Bir zamanlar bir çocuk varmış. Akşama kadar koşan, korkusuz her yere tırmanan, sessizliğinin yanında oynamaktan geri kalmayan bir çocuk. O malum olayın başına gelmeyeceğinden haberi olmadan oynuyordu. Sanki dışarıyı sevmesinin bir sebebi var gibiydi. Doyasıya tadını belki de bu yüzden çıkarıyordu. Bir gün çocuk denize gider ve denizde ona çok kötü bir şaka yapılır. Kollarından ve bacaklarından tutup çocuğu 5-6 kez suya sokup çıkarırlar.
Çocuk onlara
BIRAKIIIIIIIIIIIIN
diye bağırır ve sonunda bırakırlar. Ama iş işten geçmiştir. Çocuk o sırada kendini çok kastığından dolayı bir kasılma hisseder. Ovalayarak açmaya çalışırlar. Çocuk ve ailesi ve oradakiler ne olduğunu anlamazlar. Eve geldikten sonra duş alıp dışarı top oynamak için çıkan çocuğu komşular fark eder. """Fatma(isim sallamadır) ne oldu bu çocuğa"""derler ve annesi de olayı anlatır. Çocuk top oynamaya gittiğinde topa vurmaya çalıştığında ayağı 45 derecelik açıdan yukarı kalkmaz ve ilk büyük şoku o an yaşamıştır, tedirgindir. Ağrısı olduğunda doktora giderler. Doktora gidilir doktor başka branştaki doktora yönlendirir. O da başka bir branşa yönlendirir. Böyle bir rahatsızlık yeni yeni ortaya çıkmıştır. O yüzden kimse ne yapacağını bilmez. Bu süre içerisinde yaklaşık 6 ay geçer. Bu yüzdendir ki çok kötü şeyler olacağını düşünür şok üstüne şok yaşar. Umudunu yine de kaybetmek istemez. Çünkü,
Her başlangıcın bir sonu var
düşüncesi hala onda hakimdir. Olumlu düşünüp, ""bu sakatlığın futbolculardaki sakatlık nasıl geçiyorsa benimki de çok kısa sürede geçer"" der durur. Ama bu umut her araştırma sonucu bulunamayan bir tedavi olduğunda en aza inmiştir. Doktorlardan bir sonuç alamayan çocuk liseyi çok zor bitirir.( lise 2 nin başında olmuştur) Lisenin en hareketli dönemlerinde onun normal insanlara göre hareketsiz kalması onu mahvetmiştir ama hiç belli etmemiştir. Zamanında soğukkanlı korkusuz genç soru çözmek için tahtaya kalkar ve ayağının titrediğini fark eder. Soğukkanlılığının kalmadığını anlamak çok zor olmamıştır. Hatta soruyu çözemez ve yerine oturmak için izin ister. Hocası düşüncesiz olduğundan dolayı bunu neden yaptığını sorgulamaz. Zaten sakatlığı anlamasını bekleyemezdi ama en azından bu ilginç davranışın sebebini sorabilirdi. Bu tip şeylerin yaşanacağını bildiğinden dolayı ve vücudu duygulara karşı daha tepki verdiğinden dolayı üniversiteye gitmek istemez. Okul bittikten sonra 4 sene hiç bir şey yapmayıp bu süre zarfı içerisinde kendini içe kapatır.
Hayatta hiç bir şey yapmak istemiyordu. Bu yüzden ondan hoşlanan, seven kızları da görmezden gelmişti. Şaka gibi daha önce de ilgilenen kızlar da vardı ama sakat olduktan sonra teklif etmeyen kız kalmamıştı neredeyse.(onlar hala onu sakat görmüyordur sanırım) Yürürken ne kadar zorluk çektiğini bir Allah, bir o biliyordu. Bu yüzden etrafındaki kızların ona bağlanmasını istemiyordu. Onları bu yükün altına sokmak asla istemedi. Kendisinden dolayı kimsenin üzülmemesi için rol kesiyordu sürekli. Ya da güçlü gözükmek için.
Arkadaşlarından da uzaklaşmıştı. Çünkü onlarla yürürken onlara yetişmek için daha fazla efor sarf ediyordu ve zorlandığı yerlerde onlardan yardım istiyordu.

Bu durumda olmak da psikolojisini yıpratmıştı. Bu yüzden arkadaşlarından da uzaklaştı. Yolda giderken çocukların bir öcüymüş gibi bakmaları onun için yıkımdı, kızların ilk önce gözlerine sonra ayaklarına bakmaları yıkımdı, bütün gözler onun üzerinde gibi hissediyordu. O kızlara yanıt vermek istemedi mi tabi ki istedi. O davetkar bakışlara, sözlere karşılık vermek istedi ama sadece içinden istedi. Onun da bu lafı dediği kişiler oldu fakat diyemedi.

Dışından salağa yattı görmemezlikten geldi ya da onların kendinden nefret etmesini sağladı. Kırıldıklarını düşünmeden hareket etti. O anda onun derdi onun kırıldığı değildi bunu düşünemezdi. Tek derdi ona kimsenin bağlanmaması idi. Hatta bazı kızların arkasından acaba cinssssel sorunu mu var dediğini bile duymuştu. Ama olay çok farklıydı. Bir kere kafasına koymuştu yalnız kalmayı.

Herkes bu yaptıklarından dolayı onu ciddi sert, ulaşılamaz katı olduğunu düşünüyordu. Bazen yakınları ona hadi şunu yapalım bunu yapalım dediğinde hep HAYIR diyordu. Çünkü onların onsuz eğlenmesini istiyordu. Çünkü ayak bağı olacağını düşünüyordu. Çünkü o artık bozuk yürüyordu ve KOŞAMIYORDU! Çünkü, çünkü, çünkü...
*Sakatlık her alanda onun için kötüydü. Sanal ortama atmıştı kendini. Yeni birileriyle tanışıp yalnızlığını gidermek istiyordu. Biriyle tanıştığında baktı ki kız çok ilgili ona bu durumu yani sakatlığını açıklamak istedi. Açıkladığında """daha önce neden söylemedin"" diyerek kız bir daha çocukla konuşmamıştı. Sakatlık durumunu umursamayan kızlarla da tanıştı. Çok kişi bu sakatlığını umursamadan buluşmak istedi fakat bir iki kişiyle buluştu sadece. Onlar da tek günlük oldu ve bir daha görüşmediler.
Evlilik için adım attı
Bu kısır döngü sürekli devam etti durdu ta ki artık yeter diyene kadar. Bu en karanlık psikolojik savaş yaklaşık 15 sene sürdü. Sonrasında bir adım attı sonunun ne olacağını umursamadan. Evlenmek için bir kızla tanıştırıldı. Kız daha önceki kızlar gibi sakatlığını umursamadı ama nedense kabuğundan yeni çıkmış olacak ki o kıza şans verdi.

O kızla her şey güzeldi. Tanıştılar, buluştular, ilerleyen zamanlarda aralarında söz yüzüğü bile taktılar. Sonrasında ailesini kızı istemek için gönderdi. O kısa süreli mutluluk hemen son buldu. Kızı çocuğun sakatlığından dolayı vermediler. Ağladı, yemek yemedi, kısaca kız kendini perişan etti. 1 hafta odasından çıkmadı. Ailesiyle sevgilisinin arasında kalmıştı. Sonra çocuk yine yabancı olmadığı bir şeyi yaptı. Bu durum için çabalamadı ve kızın da kötü olduğunu görünce "ailen seni bana asla vermeyecek boşuna uğraşıyoruz ayrılmalıyız" dedi ve ayrıldılar.

Bütün bu olanlardan sonra bir ışık görüp, yükselmeye çalışan çocuk tekrar bu evlilik tecrübesinden sonra psikolojik olarak dibe vurmuştu. Bu çocuk sakatlandıktan sonra yaşadığı bütün bu olaylardan sonra duygularını ister istemez kapattı. Ve sakatlığının tedavisi için hala arayış içine girip, onu yaşatan umudunu kaybetmedi. Belki de bir eş adayı bulduğundan tekrar bir girişimde bulunur. Allah tüm şifaya muhtaç insanlarımıza şifa versin.
Yürüme zorluğu çeken sakatları anlamanız için
•Hareket kabiliyeti yürürken az olduğu için yanındaki yürüdüğüne soğuk gelebilir. Çünkü yürürken yürüyüşüne ve düşmemeye konsantre oluyor. Bazen ne konuştuğunuzu bile o durumda anlamaz ve nefes nefese bile kalabilir.
•Bazen sinirlenmesi sizden uzaklaşmak istemesinden olabilir.
•Asla ve asla sinirliliğini ayağının böyle olmasından dolayı sanmayın. Bu düşünce asıl onu daha çok sinirlendirir. Normal insanın sinirlenmesi nasıl doğalsa böyle olan biri de normal şekilde sinirlenebilir.
•Sırf sakat diye ondan üstün olduğunuzu düşünmeyin. Çünkü sadece ayakları sakat başka yeri değil. •Duyarlılıkları arttığı için gerçekleri görme de daha iyiler. Sizin nasıl bir insan olduğunuzu kendinizden daha iyi görür.
•Ona acımayın. Sadece destek olun.
*Sakatların nasıl bir psikolojide olduğunu anlamak için aşk dolu olan aşağıdaki filmi izlemenizi tavsiye ederim.

#Sakatlarıanlamayaçalışmayınanlayın
#Onlarısevebilirsinizamaailenizdekileredekabullendirin
#Birumutturyaşamak
#Seviyorsankonuş
#Kimseyeönyargılıolmayın
Dipnot : Sakat kelimesini bilerek kullandım engelli demek bir insana hakaret bana göre. ( futbolcu sakatlandığında iyileşebiliyor. Futbolcuya engeli var denmiyor. )
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar