Stockholm Sendromu, rehinenin kendisini rehin alan kişiyle olası diyalog sürecinde oluşan, duygusal anlamda sempati ve empati oluşması olarak özetlenebilecek psikolojik durumu anlatan bir terimdir.

Psikiyatr Nils Bejerot tarafından adlandırılan sendrom, ismini 1973 yılında İsveç'in başkenti Stockholm' da bir banka soygununda altı gün boyunca rehin tutulan kişilerin, soygunculara sempati duyması sonucunda tanımı yapıldı. Bir kadın rehinenin, soyguncuya duygusal olarak bağlanması ve soyguncuyu savunmaya başlaması. Hatta nişanlısını terk eder, kendisini rehin alan banka soyguncusunun cezaevinden çıkmasını bekler. Bir soygunun ilk kez canlı yayına verildiği olaydır!
Stockholm (2018) IMDb: 6,1

Stockholm Sendromu'na adını veren olayın anlatıldığı film! Tuhaf bir adam olan Lars Nystrom, şehrin en büyük bankalarından birisini soymak için yola koyulur. Eline silahını alır ve bankanın kapısından içeri girmesi ile büyük bir kargaşa çıkar. Lars'ın amacı sadece bankadaki paraları almaktır. Dört banka çalışanını rehin alır.

Rehinelerin bırakılması için bazı isteklerde bulunur, ilk isteği : cezaevindeki en yakın arkadaşının yanına getirilmesi. İkinci isteği ise 700 bin dolar, üçüncü isteği : silah, çelik yelek, kask ve hızlı bir araba. Polisler bu istekleri uzun süre düşünür, ülke başkanı bile soyguncular ile iletişime geçer. Saatler sonra Lars'ın en yakın arkadaşını cezaevinden çıkararak Lars'ın yanına bankaya getirirler!

Basın ve keskin nişancılar dışarıda bekliyordur. Bankanın içinde ise tuhaf olaylar yaşanıyor, rehineleri banka kasasına kilitleyen Lars, bir süre sonra rehinelerden birinin titrediğini görür, üzerindeki ceketi çıkarır ve rehinenin giymesini ister. "Kimseye zarar vermeyeceğini" söyler ve ceketini verdiği rehineye hatıra olsun diye, silahından çıkardığı kurşunu hediye eder!

Rehineler ise başta oldukça korkmuşlardır fakat Lars'ı tanımaya başladıklarında onun bir sineği bile öldüremeyecek kadar yufka yürekli olduğunu anlarlar!

Lars, kısa zamanda tüm rehineler ile iyi iletişim kurar. "Sizinle bir problemim yok. lütfen, benden korkmayın." der. Rehinelerden birisi, kapalı alan korkusu olduğunu söylediğinde Lars, rehineyi kasadan çıkarır!

Lars, rehinelerin akrabaları ile görüşmesini sağlar. Bir rehinenin aradığı ailesine ulaşamaması sonrası rehineyi motive eder ve "Umudunu kaybetme, pes etme, aramaya devam et." der.

Yaşanan olaylar rehineleri o kadar etkiler ki artık Lars'a karşı bir sempati duyarlar. Polisler izin alarak, rehinelerin sağlık durumlarını kontrol etmek için içeriye girdiklerinde, gördükleri tabloya epey şaşırırlar. Rehinelerin, eli silahlı adamlar ile iyi anlaştığını ama kendilerine düşmanmış gibi baktığını gördüler. Rehinelerden birisi başbakan ile görüştüğünde ise aynen şunları söyler : "Soyguncuların serbest bırakılmasını, Soygunculardan korkmadıklarını, polislerden korktuklarını" dile getirir.

6. Günde ise : Bankaya gaz bombası atılarak girildiğinde ise rehineler, "Erik ve Clark'a zarar vermeyin." diye polislere bağırırlar. "Filmde Lars, adındaki kişi gerçekte Jan-Erik, arkadaşı ise Clark'tır."

Kristin, eli kelepçeli Clark'a şöyle bağırdı, "Merak etme Clark, seni yeniden göreceğim." "Clark'ın cezaevinden çıkmasını bekleyen ve nişanlısından ayrılan kişi Kristin."

Polislere nefret dolu gözlerle bakan rehinelere karşı önyargı da oluşur ve acaba bu soygunda rehinelerin de işbirliği var mı diye sürekli sorguya alınırlar. Olaydan sonra rehineler psikiyatrist ile görüştüler ve rehinelerden birisi aynen şu cümleleri kurdu : "bende bir sorun mu var, neden onlardan nefret etmiyorum da onlara karşı sempatim var."

Rehinelerin bu durumlarını inceleyen psikiyatrist Nils, ülke sınırlarını da aşacak o terimi kullandı : Stockholm Sendromu.

Rehineler, Soygunculardan şikayetçi olmadı. Erik ve Clark'ı cezaevinde sürekli ziyaret ettiler. Soyguncular cezaevinden çıktığında ise rehineler ile ailecek görüşmeye devam ettiler. FbI'ın yaptığı araştırmada : Rehinelerin % 8'i kendisini rehin alanlara karşı sempati beslediği sonucuna vardı!

Bonus : 3096 Gün (2013) IMDb: 6,4

Film, konusu gerçek bir olaya dayanıyor. Viyana'da 10 yaşında kaçırılan bir kız, kızın ismi: "Natasha Kampusch," okula giderken kaçırılarak 8,5 yıl bir evde rehin tutulması anlatılıyor! "Natasha Kampusch" belgeselini de izlemenizi öneririm, beni bir hayli etkilemişti! Uzmanlara göre kaçırılan kızın, kaçıran kişiye karşı oluşan duyguları Stockholm Sendromu! Dram yüklü duygusal bir film! Uyarı: şiddet ve benzeri sahneler vardır!
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar