Önceki rekor, 1948 de 12 Olimpiyat madalyası ile kırılmıştı. 2020 Tokyo Olimpiyatlarında, 73 yıl aradan sonra 13 madalya (2 Altın, 2 Gümüş, 9 Bronz) ile ülke tarihinin rekoru kırıldı... Genel sıralamada ülkemiz, 205 delegasyon (ülkeler ve bağımsız olimpiyat komiteleri) arasında 35. oldu. Bununla birlikte, birçok sporcu ve takımımız madalya kazanamasalar da, çok yaklaşarak ülke adına büyük başarılar elde ettiler.
Ülkemiz, spor politikasında doğru yolda ilerliyor mu?Madalya kazanan sporcularımız
Olimpiyatlarda, Cumhuriyet tarihi rekorunun kırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
bu çocuklar başka ülkede yaşıyor olsalar, dünya rekoru bile kırarlardı.. Bunca yokluk ve zorluğun içindeki canım ülkemde kendi kendini bu şekilde yetiştirip bu başarıları elde etmek çok üstün bir olaydır benim için.. umuyorum ki bu çocukları değerlendirir ülkemiz ve harcamazlar.. amerikada falan olacak bu çocuklar , en iyi üniversitelerde tamamen burslu okurlar, ve iyi yerlere getirilirler.. ama ülkemizin sistemine güvenemiyorum işte.. bu çocukları 5 sene sonra Bim veya A101 de görmek istemiyorum , tıpkı orada çalışan diğer binlerce üniversite mezunu gencimiz gibi... ki bu çocuklar şampiyon.. ne şampiyonları harcadı ülkemiz eskiden.. bu çocuklara her türlü imkanı sunarlar inşaallah..
Devletimiz son 20 yılda refah seviyesi hususunda gâyet belirgin bir düzelme yaşadı. Avrupa'ya oranla, 100 yıl sonra gelen sanayileşmeyle ve modernizasyonla, milletimiz yeni teknolojilere daha çabuk ulaşır hâle geldi.
Her ne kadar Batı'ya oranla mâliyeti yüksek olsa da, bu yine de iyi bir başarıdır.
Daha 10-15 yıl önce, hâlâ inek dışkısıyla ev ısıtan insanlarımız varken, şu ân doğalgaz her eve girer hâle geldi. Telefon, internet servislerinde belirgin bir düzelme var.
Devletin ayrıca spora yaptığı yatırımların, geleceğimizde daha da büyük başarılar getireceğini ümit ediyorum.
"Her ne kadar Batı'ya oranla mâliyeti yüksek olsa da, bu yine de iyi bir başarıdır.".. Güzel bir konuya temas etmişsin... Dünyadaki halkın büyük çoğunluğu fark etmese de, gelişmiş ülkeler gelişmekte olan ülkelerin kendilerine yaklaşmaması için birçok ayak oyunu oynuyor... Uluslararası ve ya yerel anlaşmalar, sözleşmeler, hukuki değişimler ile standartları olması gerekenden fazla yükselterek ticari rekabeti engelleyip, teknoloji ve sanayileşmeyi tekellerinde tutmaya çalışıyorlar. Çevre kirliliği, silahların sınırlandırılması, uzay çalışmaları v. s. hepsinin arkasında gelişmekte olan ülkeleri engellemeye yönelik maddeler var.
Örneğin; Nükleer ve mayın için sınırlamalar getirilirken, yasadışı silah ticaretini engellemeye yönelik çalışma yok, aksine kolaylaştırma var. Başta Greenpeace olmak üzere birçok fondaş çevre örgütü dev petrol şirketlerinin Afrika'daki taşeronlarının hukuk dışı uygulama ve çevre kirliliklerini görmezden gelirken, gelişmekte olan ülkelerin şirketlerinin en küçük hatasında yaygara çıkarıyor. Karbon salınımı standartları ile gelişmiş olan kendi endüstrilerini korurken, gelişmekte olan ülkelerin endüstrilerinin ticari faaliyetlerini durduruyorlar.. Böylece, bu ülkeler pazara hiç giremiyor.
Bunun gibi onlarca "görünmez - satır aralarına gizlenmiş" engelleme çalışmaları var.
Başka bir örnek... Endonezya %100 yerli olarak kendi yolcu uçağını üretti. Testleri tam bitmek üzere iken, IATA standartlarda değişikliğe gitti ve Endonezya uçaklarını uluslararası uçuşları engellendi. Dolayısı ile yurt içinde 30 yıldır kullandığı uçaklarını yurt dışına satamıyor.
Gâyet normal bir durum değil mi sizce de? 100 yıl öncesine kadar silahlar bu kadar otomatik, bu kadar ölümcül olmamıştı. O zamana kadar kan dökerek, savaşarak rakip devletleri halt ederken, bugün silahların ve devletlerin sayısının yüksek olması, savaşların eskiye nazaran çok daha kanlı olduğunu gösterir. Bundan ötürüdür ki gayri nizami harp, ve masabaşında türlü oyunlarla rakip devletleri devirmeye çalışırlar.
Çin küresel ısınma'yı azaltmak için karbon emisyonunu azaltmayı reddetti mesela. ABD'nin kendilerini yavaşlatmak istediğini söylediler sebep olarak. Ki haksız sayılmazlar.
Mensubu olduğum deniz ticareti konusunda yıllar önce karbon salınımı ve ballast (gemilerin denge amacıyla taşıdıkları deniz suyu) konusunda, çevre kirliliğine karşı yeni standartlar getirdiler... Buna göre gemilere yeni ve büyük hacimli teknolojik cihazlar koyulması gerekiyordu. Baktılar ki, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler bu cihazları imal edip yeni gemilerinde uygulamaya başladı. Bu defa dünya basınında, "deniz kirliliğine karşı acil eylem planı" adıyla bir yaygara kopardılar... Cihazları servisteki gemilerde de istediler... Çünkü kendi ellerindeki gemiler yeni, gelişmekte olan ülkelerin gemileri nispeten daha yaşlı idi. Plana göre inşa edilmiş bir gemiye bu cihazları koymak çok zordu... Böylece rakip gemileri aradan çıkarmayı hedeflediler. Tıpkı, asansörsüz iskan verilmiş 4 katlı bir apartmana, 20 yıl sonra asansör koydurtmak gibi.
Spora ve sporcuya yapilan yatırımların karşılığını almaya başlıyoruz. Madalya alamayan ama basarili sayılacak bir cok branş oldu voleybolda madalya alamasak ta güzel maçlar çıkarttık daha fazla altın alabilirdik ama biraz tecrübe eksikliği biraz da talihsizlik oldu burdan geri dönmemek lazim. Olimpiyatlarda ilk kez karete branşında oyunlar oynandı buna rağmen biz 3 madalya aldık gelişme güzel ümit verici daha da güzel olur umarim
Spor politikalarında hala eksiklikler var keza adam kayırmalar, klüplerin haksız kazanç elde etmeleri v. b. bir çok durum var ama günden güne iyiye gidiyor ve gidecek.
Spor emek isteyen bir yarıştır... 20 Yıllık emeğin karşılığı yeni yeni alınmaya başladı.. Aynı durum ekonomi içinde geçerli.. 10 Yıl sonra yansımalarını göreceğiz.
Masallah kardeslerimize. Zamanla spora yapilan yatirimlar karsiligini buluyor. Bu yatirimlarin genis kitlelere ulasmaya baslamasi, cok degil 20 sene once basladi. Insallah devami gelir.
Gençlerimiz daha güzel imkanlarla, daha çok özveri, çalışma ve iyi antrenörlerle çalışıyor demek. Daha büyük başarılara gitmek için daha çok çalışmalıyız.