluk sürecinde yaşadığı duyguları tam olarak hatırlayamıyor. Bir kişi yetişkin hayatının çok sorunlu olduğunu düşünebilir ama bu sorunların kaynağını ise bir türlü bulamaz.

Aslına bakarsanız bu durumu en iyi açıklayan şey ise çocukluklarında en çok sevdikleri kişiler tarafından görmüş oldukları ilgisizlik ve umursamazlıktır.
Çocukken ihmal edilen, ilgisiz büyüyen, sevgi görmeyen çocuklarda görülen işaretlerden bahsedeceğim,
Duyarsızlık
Duyarsızlık, çocuk iken ihmal edilmiş olan bireylerin kişiliğine kazınmış bir özelliktir. Ve bu sebepten dolayı da çocuk bir şekilde bu kayıtsızlığa vermiş bir tepki.
Çocukluk döneminde bu durum terk edilmişlik ve değersizlik duygusuna yol açmaktadır.

Yetişkinlerde ise duyarsızlık, kayıtsızlık şekilde ifade bulur. Bu da yetişkin olan bir bireyi insanlara ya da genel olarak hayata yöneltmiş olabilir. Hiçbir şey için hevesleri ve tutkuları yoktur. Bunun nedeni ise kişinin erken yaşlarından itibaren duygularına ket vurmayı öğrenmiş olması.
Çünkü bu kişilerin çevreleri bu duygulara hiç değer vermemişlerdir.

Başkalarının yardım teklifini reddetmek
Hepimiz çocukluk dönemlerimizde ailemizden ve çevremizdeki kişilerden bir sürü şey için ihtiyaç duyduk. Destek, rehberlik ve teselli son derece gerekli olan şeyler aslında çocukluk döneminde. Çocuk bu destekten mahrum kalırsa şayet, başkalarından bir şey beklememeyi öğrenir.
Sonuç olarak da "ne pahasına olursa olsun bağımsız" hale gelebiliyorlar ister istemez.

Böyle bir ortamda yetişen çocuklarda ne yazık ki başkalarının onlara verebileceklerine güvenmeyen birer birey olup çıkarlar. Her şeyi tek başlarına yapmaya çalışırlar. Kendilerini tekrar yaşamak istemedikleri duygusal deneyimlerden bu şekilde korumaya çalışırlar. Çünkü birine ihtiyaç duydukları zaman daha sonrası hayal kırıklığına uğramamak için. Bazen de bunun tam tersi durumlarda söz konusu olabilir.
Kişi her şey için, hatta kendi başlarına yapabilecekleri şeyler için bile yardım isterler.

Boşluk hissi
Kendilerinde bir şeylerin eksik olduğunun verdiği his, çocukluğunda ihmal edilmiş bireyler üzerinde etkisi çok güçlüdür. Sevdikleri kişilerin boş bıraktığı bir yer vardır kalplerinin derinliklerinde. Ve bu sebepten dolayı da hep bir eksiklik duygusu ile yaşarlar. Bu boşluk hissi, bir zaman sonra alışkanlık halini alır. Ne yazık ki bu bireyler için hiçbir şey yeterince iyi değil, hiç bir şey yeterli değildir.
Ne yaparsanız yapın hiçbir şey onları "doldurmaz". Hiç kimse de bunu başaramaz.

Bazen hep bir şeylerin eksik olduğu hissi, kendilerine ve çevrelerindeki her şeye yönelttikleri eleştiriler ile kendini gösterir.

Mükemmeliyetçilik
Kişinin çocukluğunda yaşamış olduğu sevgi ve ilgi eksikliği nedeni ile kendini algılama şeklini değiştirir. Bunu farkına bile varmadan yaptıkları için hiçbir şeyin takdir edilmeye değer olmadığını düşünürler her zaman.
Son derece yargılayıcı ve dayanılmaz birer kişi haline gelebilirler.

İhmal edilmiş bu çocuklar yetişkinliğe geldikleri zaman mükemmeliyetçi birine dönüşme ihtimallere çok yüksektir. Katılıkları, yeterince gayret göstermedikleri şeklindeki bilinçsiz şüpheye tepkidir aslında bu.
Nihayetinde hala takdir edilmeyi bekleyen o çocuk vardır karşımızda.

Reddedilmeye karşı aşırı hassaslık
Bir çocuk kendini ihmal edilmiş hissettiği zaman, değersiz olduğunu düşünür. Kendini önemsiz hisseder. Sanki onun hayatının kimse için bir önemi olmadığını düşünür.
Farkında olmadan "bir kusurları" olduğunu sonucuna ulaşırlar. Bu da ne yazık ki yetersizlik hissidir.

İhmal ile yetişen bir çocukluk, başkalarının eleştirilerine karşı da aşırı hassaslık gösterebilir. Her onaylanmama işaretini de bir tehdit olarak algılar.

Tek işittikleri şey "hiçbir şeyi doğru yapamıyorsun"dur. Tıpkı çocukken duydukları kelimeler gibi. Bu sözler inanılmaz derecede benliğinde acıya sebep olur.

Nörolojik ve psikolojik olarak, çocukluk çok kritik bir dönemdir. Fakat bu, o dönemdeki kötü deneyimlerin onarılamayacağı anlamına da gelmez.

Bununla birlikte, bu tecrübeler bazen ömür boyu kalıcı izler bırakabilir. Kişi bütün o yükten kendini kurtarabilir, ancak bunun için gerçekten çok çalışması ve muhtemelen de profesyonel bir yardım alması gerekir.

Dostça ve sağlıcakla kalın...
Sibel Erdem - 22.02.2018
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar