
Danimarkalı bir yönetmen ve senarist olan Lars Von Trier'in son filmi olan kışkırtıcı bir etki ile karşımıza çıkıyor. Daha önceden çektiği bir film ile olay olan ve tepkilere neden açsa da gerçek bir hastalığı işlediği bir film ile olay olmuştu. ''Nymphomaniac'' adlı filmden sonra uzun bir süre ses soluğu çıkmayan yönetmenin yeni filmi, dehşet verici bir hikaye ile karşımıza çıkıyor. 1970 yıllarını konu alan bir seri katilin 12 yıl boyunca korkunç cinayetlerini, katilin kendi gözünden anlatarak yansıtıyor. Toplam 5 vakadan oluşan cinayetlerin kusursuz detaylarından oluşuyor. 12 yıllık süreçte, rastgele seçtiği cinayetler ile anlatarak özetliyor. Jack'e hayat veren ise Matt Dillon.
1.Vaka: Seri katile benzemiyorsun

Olay bir kadının krikosunun kırılmasıyla başlar. Yol kenarından geçen Jack, yardımcı olmak üzere durur ve kadını bir şekilde aracına alarak demir ustası Sonny'e götürür. O sırada aracın içinde geçen ''seri katil'' muhabbeti uzadıkça uzar. Sonunda Jack, aslında bir şeyin keyfine varır. Seri katilin başlangıcına!
Sanatın birçok şekli vardır.
2.Vaka: Obsesif Kompülsif

Jack, mühendis bir insandır. Bir yandan da mimar olduğunu iddia eder. Mimar olan mühendis olarak kendini görür. Çizimlerinde bunu yansıtır ve bir şekilde hayalindeki eve kusursuz bir şekilde yapması gerekiyordu. Sıradaki vakasında, kocası ölmüş bir dul kadının evinin ziyareti esnasında başlar. Kadınla aralarında geçen bir muhabbetten sonra onu da öldürerek fotoğraf karesine alır. Tabii, cinayeti işledikten sonra obsesif kompülsif takıntıları, onun cinayeti işlediği evden bir türlü uzaklaştıramaz. Jack, farketti ki obsesif kompülsifin azaldığına.
Birkaç cinayet işledikten sonra OKB'min hafiflediğini hissettim.
Ara geçit

O arada seri katilin çocukluğuna doğru bir anılar tazelenir. Çalılıklar arasında kaçan bir çocuğun bıraktığı izler. Sanki yakalanmak mı istiyordu?
Ara geçitten sonra Narsist benliğini ortaya koymaya başlar ve cinayetleri işleyen katilin mükemmeliyetçi ruhunu obsesif kompülsif takıntısıyla birleştirir. Kendisini Mr.Sofistike olarak adlandırır. Haberlere ve manşetlere bu yolla anılmak istemektedir. Jack'in bir de cinayetlerinin içinde duyulan acı hakkında benzetmesini farklı bir sanat betimlemesiyle karşımıza çıkacak.
Jack bir cümle kurarak farklı bir şekilde cinayetlerini gözünden anlatır: ''Sokak lambalarının altında yürüyen bir adam düşün. Işığın altındayken gölgesi hem koyu hem de küçük oluyor. Sonra yürümeye başladığında gölgesi önünde büyüyor. Gölgesi gittikçe büyüdükten sonra yok oluyor ve sonraki lamba sayesinde arkasında çıkan gölge gittikçe kısalıyor ve sonra da adam ışığın altında durunca koyuluğunun son raddesine ulaşıyor. Bunu anlattıktan sonra cinayeti ilk başladığı halini anlatarak farklı bir benzetmeye getiriyor. Kaplan ile kuzunun masumiyet ile vahşiliğin arasındaki çizgi gibi...
Tanrı kaplan ile kuzuyu yarattı. Kuzu masumiyeti kaplan da vahşiliği temsil eder.
3.Vaka: Aile

Aileden mevzu açılır. Verge ile sohbet eden Jack, meşgule hayatından aileye vakit ayıramamışsın diyerek sitemde bulunur. 2 çocuklu bir anne ile Jack avlanmaya doğru giderler. Her şey normal giderken Jack'in ilginç bir tanısını ortaya koyar: ''Dişi geyikler, genelde en büyük yavrularıyla birlikte önde yürür arkalarından da en küçükleri gelir. Normalde ilk en arkadaki vurulur çünkü diğer iki yetişkin geyik yavru olmadan yaşayabilir. Fakat ilk annelerini vurup diğerlerini vuramazsan iki yavru da sağ kalamaz. O yüzden bunun için önce büyük yavruyu vurup en son da anneyi vurman gerekir.''
Aile kavramı, en büyük eserlerimden birine ilham kaynağı oldu.
4.Vaka: Sevdiğim biri olmuştu

Sevdiği ile buluşmaya giden Jack, Verge ile konuşurken farklı bir konuya değinir. Din kavramının insanoğlunu perişan etti diyerek. İyi ve kötü kavramının ayıklanması dinin yayılmasını sağlıyor. Jack'in yaptıklarını anlattığı sırada kabul edilebilir gerçeklikte bir insan yaratmak mıydı amacın diyerek söylemde bulunur. Mantıklı birisi dışarıdan baktığında bunun sevgi için yalvaran birinin eseri olmaz mıydı diye soru yönlendirmesi üzerine sevgilisini anlatır. 4. Vaka ile beraber 61 kişiyi öldürdüğünü söyler.
Neden erkek hep suçludur?
5.Vaka: Soylu küflü mantar

Dünyada söz sahibi olmuş ve olacak olan bütün ikonalar benim için sıra dışı sanatın temelini oluşturuyor. Tek bir mermi ile yapabileceği bir sanatın işaretini farklı bir şekilde anlatıyor. Jack, artık tamamlayamadığı evini bu sefer tamamlayarak gerçekliğine doğru gidiyor.
Kapanış

Yaptığı cinayetlerden sonra artık Jack, evini inşa eder. Ardından Verge ile beraber cehennem derinliklerinde kendisini bulur. Yıllardır insanoğlu cehennemi bulmaya çalıştığını söyler. Birkaç kademe aşağıya indirdiğini söyleyen Verge, bir yol seçmesini isteyecektir.
Hoşça kal Jack.
Farklı türde 2 saat 30 dakika süren bir film. Gizemli bir katilin gözünden anlatılan olayların detaylarını izleyeceksiniz. Sıkılmadan izleyebilirseniz güzel bir yolculuk sizi bekleyecek, çünkü gizem içeren ve uzun süren filmler, izleyicilerin çoğunu boğabilir. Film içerisinde vahşetin olduğunun altını çizelim. Katilin perspektifinden cinayetlerin nasıl göründüğü ve pişmanlık duyup duymadığını öğreneceksiniz. Katilimizin bir de obsesif kompülsif hastalığını da anlayacaksınız. Ne kadar zor bir hastalık olduğunu güzel bir şekilde cinayetlerinde anlatacak. Film içerisinde neden hep kadınlar hedef seçilmiş diyebilirsiniz fakat onu bile anlatacak. Merak uyandırıcı film severler için önerilecek bir Danimarka filmidir.

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar