Memleket Tadında Yaşamaya Gayret Ettiğimiz Avrupa'da Ramazan Ayı!

Sizlere bugün Viyana’da Ramazan nasıl geçer onu anlatmaya çalışacağım.

Ramazan gurbette biraz hüzünlü, özlem dolu geçer.

Memleket Tadında Yaşamaya Gayret Ettiğimiz Avrupa'da Ramazan Ayı!

Bütün göçmen kuşların en büyük özlemi “ezan sesi” dir herhalde. Ezansız, topsuz, ramazan davulcusuz ramazanlar yaşanır gurbette. Gerçi çoğu çocukluğumuzda kalmış anılardır ama ilk onların özlemi vurur yüreğimize. İş yerinde oruçsun diye sana tolerans gösteren çok az iş yeri vardır, tolerans göstermeyen iş yerlerindeki iftar ise, çalışma anında suyla açılır ayak üstü bir şeyler atıştırılır.

Viyana’da Türkiye’deki gibi iftar çadırları yok, eskiden iftarcılar evlere davet edilirdi, şimdi yöresel dernekler var ya da camilerde toplu iftarlar veriliyor.

Memleket Tadında Yaşamaya Gayret Ettiğimiz Avrupa'da Ramazan Ayı!

Derneklerde iftar yaptığımızda mekanik, müzik yayınından bir ezan duyar onunla bile avunur duygulanırız.

Derneklerde iftar
Derneklerde iftar

Bir de cami diyorum ama ne kubbesi var ne minaresi, büyük bir binanın içini camiye çevirmişlerdir, hafta sonları kuran kursları, yaz tatilinde yatılı kuran kursları için.

Memleket Tadında Yaşamaya Gayret Ettiğimiz Avrupa'da Ramazan Ayı!

Ya da bir binanın kilerini kiralayıp camiye çevirmişlerdir. Bildiğiniz bir apartman dairesi gibi yani.

Kiler de olsa bile iftar yapmak güzel
Kiler de olsa bile iftar yapmak güzel

Minareli kubbeli camimiz yok mu? Var tabi.

Memleket Tadında Yaşamaya Gayret Ettiğimiz Avrupa'da Ramazan Ayı!

Avusturya’da etki sahibi olan İslam Topluluğu tarafından büyük bir ihtiyacı karşılamak üzere 1969’da inşasına başlanan bu cami maddi imkansızlıklar sebebiyle sekteye uğruyor. Ta ki 1975’te Suudi Kralı Faysal maddi eksikleri gidermeyi taahhüt edene kadar. Kral Faysal’ın yolladığı yardım ile 1977’de tekrar faaliyete geçen inşaat 1979’da nihayete eriyor ve dönemin Avusturya Başbakanı Rudolf Kirchschlager’ın katılımıyla Merkez’in açılışı yapılıyor.

Türkiye’deki gibi coşkuyla geçmiyor belki ama evlerimizde çocuklarla bu güzel ayı çok güzel yaşıyoruz :)

Hristiyanların bir geleneği vardır; 1 Aralıktan başlayıp, Hz İsa’nın doğum günü olan 25 Aralık'a kadar süren bir takvimleri var.

Memleket Tadında Yaşamaya Gayret Ettiğimiz Avrupa'da Ramazan Ayı!

Bu takvimde her gün bir pencerecik ve her pencerenin içinde çikolatalar var. Çocuklar her gün bir pencereyi açıp bir çikolatayı yerler 24 Aralık akşamına kadar. Bizim çocuklarımız da özenir bu takvimlere.

Türkiye’de yapılır mı bilmem ama Avrupalı anneler ramazan ayında çocuklarına ramazanı sevdirmek için ramazan takvimi yaparlar ve Ramazan çocuklar için de sevinç ve heyecanla geçer.

Farkli bir model
Farkli bir model

Bir de merak edilen Bayram namazı, hafta sonuna gelirse ne ala işte o zaman bayram bayram olur ama hafta içine gelirse, ne bayram namazına gidilir ne de doğru dürüst bayram ziyaretine. Alelacele en yakınlar ziyaret edilir. Ee malum “ertesi gün iş günü” deyip bayramlaşmalar kısa tutulur.

İşte böyle sevgili arkadaşlar, gurbetçi olmak zor, gurbet ellerinde örfünü adetini dinini yaşamak sürdürebilmek zor!

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.

Hayırlı Ramazanlar dilerim

Memleket Tadında Yaşamaya Gayret Ettiğimiz Avrupa'da Ramazan Ayı!
Cevapla