Bugünkü Bence’mi bir haftalık zaman dilimi içine sıkıştırmaya çalıştığımız ve belki de adını hiçbirimizin isimlendiremediği yirmi dört saatlik dilimden bahsetmek istiyorum. Ve hepimizin bildiği haftalardan yani pazartesiden pazara kadar olan 7 günlük zaman diliminden. Her gün kendine göre içinde biraz hüznü, biraz kırgınlık, çokça acı ve gözyaşı, bu kadar olumsuzluğa rağmende bir o kadar da tebessüm ve mutluluğu aynı anda barındırır.
Kahkahalar ile güldüğümüz bir günün sonunda göz pınarlarımızdan süzülen yaşlara engel olamadığımız durumlar çok olmuştur. Ya da ne bileyim tam ümidimizi kaybetmeye başladığımız bir günün sabahına yaşadığımız güzel saatlere inanamayız.

Aslında bu yaşananların her biri yeni heyecanlara, yeni deneyimlere, yepyeni tatlara davet eder bizi. Bunların kimi başta olur, kimi sonda. Aslında bunun başta ya da sonda olmasının bir önemi yoktur bizim için. Sonuçta yaşadıkça an be an, hepsi bizim için özel ve sadece bize ait anılar olmayacak mı?
Genelde çoğun kişinin sevmediği ve pazartesi sendromu olarak adlandırdığımız ve haftanın ilk gününe pazartesi denmiş bir kere, bunun herhangi bir kurtuluşu yok.

Bugün çalışan kesim (yani bizlerin) ve öğrencilerin en sevmediği gündür. Tatil sonrası disiplini, çalışmayı ve sorumluluklarımızı hatırlattığı için mi sevmiyoruz acaba. Hafta sonu geç kalkmaya, miskinlik yapmaya alışkın, dinlenmekten yorgun bedenlerin binbir zorlukla sıcacık yataklarını terk edişleri ile daha sabahın ilk ışıklarında başlar. Bugünü çabucak bitirmek ve bir an önce eve gitmek duygusu. Gün içerisinde, hafta sonu unuttuğumuz tüm sıkıntılara, yığınla faturaya, iş yerindeki çekememezliklere merhabayla daha da derinleşir bu duygu. Akşam olduğunda ise gün içinde yaşadığımız tüm yoğunluk bir anda omuzlarımıza öyle bir çöker ki, günün bittiğine yeterince sevinemeyiz.
Salı günü, haftanın ikinci günüdür. Eskiler genelde salı günü yeni bir işe başlamayın derler.

Çünkü salı günü yeni bir işe başlarsan o iş yarım kalır denir ve salının sallandığına dair de tabir kullanılır. Şayet bir iş başvurusunda bulunacaksanız eğer salı gününe getirmemeye özen getirin çok acil değil ise ertesi güne sarkıtın. Yeni bir dikiş için o güzelim kumaşı bugün mü keseceksiniz yoksa. Sakın ha! İyisi mi bugün kendinize iltimas yapın, başlayacağınız işlere yeni bir adım atmadan eskilerle idare edin. Belli mi olur, bakarsınız eskiler haklı çıkar da yeni işiniz günlerce, hatta aylarca sürünür. Oldu mu şimdi, keşke başlamasaydınız…
Haftanın en masum günü yani haftanın ortası olan çarşambaya atalarımızın bir sözü daha vardır; Çarşambayı sel aldı.

Tabi ki bunun söylenmesinin altında bir öykü yatıyor. Bundan bahsedeyim hemen kısaca. Bir köyde Çarşamba ovasında akıntı olan Yeşilırmak’a ait Abdal deresinin kıyısında yer alan köylerden birini de yaşayan fakir bir gencin aşık olduğu kız, gencin askere gitmesinden sonra köyün ileri gelenlerinden birinin zorlamasıyla kaçmış. Bunu duyan genç sevdiğini aramaya başlar. Derken yağmur yağmaya başlar ve yağmur dereyi taşırır, genç sevdiğini bulur ancak iki aşık suda boğularak can verir. El ele tutuşmuş cansız bedenlerini bulurlar. O yüzden de Çarşamba’yı sel aldı sözü nesilden nesle söylenen bir sözdür.
Perşembe, günü haftanın 4. günü. Ve bugün için mutlaka çamaşır yıkayın denir.

Çamaşırınız yoksa bile mutlaka yaratın. Bunun sebebi ise zengin olunacağına inanılırmış. Bunu eskiler demişse mutlaka bir bildikleri vardır.
Şimdi sıra geldi Cuma’ya. Birden heyecanlandınız sanki. Haftanın 5. Son günü.

Özlemle beklenen, hatta bir hafta boyunca iple çekilen hafta sonunun özlemi bu. Peki ya çalışmayan kesim, emekliler, ev hanımları için bu durum nedir? Onlarda çalışan ve okuyan yakınları için seviniyorlar, iki gün tatil yapıp dinlenecekler diye. Ve onlarla daha çok vakit ayrılacağı için sevinçliler. Bizim buralarda semt pazarı da kuruluyor. Trafik keşmekeşi, sıcak yaz günlerindeki o nahoş kokuyu saymazsanız güzel bir gün. Ya sizin oralarda?
Son yıllarda iş yerlerinde hafta sonunu ve tatili anımsatan spor kıyafetleri tercih eder olduk. Her şeyi daha bir kolay yaşar olduk, ya da daha kolay kabul edebilir hale geldi.

Yüklü ev ödevleri, okumak amacı ile koltuk altımıza öylece sıkıştırdığımız raporlar. Bunlar bile nedense batmaz, acıtmaz canımızı. Çünkü biliriz ki ertesi gün iki gün tatil ve bizim için özgülük çanları çoktan çalmaya başlamıştır bile. Önceden yapılmış programlar, gidilecek yerler, uğranılacak kafeler, arkadaş toplantıları, aile ziyaretlerinin hepsi bu iki güne sığdırılmıştır.
Ve sonunda beklenen Cumartesi – Pazar geldi. Özlenen, beklenen koskoaca iki özgür gün, tatil günü bizi bekliyor.

En azından sabahın kör karanlığında çalan zil sesi yok, gönlümüzün istediği saatte kalkma ve istediğimiz her şeyi gönlümüzce yapma lüksüne sahip olduğumuz iki gün. Cumartesi günü ve gecesi tatili buram buram yaşadığımız ve gezmenin eğlenmenin dibine dibine vurduğumuz gündür.
Pazar günü özellikle öğlenden sonra bizlerde bir gaz sancıları başlar.

Küçük küçük sıkılma sinyalleri vermeye başlarız. Bu sıkıntının tek sebebi ertesi günün Pazartesi olması yeniden başlayacak olan yoğun iş temponu ve okula gidilecek olmanın verdiği sıkıntı olmasın. Pazar sabahları ailecek yapılan o sıcacık ve sevgi dolu kahvaltı saatlerini ise parantez içinde belirtmek isterim. Ben Pazar günü tüm aile bireyleri ile toplanarak yapılan kahvaltının lezzetini hiçbir zaman ve hiçbir gün yaşamadım.
İşte birkaç paragrafa sığdırdığımız günleri bitirdik bile. Ne kadar çabuk değil mi?

Aslında yaşarken de bu denli hızla tüketiyor, günleri haftalara, haftaları aylara ekleyerek yaşıyoruz. Bize getireceği mutluluk ve hüzünleri ile elimizde uzun süre tutacağımızı sandığımız ama bir su misali akıp giden günler…
Anların farkına vararak ve nefes aldığımız her saniyenin tadını çıkararak yaşamak asıl önemli olan.

Edward de Bono’nun çok sevdiğim bir cümlesi ile noktalamak isterim “Yarının bugünden daha iyi olacağı ümidi ile yaşamak yerine, hemen bugün, yarın uyandığınızda kendinize bir önceki günden biraz daha iyi hissetmenizi sağlayacak bir şeyler yapabiliriz.”

Dostça ve sağlıcakla kalın...
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar